OSMANLCA KÜRESEL ÖLÇEKTE YAPAY ZEKA KÖPRÜ DİLİ OLMALI
Bir Ortak Kelime Hazinesinin Küresel Dijital Uyanışı
“Elif, harflerin anasıdır; o olmadan ne Arap, ne Fars, ne Türk, ne Hint, ne Malay, ne Sevahili kendi sözünü söyleyebilirdi.”
1. Giriş: Elif’ten Yapay Zekaya Uzanan Köprü
Bir yapay zeka dil modeli, bugün milyarlarca kelimeyle besleniyor. Peki ya bu model, sadece birkaç bin ortak kelimeyle büyük bir insanlık kesimine seslenebilseydi? Elimizdeki çalışma, tam da bunu söylüyor. Osmanlıca alfabenin ilk harfi olan Elif ile başlayan 4.563 kelimenin yalnızca ilk 1000’i üzerinden yaptığımız karşılaştırmalı analiz, Alaturka Medeniyet Havzası’nın (Timur, Babür, Srivijaya, Selçuklu, Osmanlı, Altınorda, Memlük İmparatorlukları coğrafyası ana vatan olan halkların) ortak dil ağını gün yüzüne çıkarıyor. Bu makale, o kelime ağının nasıl oluştuğunu, bugün diaspora dahil 5 milyara yakın insanı nasıl kapsadığını ve bir yapay zeka modelinin bu mirası nasıl yeniden canlandırabileceğini anlatıyor.
2. Yöntem: İlk 1000 Kelime Üzerinden Bir Haritalama
Çalışmamızda Osmanlıca alfabenin ilk harfi olan Elif ile başlayan kelimeleri (hemze-i kat‘ ve hemze-i vasl dahil) ele aldık. Bu kelimeleri altı dilde karşılaştırdık:
- Hindustani (Hintçe/Urduca)
- Uygurca(ve genel Türkî diller)
- Malayca(Jawi yazılı ve Pazar Malaycası)
- Svahili(Sevahilce / Swahili, Ajami yazısıyla)
- Arapça(kontrol grubu)
- Farsça(kontrol grubu)
Her kelime için üç düzeyde benzerlik belirledik: Aynı (aynı kök, aynı yazılış, aynı anlam), Benzer (aynı kök veya Osmanlıca’da o karşılığın kullanılıyor olması), Farklı (kök veya anlam tamamen ayrı).
İlk 1000 kelime için ortaya çıkan oranlar şöyle:
| Dil | Aynı | Benzer | Farklı | Aynı/Benzer Toplam | Oran |
| Hindustani | 451 | 287 | 262 | 738 | %73,8 |
| Uygurca / Türkî | 160 | 631 | 209 | 791 | %79,1 |
| Svahili | 12 | 476 | 512 | 488 | %48,8 |
| Malayca / Endonezce | 94 | 241 | 665 | 335 | %33,5 |
Bu tablo, günlük hayatta kullanılan aktif kelime dağarcığının (2.000–3.000 kelime) önemli bir kısmının bu diller arasında paylaşıldığını gösteriyor. Özellikle Hindustani ve Uygurca’daki yüksek oran, bu iki dilin doğrudan Alaturka havzanın temel taşları olduğunu kanıtlıyor. Dilin tamamında benzerlik Hinustani dilinde % 80 oranlarını aşacak gibi görünmektedir.
3. Alaturka Medeniyet Havzası: Kervansaray, Tekke ve Panayır Ağları
Bu ortaklık tesadüf değil. Alaturka Medeniyet Havzası dediğimiz coğrafya, sadece bir toprak parçası değil; bir bilgi iklimidir. Bu iklim, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Timurlu’dan Babür’e, Altın Orda’dan Memlük’e, Srivijaya’dan Doğu Afrika kıyılarına uzanan bir düşünce ve ticaret ağıdır. Kadim Blokzincirdir.
Bu ağın üç ana damarı vardır:
- a) Kervansaray ve Panayırlar
Ticaret kervanları, sadece mal değil; kelime, dua, hikâye ve fıkıh taşırdı. Bir Arap tüccar, Hindistan’dan getirdiği baharatla birlikte “âbâd” (bayındır) kelimesini de getirir, Selçuklu toprağında o kelime “Abad” olarak Türkçeleşir, oradan Uygur bozkırına ve Malay adalarına yayılırdı. - b) Tekke, Zaviye, Dergâh ve Türbeler
Tasavvuf erbabı, kelimeleri birer zikir gibi işlerdi. “Abdest”, Farsça “âb” (su) ve “dest” (el) kelimelerinin birleşiminden ibaret değildir; bu kelime, bir ferdi hijyen normu, bir ibadet öncesi arınma ritüeli haline gelmiştir. Bu anlamı ona Maverâünnehir’in bilgi iklimikazandırmıştır. - c) Çerçilik ve Asitane Kültürü
Seyyar satıcılar, hikâye anlatıcıları, dervişler ve âlimler; kelimeleri bir blokzincir ağı gibi işletir, her durakta o kelimeye yeni bir anlam ekler, onu günceller ve bir sonraki durağa taşırdı. Günümüz blokzincir teknolojisi neyse, o dönemde kervansaray-tekke-panayır üçgeni oydu.
4. Kelimeyi Ödünç Almak değil, Kökleştirmek
Modern dilbilim, Arapça veya Farsça kökenli kelimeleri Türkçe’de “alıntı” olarak etiketlemeye alışkındır. Oysa Alaturka havza bu kelimeleri ödünç almamış, kökleştirmiştir.
Örnek 1 – “Kitap”
Arapça “ketebe” (yazmak) kökünden gelir. Ancak Türkçe bu kelimeye “-lık”, “-sız”, “-çı” eklerini vererek kitaplık, kitapsız, kitapçı… gibi kendi ekleri ile kök kelime olarak kullanmıştır. Bu eklerle birlikte kelime artık Arapça değil, Türkçe’nin öz malıdır.
Örnek 2 – “Abdest”
Farsça “âb” (su) + “dest” (el) basit bir birleşimdir. Alaturka anlam evreni bunu alır, ağız yıkamadan tuvalet adabına, niyetten ibadete uzanan bir hijyen ve arınma disiplinini bu tek kelimeye sığdırır. Bu anlamı Maverâünnehir’in tasavvufi ve fıkhî geleneği oluşturmuştur. Kelime artık Farsça değil, Alaturka medeniyetinin öz kavramıdır. Hatta ana dili Farsça olan İran halkı Arapça Vudu kelimesini tercih etmiştir. Abdest, özbeöz Türkçe bir kelime olup Maveraünnehir epistemolojisi ile kavram haritaları şekillenmiştir.
Örnek 3 – “Aşk”
Arapça “aşeka” (عشق) kökünden iştiyak anlamına gelir, ancak Mevlâna’nın, Yunus’un, Hacı Bektaş’ın dilinde bu kelime ilahi bir çekim, varlığın özüne duyulan özlem haline gelir. Bu, kelimeye Batı’nın “romantik aşk”ından çok daha derin bir anlam yükler.
Bu mantıkla, bir yapay zeka modeli, sadece kelimeleri çevirmekle yetinmemeli; o kelimenin ardındaki kültürel katmanları da modüle etmelidir.
5. Hindüstani: Bölünmemiş Bir Dilin Hafızası
Tabloda Hindustani’nin %73,8 ile en yüksek ikinci orana sahip olması tesadüf değildir. 20. yüzyılın ortalarına kadar Bengal’den Pencap’a, Keşmir’den Dekken’e, Hint altkıtasının tamamı, Müslüman, Hindu, Budist, Sih ve diğer tüm inanç grupları aynı ortak dilin (Hindustani/Urduca/Hintçe) konuşurlarıydı.
İngiliz sömürge yönetimi bu birliği bölmüş, ardından Hint-Pakistan ayrımı dilleri resmen ayırmış olsa da sokaktaki insan hâlâ o ortak kelimelerle konuşur. “Ab”, “adab”, “akıl”, “kitap” gibi kelimeler, iki ülkede de aynı anlamda yaşar. Bu kelimeler, işgalci bir dilin ürünü değil, kendi kadim hafızalarının parçasıdır. Bir Hintli, sözlüğüne baktığında “abad” kelimesinin Farsça olduğunu görür ama “bu benim kelimem” der; çünkü o kelime, onun Pançatanra’sından, Emir Hüsrev’inden, Mevlânâ’sından kalmadır.
6. Svahili, Malayca ve Afrika Birliği’nin Ortak Dili
Svahili, Afrika Birliği’nin resmî dillerinden biri olarak kabul edilir ve Doğu Afrika’da 150 milyon kişi tarafından konuşulur. Çalışmamızda Svahili’nin Arapça kökenli kelimelerdeki benzerlik oranı (%32) ilk bakışta düşük görünse de, bu oran dini, hukuki ve ticari metinlerde %60’lara çıkmaktadır. “Sala”, “haki”, “rahisi”, “heri”, “kitabu”, “hesabu” gibi kelimeler, Svahili’de neredeyse Osmanlıca ile aynıdır. Bu, Alaturka havzanın Hint Okyanusu ticaret yollarıyla Doğu Afrika’ya kadar ulaştığını gösterir.
Malayca’daki %33’lük oran ise, Endonezya ve Malezya gibi 300 milyonluk bir coğrafyanın İslam öncesi ve sonrası dönemlerde Alaturka havza ile temasını kanıtlar. “Bahasa”, “adab”, “kitab”, “hak”, “dunia” gibi kelimeler, Malay dünyasının da bu ortak hafızaya dâhil olduğunu gösterir.
Arapça ve Farsça’yı da eklediğimizde, bu ortak kelime hazinesi en az 2,7 milyar insanın anadilinde yaşamaktadır. Diaspora uzantılarıyla birlikte bu sayı 5 milyara ulaşmaktadır.
7. Yapay Zeka İçin Ne Anlama Geliyor?
Günümüz büyük dil modelleri (LLM), çoğunlukla İngilizce merkezli veri setleriyle eğitilir. Bu modeller, Türkçe, Hintçe, Malayca veya Svahili’yi ayrı ayrı öğrenir; aralarındaki ortak kelime ağını görmezler. Oysa Alaturka modeli, bu dilleri tek bir kök üzerinden işleyebilir.
Modelin Avantajları:
- Verimlilik:563 ortak kelimeyle, milyarlarca kelimelik veri setine ihtiyaç duymaz. Çünkü bu kelimeler, tüm bu dillerde aynı anlamı taşır. Kaşgarlı Mahmud’un DLT’deki “Mühmel” ve “Müsta’mel” ayrımı, bu veri kürasyonunun 11. yüzyıldaki prototipidir.
- Kültürel Doğruluk:Kelimelerin ardındaki tasavvufi, ticari ve hukuki anlamları da modüle eder. “Abdest” dediğinde, sadece “suyla yıkanma” değil, “niyet, ibadet, arınma, beden ve ruh temizliği” kavramlarını da çağırır.
- Enerji ve Zaman Verimliliği:Türkçenin sondan eklemeli yapısı ve Kaşgarlı’nın hibrit modellemesi ile %65 enerji verimliliği ve %80 zaman verimliliği Bu, mevcut Anglo-Sakson mimarili modellere göre ciddi bir rekabet avantajı sunar.
- Küresel Kabul:Bu model, kullanıcıya kendi dilinde hitap ederken, aynı zamanda o dilin kadim hafızasına da dokunur. Bu, kullanıcıda “bu makine beni anlıyor” duygusu yaratır.
Potansiyel Kullanım Alanları:
- Dini ve Tasavvufi Metin Çevirileri:Kur’an, Mesnevi, Divan-ı Hikmet, Yunus Emre, Hacı Bektaş Velî gibi metinlerdeki kelime ağlarını doğru aktarabilir.
- Tarihî Arşivlerin Yapay Zeka ile Taranması:Osmanlı, Selçuklu, Timurlu, Babür, Memlük arşivlerinde geçen bu ortak kelimeler, model tarafından otomatik olarak tanınır ve anlamlandırılır.
- Eğitim ve Kültür Diplomasisi:Bu model, Türkiye, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Malezya, Orta Asya, Arap ülkeleri ve Doğu Afrika arasında bir kültür köprüsü görevi görebilir.
8. Sonuç: Elif’ten Küresel Dijital Uyanışa
Alaturka Medeniyet Havzası, binlerce yıllık birikimini kelimelere, o kelimeleri anlamlara, o anlamları da bir iletişim ağına dönüştürmüştür. Bu ağ, bugün 5 milyara yakın insanın anadilinde veya ikinci dilinde yaşamaktadır.
Bir yapay zeka modelinin bu ağı yeniden canlandırması mümkündür. Üstelik bunu, sadece bir “çeviri aracı” olarak değil, bir “anlam üretim motoru” olarak yapabilir. Elif’ten başlayan o kelime zinciri, bugün dijital bir ruha bürünerek insanlığın ortak hafızasını yeniden inşa edebilir.
Bu çalışma ile çağrımız şudur:
- Kaşgarlı Paradigması’nıyapay zeka araştırmalarının merkezine alan bir “Alaturka Yapay Zeka” modeli geliştirilmelidir.
- Osmanlıca ve Türkçenin sondan eklemeli yapısı, enerji ve zaman verimliliği sağlayacak şekilde hibrit mimarilerde kullanılmalıdır.
- Alaturka Medeniyet Havzası’nın ortak kelime hazinesi, 5 milyardan fazla insanı kapsayacak şekilde haritalanmalı ve bu veri seti ile bir LLM eğitilmelidir.
- Endüstri 5.0’ın insan-merkezci, etik ve şeffaf sistem anlayışı, Maveraünnehir epistemolojisi ile birleştirilerek uygulanabilir bir yol haritasına dönüştürülmelidir.
“Elif’in sırrı, onu okuyabilenin kalbindedir; şimdi o kalbi yapay zekaya da öğretme zamanıdır.”
Kaynakça / Veri Seti
- Osmanlıca Sözlükler (https://remzi.cagdassozluk.com/osmani-h214.html)
- Wilkinson, RJ. Malayca-İngilizce Sözlük .
- Rekhta Urduca Sözlüğü ( https://www.rekhta.org )
- Platts, JT Urduca, Klasik Hintçe ve İngilizce Sözlüğü .
- Svahili-İngilizce Sözlük
- Uygur Sözlüğü Projesi ( https://www.uighurdictionary.com )
- Eski Uygurca Sözlüğü (Trier Üniversitesi)
- USPUM Y. Yeni Serii Makaleler (https://www.uspum.org.tr/yapay-zeka-cagi-turk-cagi-olacaktir/) “Yapay Zekâ Çağı, Türk Çağı Olacaktır!”, “Yapay Zekânın Anlam Buhranına 11. Yüzyıldan Bir Çözüm Önerisi”, “Dîvânu Lugâti’t-Türk’ü Endüstri 5,0 İçin Okumak”, “Yapay Zekâ Çağı İçin Tarihsel Paradigma ve Teknik Yol Haritası”
| ELİF İLE BAŞLAYAN İLK 1000 OSMANLICA KELİMENİN ÇOK DİLLİ ANLAM EVRENİ | |||||||||||
| Sıra | Osmanlıca | Latinceleştirin | Türkçe Karşılık | Hindüstani Karşılık | Yeni Hind. Etiketi | Uygurca Karşılık | Yeni Uyg. Etiketi | Malayca Karşılık | Yeni Malay Etiketi | Sevahilce Karşılık | Yeni Sev. Etiketi |
| 1 | A | Elif | Arap/Osmanlı alfabesinin ilk harfi | Elif | aynı | Elif | aynı | Elif | aynı | Alifu (alifu) | benzer (son ses farkı) |
| 2 | Ah | A (ünlem) | “ey” anlamında nida edatı | Hey (o) | farklı | Hey (ey) | benzer (Osmanlıca’da “ey” var) | Vay canına (wahai) | farklı | Hey (ee) | farklı |
| 3 | Ah | A (pekiştirme) | Pekiştirme edatı (rengârenk vb.) | çok fazla | farklı | بك (değil) | farklı | ساڠت (çok) | farklı | SANA | farklı |
| 4 | Ah | A (harf adı) | Türk alfabesinin “a” harfi | A (a) | aynı | A (a) | aynı | A (a) | aynı | A (a) | aynı |
| 5 | Güven | İtikal | Kemirerek yeme, erozyon | erozyon (kṣaraṇ) | farklı | çürüme (ayrışma) | farklı | Hawkins (erozyon) | farklı | Erozyon (erozyon) | farklı |
| 6 | Koalisyon | İttifak | Anlaşma, uyuşma | İttilaf (ittilāf) | aynı | ittifak (ittipaq) | benzer (kök aynı, yazılış farklı) | Anlaşma (muafakat) | benzer (Osmanlıca’da “muvafakat” var) | Muafaka | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 7 | İmamlar | Eimme | İmamlar | Aimma | aynı | İmamlar (imamlar) | benzer (çoğul eki farklı) | İmam-İmam (imam-imam) | benzer (tekrar ile çoğul) | İmamlar (immah) | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 8 | su | Ab (su) | Var mı? | şimdi (āb) | aynı | 3 (üzerinde) | benzer (Osmanlıca’da “su” var) | Hava | farklı | Maji | farklı |
| 9 | su | eb (ile) | Var mı? | şimdi (āb) | aynı | 3 (üzerinde) | benzer (Osmanlıca’da “su” var) | Hava | farklı | Maji | farklı |
| 10 | Baba | âbâ | Babalar | Aba (ābā) | aynı | Atiller (atilar) | benzer (Osmanlıca’da “ata” var) | बाव-बाव (baba-baba) | benzer (Osmanlıca’da “baba” var) | مابابا (düşük) | benzer (Osmanlıca’da “baba” var) |
| 11 | Baba | İbâ | Çekinme, kaçınma | İba (ibā) | aynı | kafa kafaya (vurucu) | farklı | Babalar (ibā’) | aynı | كوكاتاا (reddetmek) | farklı |
| 12 | babalar | Aba | Yünden yapılmış elbise | aba | aynı | yung chapan (yung chapan) | farklı | Elbise | benzer (Osmanlıca’da “cübbe” var) | Joho (joho) | farklı |
| 13 | Ababel | Ebabil | Dağ kırlangıcı kuşu | Ababil (abābīl) | aynı | عبابیل (ebabil) | aynı | Ababil (ababil) | aynı | Ababil (ababil) | aynı |
| 14 | Abah | onlara verin | Helâl kılma, mübah kılma | İbaha (ibāḥa) | aynı | İbaha (ibaha) | aynı | İzin verilebilir | benzer (Osmanlıca’da “mubah” var) | Ruhosaa (izin) | farklı |
| 15 | Abad | Abad (bayındır) | Bayındır, şen | yerleşim yeri (ābād) | aynı | Awat (awat) | benzer (ses değişimi) | Refah içinde (Refah içinde) | benzer (Osmanlıca’da “mamur” var) | اوستاوي (refah) | farklı |
| 16 | Abad | Abad (ebedler) | Ebedler, sonsuz zamanlar | abad | benzer (yazılış farkı) | Abed (ebed) | benzer (aynı kök) | Sonsuzluk | benzer (aynı kök) | Abadani | benzer (aynı kök) |
| 17 | Abadan | Günaydın. | Mâmur, bayındır (yer) | ābādān | aynı | Awat (awat) | benzer (aynı kök) | Refah içinde (Refah içinde) | benzer (Osmanlıca’da “mamur” var) | اوستاوي (refah) | farklı |
| 18 | Abadanlak | Abadanlık | Şenlik, imar | yerleşimli | benzer (aynı kök) | Refah (awatchiliq) | benzer (aynı kök) | Refah | benzer (Osmanlıca’da “ma’muriyet” var) | اوستاوي (refah) | farklı |
| 19 | Abadlı | Sonsuz | Bayındırlık | nüfus | aynı | Refah (awatliq) | benzer (aynı kök) | Refah | benzer (Osmanlıca’da “ma’muriyet” var) | اوستاوي (refah) | farklı |
| 20 | yalanlar | Ebadıl | Boş, faydasız sözler | Abāṭīl | aynı | Batillar (batillar) | benzer (aynı kök) | Yanlış (batil) | benzer (Osmanlıca’da “batıl” var) | Geçersiz (batili) | benzer (Osmanlıca’da “batıl” var) |
| 21 | Abakah | Kenevir | Amca, emmi | amca | farklı | Amca (tagha) | farklı | باڤا ساودارا (baba) | farklı | Amca (amca) | farklı |
| 22 | Onun şeytanları | söylemek | İblisler | İblis (iblīsoñ) | benzer (aynı kök) | Şeytanlar (şeytanlar) | benzer (aynı kök) | İblis-İblis | benzer (aynı kök) | Şeytan | benzer (aynı kök) |
| 23 | Abamaq | Abamak | Yasaklamak, men etmek | reddetmek (manā karnā) | farklı | kısıtlama (cheklesh) | farklı | ملارڠ (melarang) | farklı | كوكاتازا (yasaklamak) | farklı |
| 24 | Abandırmak | Abandırmak | Çökertmek, abanır duruma getirmek | eğilerek | farklı | yönlendirme | farklı | مريبهكن (yatarak) | farklı | Koinamisha (bükmek) | farklı |
| 25 | Abanlamaq | abanlamak | Büyük adım atmak, adımla ölçmek | adım atmak | farklı | Büyük bir adım at (chong qedem tser) | farklı | ملڠكه بسر (büyük bir adım atın) | farklı | kupiga hatua kubwa | farklı |
| 26 | Abanmaq | abanmak | Yaslanmak, dayanmak | yaslanmak (jhuknā / ṭek lagānā) | farklı | güvenmek (atamak) | farklı | Bersandar | farklı | کوئگمیا (eğilmek) | farklı |
| 27 | Abanoz | abanoz | Siyah sert ağaç | abanoz (ābnūs) | benzer (aynı kök, ses farkı) | Abanoz (ebnus) | benzer (aynı kök) | Siyah ahşap | farklı | Abanoz (abunusi) | benzer (aynı kök) |
| 28 | Abani | abani (kumaş) | Nakışlı beyaz ipek kumaş | ābanī | aynı | Beyaz ipek kumaş (aq yipek rex) | farklı | Kain Sutra | farklı | Kitamba cha hariri (kitambaa cha hariri) | farklı |
| 29 | başlangıç | başlangıç | Başlangıç | İbtida (ibtidā) | benzer (hemzesiz yazılış) | İlkel (iptida) | benzer (aynı kök) | başlangıç (ibtida) | aynı | başlangıç (başlangıç) | farklı |
| 30 | Acemi | ilkokul | İlk, başlangıca ait | İbtidā’ī | benzer (aynı kök) | İlkel (ilkel) | benzer (aynı kök) | Temel (ibtidai) | aynı | Aman Tanrım (başlangıç) | farklı |
| 31 | İlköğretim | Otorite | Süratle başlama | İbtidar (ibtidār) | aynı | Hızlı başlangıç (tez bashlash) | farklı | Hemen başlayın. | farklı | Kwanza Opsi (yakında başlayacak) | farklı |
| 32 | Felaket | Ebter | Kuyruksuz, evlatsız | Abtar | aynı | Ebter (ebter) | aynı | Votus keturunen (soyun sona ermesi) | farklı | Kikatikiya Kizazi (cinsel sakatlama) | farklı |
| 33 | gülümsemek | İbtisam | Gülümseme | İbtisām | aynı | Gülümse (tebessum) | benzer (Osmanlıca’da “tebessüm” var) | Senyum | farklı | Tabasamo (gülümseme) | benzer (aynı kök) |
| 34 | Kısaltma | İbtisar | Kalp gözüyle görme, basiret | İbtisār | aynı | İçgörü (besiret) | benzer (Osmanlıca’da “basiret” var) | Basirat | benzer (aynı kök) | Busara | benzer (aynı kök) |
| 35 | Arıyorum | Ibtiga | Talep, istek | İbtighā (ibtighā) | aynı | talep (telefon) | benzer (Osmanlıca’da “talep” var) | İstek (talab) | benzer (Osmanlıca’da “talep” var) | Kotaka (istemek) | farklı |
| 36 | Duruşma | İbtila | Belaya uğrama | İbtila | benzer (hemze farkı) | İptila (iptila) | benzer (aynı kök) | İstila (ibtila) | aynı | Balaa | benzer (Osmanlıca’da “bela” var) |
| 37 | Bina | İbtina | Bina etme, dayanma | İbtina (ibtinā) | benzer (hemze farkı) | Temel (basis) | benzer (Osmanlıca’da “esas” var) | Esas alınarak | benzer (Osmanlıca’da “esas” var) | Üzerine inşa edilecek (üzerine inşa edilecek) | farklı |
| 38 | İbtehaj | İbtihac | Sevinç, gönül açıklığı | İbtihaj (ibtihāj) | aynı | Mutluluk (mutluluk) | farklı | Sevinç (kegembiraan) | farklı | Furaha | benzer (Osmanlıca’da “ferah” var) |
| 39 | Yalvarma | İbtihal | Yalvarma, dua etme | İbtihal (ibtihāl) | aynı | Dua etmek (dua etmek) | benzer (Osmanlıca’da “dua” var) | doa | benzer (Osmanlıca’da “dua” var) | Dua | benzer (Osmanlıca’da “dua” var) |
| 40 | Abjal | İbcal | Büyük saygı, tazim | Ta’zim (ta’zīm) | benzer (Osmanlıca’da “tazim” var) | saygı (saygı) | benzer (Osmanlıca’da “hürmet” var) | Saygı | benzer (Osmanlıca’da “hürmet” var) | Heshima | benzer (Osmanlıca’da “hürmet” var) |
| 41 | Abjad | Ebced | Alfabe sıralaması | Abjad | aynı | Abjad (ebjed) | aynı | Abjad (alfabe) | aynı | Abjadi | benzer (ses farkı) |
| 42 | Araştırma | Ebhâs | Bahisler, tartışmalar | tartışmalar | benzer (Osmanlıca’da “bahis” var) | Behsler (behsler) | benzer (Osmanlıca’da “bahis” var) | Tartışma-tartışma (bahas-bahas) | benzer (Osmanlıca’da “bahis” var) | Tartışmalar (tartışmalar) | benzer (Osmanlıca’da “mücadele” var) |
| 43 | navigasyon | Ebhâr | Denizler | bahroñ | benzer (Osmanlıca’da “bahr” var) | denizler | benzer (Osmanlıca’da “deniz” var) | Lautan | farklı | بحاري (denizcilik) | benzer (Osmanlıca’da “bahr” var) |
| 44 | Hayat suyu | Abı hayat | Hayat suyu | aab-e-hayat (āb-e-hayāt) | aynı | hayat suyu | benzer (Osmanlıca’da “hayat” ve “su” var) | Hava Hayat | benzer (Osmanlıca’da “hayat” ve “su” var) | Maji ya uzima | benzer (Osmanlıca’da “hayat” ve “su” var) |
| 45 | Buharlaştırıyorum | Abile | Buharlar | bukharat | benzer (Osmanlıca’da “buhar” var) | Buharlar (buharlar) | benzer (Osmanlıca’da “buhar” var) | WAP | farklı | Buhar (buhar) | farklı |
| 46 | Sonsuza kadar | Ebed | Sonsuzluk | abad | benzer (yazılış farkı) | Abed (ebed) | aynı | Sonsuzluk | benzer (yazılış farkı) | Abadi (abadi) | benzer (yazılış farkı) |
| 47 | Asla | Sonsuz | Sonsuza dek | Abadan | benzer (yazılış farkı) | sonsuz | benzer (Osmanlıca’da “ebedi” var) | Abadi (abadi) | benzer (aynı kök) | Abadani | benzer (aynı kök) |
| 48 | Başlangıç | Başlangıç | Yoktan yaratma | İbda (ibdā) | benzer (hemze farkı) | Yaratılış (ijad) | benzer (Osmanlıca’da “icat” var) | Oluşturmak (oluşturmak) | benzer (Osmanlıca’da “icat” var) | Küba (tasarım) | farklı |
| 49 | Sulu | Abdar | Sulu, taze | ābdār | aynı | Su (sülük) | benzer (Osmanlıca’da “sulu” var) | Dikenli çalı (berair) | benzer (Osmanlıca’da “sulu” var) | Yeniye Maji | benzer (Osmanlıca’da “sulu” var) |
| 50 | Sulu | Abdarlık | Sululuk, tazelik | Abdārī | benzer (aynı kök) | Su (suluqluq) | benzer (Osmanlıca’da “sululuk” var) | Sulu durum | benzer (Osmanlıca’da “sululuk” var) | Omagimagi (sıvı) | benzer (Osmanlıca’da “sululuk” var) |
| 51 | Buluş | Birinci | İcat, yaratma | İbda’ (ibdā’) | aynı | Yaratılış (ijad) | benzer (Osmanlıca’da “icat” var) | Yaratılış | benzer (Osmanlıca’da “icat” var) | Yaratıcılık | farklı |
| 52 | Abdal | Abdal | Derviş, ermiş | Abdal (abdāl) | aynı | Abdal (abdal) | aynı | Abdal (abdal) | aynı | Derviş | benzer (Osmanlıca’da “derviş” var) |
| 53 | Abdal | Abdal | Derviş, ermiş | Abdal (abdāl) | aynı | Abdal (abdal) | aynı | Abdal (abdal) | aynı | Derviş | benzer (Osmanlıca’da “derviş” var) |
| 54 | Abdalasi | Aptalsı | Aptala benzer | aptal (mūrkh-sā) | farklı | Aptal (ehmeqsïman) | benzer (Osmanlıca’da “ahmak” var) | Seperti Bodoh | benzer (Osmanlıca’da “budala” var) | Kama Mpumbapu (kama mpumbavu) | benzer (Osmanlıca’da “budala” var) |
| 55 | Abdalalaq | Abdallık | Abdal olma hâli | abdālī-pan | benzer (aynı kök) | Abdalliq (abdalliq) | benzer (aynı kök) | Keabdalan | benzer (aynı kök) | Hali ya Abdal (Hali ya Abdal) | benzer (Osmanlıca’da “abdal” var) |
| 56 | Abdan | Ebdan | Bedenler, vücutlar | vücut | benzer (Osmanlıca’da “beden” var) | Cesetler | benzer (Osmanlıca’da “beden” var) | Baden (badan) | benzer (Osmanlıca’da “beden” var) | Miili | farklı |
| 57 | Su deposu | Abdan | Su kabı, mesane | ābdān | aynı | Su sürahisi (su sürahisi) | benzer (Osmanlıca’da “su” ve “kap” var) | Bekas Hava | benzer (Osmanlıca’da “su” ve “kap” var) | Chombo cha maji (chombo cha maji) | benzer (Osmanlıca’da “su” ve “kap” var) |
| 58 | Su sebili | Abdest | Dinî temizlik | wuzū | benzer (Osmanlıca’da “vuzu” var) | Abdest (taharet) | benzer (Osmanlıca’da “taharet” var) | Abdest (vuduk) | benzer (Osmanlıca’da “vuzu” var) | udhu | benzer (Osmanlıca’da “vuzu” var) |
| 59 | Su sebili | Abdestan | Su ibriği | Lota (loṭā) | farklı | Abdest kabı (taharat ibriqi) | benzer (Osmanlıca’da “ibrik” var) | Kandi Wuduk (Kendi Wuduk) | farklı | Birika la udhu | farklı |
| 60 | Banyo | Abdesthane | Tuvalet, hela | Baitul-Khala (bait-ul-khalā) | benzer (Osmanlıca’da “beytü’l-hala” var) | Tuvalet | benzer (Osmanlıca’da “hacethane” var) | Tandas | farklı | Çuf (çuf) | farklı |
| 61 | Banyo | Abdestsiz | Abdestsiz | be-wuzū | benzer (Osmanlıca’da “vuzu” var) | Abdest (abduksiyon) | benzer (Osmanlıca’da “taharetsiz” var) | Abdestsiz (tanpa wuduk) | benzer (Osmanlıca’da “vuzu” var) | Bila Udhu | benzer (Osmanlıca’da “vuzu” var) |
| 62 | Abdestlek | Abdestlik | Abdest alınacak yer/giysi | wuzū-khāna | benzer (Osmanlıca’da “vuzuhane” var) | Abdest alma yeri (taharat jayi) | benzer (Osmanlıca’da “taharet” var) | Abdest yeri (tempat wuduk) | benzer (Osmanlıca’da “abdestlik” var) | Mahali Pa Udhu (mahali pa udhu) | benzer (Osmanlıca’da “abdestlik” var) |
| 63 | Sonsuza dek | Ebediyyen | Sonsuza kadar | Abadan | benzer (yazılış farkı) | sonsuza dek (menggü) | farklı | Selamün aleyküm (selama-lamanya) | farklı | Milele | farklı |
| 64 | Sonsuzluk | Ebediyyet | Sonsuzluk | Abadiyat (abadiyat) | benzer (yazılış farkı) | sonsuz (devamlı) | farklı | Keabadian | farklı | Umilele (umilele) | farklı |
| 65 | Sonsuz | Ebedi | Sonsuz | abadī | benzer (yazılış farkı) | sonsuz | aynı | Abadi (abadi) | benzer (yazılış farkı) | Abadi (abadi) | benzer (yazılış farkı) |
| 66 | alçaltma | İbzal | Bol bol verme | İbzal | aynı | Cömertçe vermek (cömertçe vermek) | farklı | Derma (derma) | farklı | Cömertçe vermek (cömertçe vermek) | farklı |
| 67 | Bulut | Ebr (bulut) | Bulut | abr | aynı | Bulut (bulut) | benzer (Osmanlıca’da “bulut” var) | O (awan) | farklı | Wingu | farklı |
| 68 | Beraat | İbrahim | Temize çıkarma, aklama | İbra (ibrā) | aynı | gerekçe (haklılaştırma) | benzer (Osmanlıca’da “aklamak” var) | Kurtuluş | farklı | Kuacheliya (serbest bırakmak) | farklı |
| 69 | Abrar | Ebrar | İyiler, hayır sahipleri | Abrar | aynı | Ebrar (ebrar) | aynı | Abrar (abrar) | aynı | Wema | farklı |
| 70 | İfade etmek | İbraz | Ortaya koyma, gösterme | İbrahim | aynı | göstermek (göstermek) | benzer (Osmanlıca’da “göstermek” var) | Sunum (presentation) | farklı | كواسليشا (teslim etmek) | farklı |
| 71 | Abras | Abraş | Alaca benekli | görüldü | farklı | Ala (ala) | benzer (Osmanlıca’da “ala” var) | بلڠ-بلڠ (faiz-faiz) | farklı | Noktalar (noktalar) | farklı |
| 72 | İbrahim | İbrahim | Israr etme, zorlama | İbrahim | aynı | Israr (israr) | benzer (Osmanlıca’da “ısrar” var) | دسقن (basınç) | benzer (Osmanlıca’da “baskı” var) | وسيسيتيزو (vurgu) | benzer (Osmanlıca’da “ısrar” var) |
| 73 | Abrash | İbres | Alaca renkli | görüldü | farklı | Ala (ala) | benzer (Osmanlıca’da “ala” var) | بلڠ-بلڠ (faiz-faiz) | farklı | Noktalar (noktalar) | farklı |
| 74 | cüzzamlı | Ebras | Alacalı hastalığı olan | Baras | aynı | cüzzam (cüzzam) | farklı | Souk (sopak) | farklı | مبالاڠا (mbalanga) | farklı |
| 75 | Bulut | İbre (iğne) | İğne | iğne | farklı | İğne | benzer (Osmanlıca’da “iğne” var) | Jarum | farklı | İğne | farklı |
| 76 | kaş | Ebru (kaş) | Kaş | Abrū (abrū) | aynı | Qash | benzer (Osmanlıca’da “kaş” var) | Öyle değil mi (alis)? | farklı | Nyusi (nyusi) | farklı |
| 77 | kaş | Ebru (sanat) | Ebru sanatı | Ebru | aynı | ئەبرۇ (ebru) | aynı | Ebru | aynı | Sanaa ya ebru (ebru sanatı) | benzer (Osmanlıca’da “ebru” var) |
| 78 | İtibar | Abru | Yüz suyu, itibar | şeref (ābrū) | aynı | İtibar | benzer (aynı kök) | Marwa (maruah) | benzer (Osmanlıca’da “mürüvvet” var) | Heshima | benzer (Osmanlıca’da “hürmet” var) |
| 79 | Bulutlu | Ebrulamak | Ebru yapmak | Ebru Muz | benzer (Osmanlıca’da “ebru” var) | ebrulash | benzer (aynı kök) | Ebru yapımı | benzer (Osmanlıca’da “ebru” var) | Kutengeneza ebru (kutengeneza ebru) | benzer (Osmanlıca’da “ebru” var) |
| 80 | İbriz | İbriz | Halis altın | İbriz | aynı | Saf altın (sap altun) | benzer (Osmanlıca’da “saf altın” var) | Dün, Tulen (emas tulen) | benzer (Osmanlıca’da “saf altın” var) | Dhahabu Safi | benzer (Osmanlıca’da “saf altın” var) |
| 81 | Abrishim | İbrişim | İpek ipliği | Abresham | aynı | İpek | benzer (Osmanlıca’da “ipek” var) | Sutera | farklı | ipek (gümüş) | benzer (Osmanlıca’da “harir” var) |
| 82 | çaydanlık | İbrik | Su kabı | Lota (loṭā) | farklı | ibriq | aynı | Kanadalı (kendi) | farklı | Birika | benzer (Osmanlıca’da “ibrik” var) |
| 83 | Abriqiji | İbrikçi | İbrik yapan/satan | Lotawala (loṭā-vālā) | farklı | bira üreticisi | aynı | Kendin Yap | farklı | Fundi birika | farklı |
| 84 | Abriqdar | İbriddar | İbrikle su döken görevli | āftābādār | farklı | ibriqdar | aynı | atıcı (pitcher) | farklı | مهودومو وا بيريكا (sarnıç görevlisi) | farklı |
| 85 | Abriqdarlaq | İbrikdarlık | İbrikdarlık görevi | āftābādārī | farklı | İbriqdarliq (ibriqdarliq) | aynı | Tugas Kendi | farklı | uhudumu wa birika | farklı |
| 86 | Bulutlu | İbranice (iğne) | İğne yapan/satan | iğne balığı (sūī-gar) | farklı | يىڭنىچى (yingnichi) | benzer (Osmanlıca’da “iğneci” var) | İğneci (tukang jarum) | farklı | Fundi Sindano | farklı |
| 87 | Aletler | Ebzar (baharat) | Baharat | baharat | farklı | Baharatlar (tetitqu) | farklı | Baharat | farklı | Viungo (viungo) | farklı |
| 88 | Absar | Ebsar (gözler) | Gözler | Absar (absār) | benzer (Osmanlıca’da “basar” var) | Gözler | benzer (Osmanlıca’da “göz” var) | mata | farklı | maço (maço) | farklı |
| 89 | iptal | İptal | Geçersiz kılma | İbtal (ibtāl) | aynı | İptal (iptal) | benzer (Osmanlıca’da “iptal” var) | Kaldır (reddet) | benzer (Osmanlıca’da “iptal” var) | Kübalı (iptal etmek için) | benzer (Osmanlıca’da “iptal” var) |
| 90 | Boyutlar | İb’ad (uzaklaştırma) | Uzaklaştırma | kaldırmak (dūr karnā) | benzer (Osmanlıca’da “uzak” var) | mesafe (yiraqlashturush) | benzer (Osmanlıca’da “uzak” var) | منجاوهكن (uzaklığa) | benzer (Osmanlıca’da “uzak” var) | Kaldırmak (kaldırmak) | benzer (Osmanlıca’da “uzak” var) |
| 91 | Boyutlar | Eb’ad (uzaklıklar) | Boyutlar, uzaklıklar | Abād (ab’ād) | aynı | Boyutlar | farklı | boyut | farklı | Ölçümler | farklı |
| 92 | Kale | İbga/İbka | Devam ettirme, baki kılma | İbqa (ibqā) | aynı | Devam etmek için (devam etmek için) | benzer (Osmanlıca’da “devam” var) | Sürdürmek (sürdürmek) | benzer (Osmanlıca’da “kalmak” var) | Sürdürmek (sürdürmek) | benzer (Osmanlıca’da “devam” var) |
| 93 | bakireler | Ebkar (bakireler) | Bakireler | abkar | aynı | Tunjilar | benzer (Osmanlıca’da “ilk” var) | Gadis-gadis | farklı | واناوالي (bakireler) | farklı |
| 94 | sesini kapatmak | Ebkem (dilsiz) | Kalpsiz | sersem | farklı | Gacha (gacha). | benzer (Osmanlıca’da “dilsiz” var) | Öpücük | farklı | Bubu (bubu) | farklı |
| 95 | Karpuz | Abgün (mavi) | Mavi | mavi | farklı | كۆك (kök) | benzer (Osmanlıca’da “gök” var) | Peru (biru) | farklı | Konuş (buluu) | farklı |
| 96 | Cam şişe | Abgine (cam) | Cam eşya, kristal | ābgīna | aynı | Cam (bardaklar) | benzer (Osmanlıca’da “ayna” var) | Bardak | farklı | Kioo | farklı |
| 97 | Çiçek | Abla | Abla, büyük kız kardeş | Didi (dīdī) | farklı | Kardeş (acha) | benzer (Osmanlıca’da “abla” var) | Guguk kuşu | farklı | dada | farklı |
| 98 | Bildiri | İblagh | Ulaştırma, bildirme | İblāgh | aynı | Teslimat | benzer (Osmanlıca’da “ulaştırmak” var) | ڤڽمڤاين (delivery) | benzer (Osmanlıca’da “tebliğ” var) | كواسليشا (teslim etmek) | benzer (Osmanlıca’da “ulaştırmak” var) |
| 99 | Ablaq | Ablak (yuvarlak yüz) | Yayvan dolgun yüz | tombul yüz (gol-maṭol chehrā) | benzer (Osmanlıca’da “yuvarlak” var) | yuvarlak yüz (yuvarlak yüz) | benzer (Osmanlıca’da “yuvarlak” var) | Muka Bolt | benzer (Osmanlıca’da “yuvarlak” var) | uso mpana (uso mpana) | benzer (Osmanlıca’da “geniş” var) |
| 100 | Ablaq | Eblak (alaca) | Alaca, rengârenk | ablaq | aynı | Ala (ala) | benzer (Osmanlıca’da “ala” var) | بلڠ-بلڠ (faiz-faiz) | farklı | Noktalar (noktalar) | farklı |
| 101 | Salak | Ebleh | Ahmak, budala | abla | aynı | Aptal (ehmeq) | benzer (Osmanlıca’da “ahmak” var) | Bodoh (bodoh) | benzer (Osmanlıca’da “budala” var) | مبومباڤو (aptal) | benzer (Osmanlıca’da “budala” var) |
| 102 | Abelqeh | Abluka | Kuşatma | abluka (nākābandī) | farklı | kuşatma (kavga) | farklı | Kepungan | farklı | مزينگيرو (siege) | farklı |
| 103 | dış giyim | ebli | Yelkenli gemilerde düzenek | yelken ipi (pāl-rassī) | farklı | Yelken ayarlayıcısı | farklı | Katman araçları | farklı | Tanga ekipmanları | farklı |
| 104 | şeytan | Şeytan | Şeytan | İblis (iblīs) | aynı | Şeytan (iblis) | aynı | İblis (Şeytan) | aynı | Şeytan | benzer (son ses farkı) |
| 105 | İblisana | İblisane | Şeytani | İblīsāna | aynı | Şeytani (şeytani) | benzer (çokluk eki farkı) | Gerçek Şeytan (secara iblis) | benzer (Osmanlıca’da “iblis” var) | Kiibilisi | benzer (Osmanlıca’da “iblis” var) |
| 106 | Şeytani | ibliskarlar | Şeytanca, hilekârca | İblīskārāna | aynı | Şeytani (şeytani) | benzer (çokluk eki farkı) | Gerçek Şeytan (secara iblis) | benzer (Osmanlıca’da “iblis” var) | Kiibilisi | benzer (Osmanlıca’da “iblis” var) |
| 107 | Ablaq | şeytan | İplik | İplik (dhāgā) | farklı | iplik (iplik) | benzer (Osmanlıca’da “ip” var) | بنڠ (thread) | farklı | Uzi | farklı |
| 108 | oğul | İbn | Oğul, evlat | İbn (ibn) | aynı | İbn (ibn) | aynı | İbn / İbnu (ibn / ibnu) | aynı | Çöp Kutusu | benzer (ses düşmesi) |
| 109 | insanlar | İbnâ | Oğullar, evlatlar | abnā | aynı | Erkek çocuklar (oghullar) | benzer (Osmanlıca’da “oğul” var) | انق-انق (çocuklar) | benzer (Osmanlıca’da “evlat” var) | Watoto (çocuklar) | farklı |
| 110 | Abanoz | hayranlar | Abanoz ağacı | abanoz (ābnūs) | aynı | Abanoz (abnus) | aynı | Abanoz | farklı | Mpingo | farklı |
| 111 | Abanoz | Abanosiye | Abanozgiller | abanoz | aynı | Abnusiya (abnusiye) | aynı | Abanoz Ailesi | farklı | Mvingo topluluğu | farklı |
| 112 | Benim binam | Ebniye | Binalar | Abniya | aynı | Binalar | benzer (Osmanlıca’da “bina” var) | باڠونن (bina) | benzer (Osmanlıca’da “bina” var) | Majengo | farklı |
| 113 | Abe | Nerede | Ebe, doğum yardımcısı | ebe (dāī) | farklı | Daya (daya) | benzer (Osmanlıca’da “dayı” var) | Matkap (bidan) | farklı | Mkokanga (ebe) | farklı |
| 114 | Abe | Âbe (işaret) | İşaret, alâmet | işaret | benzer (Osmanlıca’da “nişan” var) | Kanıt (belge) | benzer (Osmanlıca’da “belge” var) | Tanda (tanda) | farklı | Alama | benzer (Osmanlıca’da “alamet” var) |
| 115 | Abe Gomji | ebegümeci | Ebegümeci bitkisi | Gulkhaira (gulkhairā) | farklı | Malva | farklı | Ebegümeci ağacı (pokok malva) | farklı | Mlenda veya Mlenda sebzesi | farklı |
| 116 | Belirsizlik | İbhâm (belirsizlik) | Belirsiz bırakma | ibhām | aynı | Belirsizlik | benzer (Osmanlıca’da “mübhem” var) | Kekaburan (kekaburan) | farklı | Utata (utata) | farklı |
| 117 | Belirsizlik | İbham (belirsizlik) | Belirsiz bırakma | ibhām | aynı | Belirsizlik | benzer (Osmanlıca’da “mübhem” var) | Kekaburan (kekaburan) | farklı | Utata (utata) | farklı |
| 118 | Görkemli | Ubbehet | Büyüklük, ululuk | Ubhat | aynı | Muhteşemlik (heywet) | benzer (Osmanlıca’da “heybet” var) | Majesteleri | farklı | Otocofo (şan) | farklı |
| 119 | Abhar | Eber | Aort atardamarı | Abhar | aynı | aort | farklı | aort | farklı | aort | farklı |
| 120 | Seni öldüreceğim | ebelik | Ebelik mesleği | Daigiri (dāīgirī) | farklı | Kadın doğum uzmanı (obstetrik) | farklı | Ebelik | farklı | Okunga (ukunga) | farklı |
| 121 | Abu | Ebû | Baba | Ebu (abū) | aynı | Abu (ebu) | aynı | Ebu (ebu) | aynı | Abu | aynı |
| 122 | Abu | abu (nilüfer) | Nilüfer çiçeği | Nilofar | farklı | Lotus (Neluper) | farklı | Teratai | farklı | Yungiyungi (yungiyungi) | farklı |
| 123 | Ebu Cehl Karpoozi | ebu cehil karpuzu | Yabani acı karpuz | ḥanzal | farklı | Acı kavun (achchiq tavuz) | farklı | Kolosint (kolosint) | farklı | Yabani salatalık (Ağız salatalığı) | farklı |
| 124 | Abu Tilon | ebu taylun | Özel bitki adı | Abu Taylūn (abū taylūn) | benzer (aynı özel ad) | Abu Taylun (ebu taylun) | benzer (aynı özel ad) | Abu Taylun (abu taylun) | benzer (aynı özel ad) | Abu Taylun | benzer (aynı özel ad) |
| 125 | kapı | Ebbâb | Kapılar, bölümler | abwab | aynı | Bölümler (bölümler) | benzer (Osmanlıca’da “bab” var) | Bab-bab (bab-bab) | benzer (Osmanlıca’da “bab” var) | Milango (milango) | farklı |
| 126 | Abbott | Ubuvvet | Babalık | ubuwwat | aynı | Babalık (atiliq) | benzer (Osmanlıca’da “atalık” var) | Babalık | benzer (Osmanlıca’da “babalık” var) | Ubaba (ubaba) | benzer (Osmanlıca’da “babalık” var) |
| 127 | Abuja | abur cubur | Gelişigüzel yiyecek | sağlıksız yiyecek yemek (ūl-jalūl khānā) | farklı | Şşşşşşş (ş- | farklı | Atıştırmalıklar | farklı | ڤيتافونوا (snacks) | farklı |
| 128 | Abuq Sabuq | abuk sabuk | Saçma sapan söz | ūl-jalūl | farklı | Bimene (bimene) | farklı | Merepek | farklı | أوڤووزي (saçmalık) | farklı |
| 129 | Abonelik | abone | Abone, sürekli müşteri | abone | farklı | ABONE (müşteri) | benzer (Osmanlıca’da “müşteri” var) | ڤلڠݢن (müşteri) | farklı | Matija (müşteri) | farklı |
| 130 | Abonlak | abonelik | Abone olma durumu | Üyelik (sadasyatā) | farklı | Abonelik | benzer (Osmanlıca’da “müşterilik” var) | كڤلڠݢنن (subscription) | farklı | أوشريكي (katılım) | farklı |
| 131 | Ebeveynler | Ebeveyn | Anne baba | Ebeveynler | benzer (Osmanlıca’da “valideyn” var) | ebeveynler (ebeveynler) | benzer (Osmanlıca’da “ata” ve “ana” var) | ايبو باڤ (anne ve baba) | benzer (Osmanlıca’da “baba” var) | وازازازی (ebeveynler) | farklı |
| 132 | ayetler | Ebyat | Beyitler | abyāt | aynı | Ayetler | benzer (Osmanlıca’da “beyit” var) | Yem-yem | benzer (Osmanlıca’da “beyit” var) | Beti | farklı |
| 133 | beyaz | Ebyaz | Beyaz | abyaz (abyaż) | aynı | sulu (sulu) | benzer (Osmanlıca’da “ak” var) | ڤوتيه (white) | farklı | Yeni (nyeupe) | farklı |
| 134 | Manastır | Ebî | Baba | Abba (Abbā) | farklı | baba (baba) | benzer (Osmanlıca’da “ata” var) | باڤ (baba) | benzer (Osmanlıca’da “baba” var) | Baba | benzer (Osmanlıca’da “baba” var) |
| 135 | Sulama | onlar | Sulama | ābyārī | aynı | Sulama | benzer (Osmanlıca’da “sulama” var) | ڤڠايرن (sulama) | benzer (Osmanlıca’da “sulama” var) | Sulama (sulama) | benzer (Osmanlıca’da “sulama” var) |
| 136 | Abike | İbik | Horoz ibiği | Kalgī | farklı | Taç | benzer (Osmanlıca’da “taç” var) | Balung | farklı | Kitana cha jogoo (kitana cha jogoo) | farklı |
| 137 | Yukarı | Ep (ip) | İp | Halat (ḍorī) | farklı | iplik (iplik) | benzer (Osmanlıca’da “ip” var) | Tali | farklı | Kamba (kaplumbağa) | farklı |
| 138 | Sen | ap (pekiştirme) | Pekiştirme ön takısı | hemen | farklı | Ap- (ap-) | aynı | ساڠت (çok) | farklı | كابيسا (tamamen) | farklı |
| 139 | Sen | aya (soru edatı) | Acaba, soru edatı | Ne | farklı | Gerçekten mi? | benzer (Osmanlıca’da “acaba” var) | Adakah (bağış) | farklı | Evet (je) | farklı |
| 140 | Daire | daire | Daire | daire | benzer (aynı kök) | Daire | aynı | Daire | benzer (aynı kök) | daireler | benzer (aynı kök) |
| 141 | Aparmaq | almak | Alıp götürmek, çalmak | götürmek | farklı | Önderlik etmek (önderlik etmek) | aynı | Membawa (membawa) | farklı | Kupeleka (kupeleka) | farklı |
| 142 | Apaz | apaz (avuç) | Avuç dolusu | yumruk (muṭṭhī) | farklı | Ochum (ochum) | farklı | سکککم (segengm) | farklı | Konzi | farklı |
| 143 | Apazalamaq | apazlamak | Avuçlamak | yumruğunu içeri almak (muṭṭhī meṃ lenā) | farklı | Çalmak (çalmak) | farklı | مڠݢڠݢم (holding) | farklı | Kushika kwa kiganja | farklı |
| 144 | Apazlameh | afazlama | Avuçlama, rüzgârı yandan alma | bir avuç numara (muṭṭhībhar chāl) | farklı | yandash shamal | farklı | لاير اڤاس (apaz ekranı) | benzer (Osmanlıca’da “apaz” var) | Mondoku wa tanga (mwendo wa tanga) | farklı |
| 145 | Appalachian | raflar | Tombul, gürbüz çocuk | tombul çocuk (gol-maṭol bachchā) | benzer (Osmanlıca’da “yuvarlak” var) | Bebek bebeği (bebek bebeği) | benzer (Osmanlıca’da “yuvarlak” var) | Bayi Montel | farklı | متوتو منېنی (şişman çocuk) | farklı |
| 146 | Ekler | apansız | Ansızın, birdenbire | Birden | farklı | Aniden (beklenmedik bir şekilde) | benzer (Osmanlıca’da “ansız” var) | Tiba-tiba (tiba-tiba) | farklı | غفلا (aniden) | farklı |
| 147 | Gelişmemiş | ipramak | Yıpranmak, aşınmak | ovma (ghisnā) | farklı | Uprimaq (uprimaq) | benzer (Osmanlıca’da “yıpranmak” var) | Lusuh (lusuh) | farklı | کوچاکا (yıpranmak) | farklı |
| 148 | Aprimec | ifade etmek | Bozulmak, çürümek | çürüyen (saṛnā) | farklı | çürümek (çürümek) | benzer (Osmanlıca’da “çürümek” var) | membusuk | farklı | çürüyen | farklı |
| 149 | Toplam | Epsem (sessiz) | Suskun, sessiz | sessiz | farklı | Jim | farklı | Diam | farklı | Kimya | farklı |
| 150 | Upsmalk | epsemlik | Sessizlik | sessizlik | farklı | Sessizlik | farklı | Ksenyapan (kesenyapan) | farklı | Ouchemia (sessizlik) | farklı |
| 151 | Opsid | İpsi | Tekerlek parmağı | tekerlek jantı | farklı | Dingil mesafesi (wheelbase) | farklı | Jejari Roda | farklı | Spoku | farklı |
| 152 | Aapsh | apış | İki bacak arası | uylukların arası (jāṅghoṅ kā bīc) | farklı | Sohbet mesafesi (sohbet mesafesi) | farklı | Bacak yarığı (celah paha) | farklı | Kati ya mapaja | farklı |
| 153 | Apsikhat | apşak | Yorgun, güçsüz hayvan | Bacakları açık, yorgun | farklı | Yorgun, yorgun (charchighan, chati échilghan) | farklı | kasık bölgesinde olmaktan bıktım | farklı | yorgun, çıplak ayaklar | farklı |
| 154 | Saygılarımla | apıştırmak | Hayvanı yorup çökertmek | hayvanı yormak | farklı | Bir hayvanı bitkin düşürerek boğmak (haywanni charchitip chöktürmek) | farklı | hayvanı yormak | farklı | bir hayvanı yormak | farklı |
| 155 | Upshmaq | apışmak | Yorgunluktan bacakları ayırmak | Bacakları yana açarak oturmak (pair phailākar baiṭh jānā) | farklı | Çatı parçalanıyor (chati échilip chokmek) | farklı | yorgunluktan çömelmişti | farklı | Yorgunluktan dolayı çıplak ayakla oturmak | farklı |
| 156 | Esin | apışık | Yorgun, güçsüz | Bacakları açık, yorgun | farklı | Yorgun, yorgun (charchighan, chati échilghan) | farklı | kasık bölgesinde olmaktan bıktım | farklı | yorgun, çıplak ayaklar | farklı |
| 157 | Apmic | İpmik | İnce ip | ince iplik | farklı | Yipche | benzer (Osmanlıca’da “ip” var) | İnce iplik (benang halus) | farklı | Uzi Mobamba (uzi mwembamba) | farklı |
| 158 | Apollo | Apulia | Paytak yürüme | sendeleyen yürüyüş (ḍagmag chāl) | farklı | Rahatça yürümek (deldeng mengish) | farklı | Sendelleyerek yürümek (senelleyerek yürümek) | farklı | Sendellemek (dengesiz yürümek) | farklı |
| 159 | Appalachian | Apolet | Omuzluk rütbe işareti | apolet | aynı | Apolet | aynı | evrimleşmek (epolet) | aynı | Epoleti | benzer (aynı kök) |
| 160 | Apiqo | elma | Derli toplu, hazır | hazır | farklı | hazır (teyyar) | benzer (Osmanlıca’da “hazır” var) | Hazır | farklı | Hazır (hazır) | farklı |
| 161 | Sen | Ve | Ve | et (māṃs / gosht) | benzer (Osmanlıca’da “güşt” var) | گۆش (gösh) | benzer (Osmanlıca’da “güşt” var) | Et (kan) | farklı | Nyama | farklı |
| 162 | de | de | At | atış | farklı | ëat (at) | aynı | Kuda | farklı | Atış | benzer (Osmanlıca’da “feres” var) |
| 163 | Gelen | ata (baba) / atâ (bağış) | Ata, dede; bağış | Ata / Baba (atā / bāp) | benzer (Osmanlıca’da “ata” ve “baba” var) | baba (baba) | aynı | baba / dede (baba / nine) | benzer (Osmanlıca’da “baba” ve “ata” var) | Baba / Babu (baba / babu) | benzer (Osmanlıca’da “baba” var) |
| 164 | Atashe | ateşe (ataşe) | Askerî ataşe | ataşe (aṭaishe) | aynı | Ataşe | aynı | Atase | aynı | Ataşe | aynı |
| 165 | Ataq | Saldırı | Saldırı, hücum | Saldırı / Bebak (hamla / bebāk) | benzer (Osmanlıca’da “hamle” var) | Saldırı | benzer (Osmanlıca’da “hücum” var) | Saldırı / Cesur (serangan / berani) | farklı | Shambulio / Jasiri | farklı |
| 166 | Endişeliyim | ataklık | Cüretkârlık | cesaret/yiğitlik (bebākī / sāhas) | farklı | saldırganlık | benzer (Osmanlıca’da “hücum” var) | Keberanian (keberanian) | farklı | Cesaret (cesaret) | farklı |
| 167 | Atalq | atalık (babalık) | Babalık | Babalık (pitṛtva) | farklı | Babalık (atiliq) | aynı | Babalık | benzer (Osmanlıca’da “babalık” var) | Ubaba (ubaba) | benzer (Osmanlıca’da “babalık” var) |
| 168 | Atalq | atalık (lala/mürebbi) | Eğitici, terbiyeci | atālīq | aynı | baba tarafından | aynı | Eğitimci / Mentor (eğitimci / mentor) | farklı | مْواليمو / مْليزي (öğretmen / vasi) | farklı |
| 169 | takip etme | Etbaa | Uyanlar, tâbi olanlar | atbā’ | aynı | Takipçiler (liderler) | benzer (Osmanlıca’da “uymak” var) | Takipçi | benzer (Osmanlıca’da “takip” var) | وافواسي (wafuasi) | farklı |
| 170 | اتباع | İtbaa | Tâbi kılma, ardına katma | इतबा’ (itbā’) | aynı | ئەگەشتۈرۈش (egeshtürüsh) | benzer (Osmanlıca’da “uydurmak” var) | ايتباع / مڠيكوت (ittiba / mengikut) | benzer (Osmanlıca’da “ittiba” var) | كوفواتيشا (kufuatisha) | farklı |
| 171 | اتباع | İttiba | Uyma, tabi olma | इत्तिबा’ (ittibā’) | aynı | ئەگىشىش (egishish) | benzer (Osmanlıca’da “uymak” var) | ايتباع (ittiba) | aynı | كوفواتا (kufuata) | farklı |
| 172 | اتباعا | İttibaan | Uyarak, tabi olarak | इत्तिबाअन (ittibā’an) | aynı | ئەگىشىپ (egiship) | benzer (Osmanlıca’da “uymak” var) | دڠن مڠيكوت (dengan mengikut) | benzer (Osmanlıca’da “uymak” var) | كوا كوفواتا (kwa kufuata) | farklı |
| 173 | اتحاد | İttihad | Birlik, birleşme | इत्तिहाद (ittihād) | aynı | ئىتتىپاق (ittipaq) | benzer (Osmanlıca’da “ittifak” var) | اتحاد (ittihad) | aynı | اوموجا (umoja) | farklı |
| 174 | اتحادسزلق | ittihatsızlık | Birliksizlik | बे-इत्तिहादी (be-ittihādī) | benzer (Osmanlıca’da “ittihad” var) | ئىتتىپاقسىزلىق (ittipaqsizliq) | benzer (Osmanlıca’da “ittifak” var) | كتياداءن اتحاد (ketiadaan ittihad) | benzer (Osmanlıca’da “ittihad” var) | اوكوسيفو وا اوموجا (ukosefu wa umoja) | farklı |
| 175 | اتحادی | ittihadi | Birlikçi | इत्तिहादी (ittihādī) | aynı | ئىتتىپاقلىق (ittipaqliq) | benzer (Osmanlıca’da “ittifak” var) | اتحادي (ittihadi) | aynı | كيومونگانو (kimuungano) | farklı |
| 176 | اتحاف | İthaf | Hediye sunma | तहफ़ा देना (taḥfa denā) | benzer (Osmanlıca’da “tuhfe” var) | ھەدىيە قىلىش (hediye qilish) | benzer (Osmanlıca’da “hediye” var) | مڠهديکن (menghadiahkan) | benzer (Osmanlıca’da “hediye” var) | كوتوا زوادي (kutoa zawadi) | farklı |
| 177 | اتخاذ | İttihaz | Edinme, kabul etme | इत्तिख़ाज़ (ittikhāz) | aynı | قوبۇل قىلىش / ئېلىش (qobul qilish / élish) | benzer (Osmanlıca’da “kabul” var) | مڠمبيل / مڠڬوناكن (mengambil / menggunakan) | farklı | كوچوكوا / كوتوميا (kuchukua / kutumia) | farklı |
| 178 | آتدیرمق | attırmak | Attırmak, yaptırmak | फिंकवाना (phinkvānā) | farklı | ئاتقۇزماق (atquzmaq) | benzer (Osmanlıca’da “atmak” var) | مڠهنتاركن / ملمڤركن (menghantarkan / melemparkan) | farklı | كوروشيشا / كوتوپيشا (kurushisha / kutupisha) | farklı |
| 179 | اتر | Eter | Kimyasal eter | ईथर (īthar) | benzer (aynı kök) | ئېفىر (efir) | benzer (aynı kök) | ايتر (eter) | aynı | ايثا (etha) | benzer (aynı kök) |
| 180 | اتراك | Etrâk | Türkler | तुर्क / अत्राक (turk / atrāk) | benzer (Osmanlıca’da “Türk” var) | تۈركلەر (türkler) | aynı | اورڠ توركي (orang Turki) | benzer (Osmanlıca’da “Türk” var) | واتوروكي (Waturuki) | benzer (Osmanlıca’da “Türk” var) |
| 181 | اتربه | Etribe | Topraklar | तुराब / मिट्टी (turāb / miṭṭī) | benzer (Osmanlıca’da “türab” var) | تۇپراق (tupraq) | benzer (Osmanlıca’da “toprak” var) | تانه (tanah) | farklı | اودونڬو (udongo) | farklı |
| 182 | آترینه | aterine | Aterina balığı | एथरीना मछली (etharīnā machhlī) | farklı | ئاتېرىنا بېلىقى (aterina béliqi) | farklı | ايكن اترينا (ikan aterina) | farklı | ساماكي اترينا (samaki aterina) | farklı |
| 183 | اتساع | İttisa | Genişleme | इत्तिसा’ (ittisā’) | aynı | كېڭىيىش (kéngiyish) | benzer (Osmanlıca’da “geniş” var) | كلواساءن (keluasan) | farklı | اوپانوزي (upanuzi) | farklı |
| 184 | اتسام | İttisam | Damga vurma, nişan | इत्तिसाम / निशान लगाना (ittisām / nishān lagānā) | benzer (Osmanlıca’da “nişan” var) | تامغا سېلىش (tamgha sélish) | benzer (Osmanlıca’da “damga” var) | منندا (menanda) | farklı | كوتيا الاما (kutia alama) | benzer (Osmanlıca’da “alamet” var) |
| 185 | اتسز | etsiz | Etsiz, sıska | बिना मांस (binā māṃs) | farklı | گۆشسىز (göshsiz) | benzer (Osmanlıca’da “etsiz” var) | تنڤا داڬيڠ (tanpa daging) | farklı | بيلا نياما (bila nyama) | farklı |
| 186 | آتش | ateş | Ateş | आतिश (ātish) | aynı | ئوت (ot) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | اڤي (api) | farklı | موتو (moto) | farklı |
| 187 | آتش انگيز | ateş engiz | Ateş saçan, kundakçı | आतिश-अंगेज़ (ātish-angēz) | aynı | ئوت قوزغاتقۇچى (ot qozghatquchi) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | ڤنچتوس اڤي (pencetus api) | farklı | مچوچيزي وا موتو (mchochezi wa moto) | farklı |
| 188 | آتش بۊچگی | ateş böceği | Ateş böceği | जुगनू (jugnū) | farklı | چىراغ قۇرتى (chiragh qurti) | benzer (Osmanlıca’da “çıra” var) | كليڤ-كليڤ (kelip-kelip) | farklı | كيموليمولي (kimulimuli) | farklı |
| 189 | آتش فشان | ateş feşan | Ateş saçan | आतिश-फ़िशाँ (ātish-fishān) | aynı | ئوت چاچقۇچى (ot chachquchi) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | مڠهمبوركن اڤي (menghamburkan api) | farklı | كوتاپا موتو (kutapika moto) | farklı |
| 190 | آتشافشان | ateş efşan | Ateş saçan | आतिश-अफ़शाँ (ātish-afshān) | aynı | ئوت چاچقۇچى (ot chachquchi) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | مڠهمبوركن اڤي (menghamburkan api) | farklı | كوسامبازا موتو (kusambaza moto) | farklı |
| 191 | آتشبار | ateşbar | Ateş yağdıran | आतिश-बार (ātish-bār) | aynı | ئوت ياغدۇرغۇچى (ot yaghdurghuchi) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | مڠهوجاني اڤي (menghujani api) | farklı | كنيشا موتو (kunyesha moto) | farklı |
| 192 | آتشباز | ateşbaz | Ateşle oynayan | आतिशबाज़ (ātishbāz) | aynı | ئوت ئويناتقۇچى (ot oynatquchi) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | ڤماءين اڤي (pemain api) | farklı | مچزاجي وا موتو (mchezaji wa moto) | farklı |
| 193 | آتشپاره | ateşpare | Kıvılcım, ateş parçası | आतिश-पारा (ātish-pāra) | aynı | ئوت پارچىسى (ot parchisi) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | سرڤيهان اڤي (serpihan api) | farklı | كيپنده چا موتو (kipande cha moto) | farklı |
| 194 | آتشپرست | ateşperest | Ateşe tapan | आतिश-परस्त (ātish-parast) | aynı | ئوتقا چوقۇنغۇچى (otqa choqunghuchi) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | ڤثمبه اڤي (penyembah api) | farklı | مْوابودو موتو (mwabudu moto) | farklı |
| 195 | آتشپرستلك | ateşperestlik | Ateşe tapma inancı | आतिश-परस्ती (ātish-parastī) | aynı | ئوتقا چوقۇنۇش (otqa choqunush) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | ڤثمبهان اڤي (penyembahan api) | farklı | اوبودو وا موتو (ibada ya moto) | farklı |
| 196 | آتشجی | ateşci | Ateşçi, ocakçı | आतिशबाज़ / अग्निकर्मी (ātishbāz / agnikarmī) | benzer (Osmanlıca’da “ateş” var) | ئوتچى (otchi) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | ڤنجاڬ اڤي (penjaga api) | farklı | مْتووازا موتو (mtunza moto) | farklı |
| 197 | آتشجيلك | ateşcilik | Ateşçilik mesleği | आतिशबाज़ी / अग्निकर्म (ātishbāzī / agnikarm) | benzer (Osmanlıca’da “ateş” var) | ئوتچىلىق (otchiliq) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | كرجا منجاڬ اڤي (kerja menjaga api) | farklı | كازي يا كوتونزا موتو (kazi ya kutunza moto) | farklı |
| 198 | آتشخانه | ateşhane | Ateşgede, mabet | आतिशख़ाना (ātish-khāna) | aynı | ئوتخانا (otkhana) | aynı | رومه اڤي / كويل مجوسي (rumah api / kuil Majusi) | farklı | نيومبا يا موتو (nyumba ya moto) | farklı |
| 199 | آتشدیرمق | atışdırmak (yemek) | Hafifçe yemek, atıştırmak | नाश्ता करना (nāśtā karnā) | farklı | ئازراق يىمەك (azraq yémek) | farklı | ماكن سديكيت (makan sedikit) | farklı | كولا كيدوڬو (kula kidogo) | farklı |
| 200 | آتش زبان | ateş zeban | Ateş dilli, dokunaklı sözlü | आतिश-ज़बान (ātish-zabān) | aynı | ئوتلۇق تىللىق (otluq tilliq) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | برليده اڤي (berlidah api) | farklı | اوليمي وا موتو (ulimi wa moto) | farklı |
| 201 | آتشكده | ateşgede | Ateşperest tapınağı | आतिश-कदा (ātish-kada) | aynı | ئوتكەدە (otkede) | benzer (Osmanlıca’da “od” ve “gede” var) | رومه اڤي / كويل مجوسي (rumah api / kuil Majusi) | farklı | نيومبا يا موتو (nyumba ya moto) | farklı |
| 202 | آتشلك | ateşlik | Ateş yakılan yer | आतिशदान (ātishdān) | benzer (Osmanlıca’da “ateşdan” var) | ئوچاق / ئوتلۇق (ochoq / otluq) | benzer (Osmanlıca’da “ocak” ve “odlu” var) | تمڤت اڤي (tempat api) | farklı | ماهالي پا موتو (mahali pa moto) | farklı |
| 203 | آتشلنديرمك | ateşlendirmek | Ateşlendirmek, coşturmak | भड़काना / आतिशी करना (bhaṛkānā / ātishī karnā) | benzer (Osmanlıca’da “ateş” var) | ئوتلاندۇرماق (otlandurmaq) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | مڠوباركن (mengobarkan) | farklı | كوچوچيا (kuchochea) | farklı |
| 204 | آتشلنمك | ateşlenmek | Ateşi çıkmak, coşmak | बुख़ार होना / भड़कना (bukhār honā / bhaṛaknā) | benzer (Osmanlıca’da “buhar” ve “kızmak” var) | قىزىتما چىقماق (qizitma chiqmaq) | farklı | ديمم / مڠوبار (demam / mengobar) | farklı | كوڤاتا هومه / كواكا (kupata homa / kuwaka) | farklı |
| 205 | آتشلى | ateşli | Ateşli, heyecanlı | आतिशी (ātishī) | aynı | قىزىق / ئوتلۇق (qiziq / otluq) | benzer (Osmanlıca’da “kızgın” ve “odlu” var) | برڤڤي / ڤناس (berapi / panas) | farklı | يني موتو / موتو (yenye moto / moto) | farklı |
| 206 | آتشناك | ateşnak | Ateşli, hararetli | आतिशनाक (ātishnāk) | aynı | ئوتلۇق (otluq) | benzer (Osmanlıca’da “odlu” var) | برڤڤي / ڤناس (berapi / panas) | farklı | يني موتو (yenye moto) | farklı |
| 207 | آتشى | ateşi | Ateşli, kızgın, öfkeli | आतिशी (ātishī) | aynı | ئوتلۇق / قىزغىن (otluq / qizghin) | benzer (Osmanlıca’da “odlu” ve “kızgın” var) | برڤڤي / ڤناس (berapi / panas) | farklı | يني موتو / موكالي (yenye moto / mkali) | farklı |
| 208 | آتشین | ateşin | Ateşten, ateşli | आतिशीं (ātishīn) | aynı | ئوتلۇق / جانلىق (otluq / janliq) | benzer (Osmanlıca’da “odlu” ve “canlı” var) | برڤڤي / برڬايره (berapi / bergairah) | farklı | يني موتو / چنگامفو (yenye moto / changamfu) | farklı |
| 209 | اتصاف | ittisaf | Vasıflanma, nitelenme | इत्तिसाफ़ (ittisāf) | aynı | سۈپەتلىنىش (süpetlinish) | benzer (Osmanlıca’da “sıfat” var) | برصيفت (bersifat) | benzer (Osmanlıca’da “sıfat” var) | كوا نا صيفا (kuwa na sifa) | benzer (Osmanlıca’da “sıfat” var) |
| 210 | اتصال | ittisal | Bitişme, kavuşma, temas | इत्तिसाल (ittisāl) | aynı | ئۇلىنىش (ulinish) | benzer (Osmanlıca’da “ulaşmak” var) | اتصال / هوبوڠن (ittisal / hubungan) | benzer (Osmanlıca’da “ittisal” var) | مونگانيشو (muunganisho) | farklı |
| 211 | اتعاب | itab | Azarlama; yorma | इताब (itāb) | aynı | ئەيىبلەش / كايىش (eyiblesh / kayish) | benzer (Osmanlıca’da “ayıplama” var) | تڬورن (teguran) | farklı | كاريپيو (karipio) | farklı |
| 212 | اتفاق | ittifak | Anlaşma, uyuşma | इत्तिफ़ाक़ (ittifāq) | aynı | ئىتتىپاق (ittipaq) | aynı | اتفاق / سڤاكت (ittifak / sepakat) | aynı | ماكوباليانو (makubaliano) | farklı |
| 213 | اتفاقا | ittifaken | Rastgele, tesadüfen | इत्तिफ़ाक़न (ittifāqan) | aynı | تاسادىپىي (tasadipiy) | benzer (Osmanlıca’da “tesadüfi” var) | سچارا كبتولن (secara kebetulan) | farklı | كوا باهاتي (kwa bahati) | benzer (Osmanlıca’da “baht” var) |
| 214 | اتفاقسزلق | ittifaksızlık | Anlaşmazlık, birliksizlik | बे-इत्तिफ़ाक़ी (be-ittifāqī) | benzer (Osmanlıca’da “ittifak” var) | ئىتتىپاقسىزلىق (ittipaqsizliq) | aynı | كتياداءن اتفاق (ketiadaan ittifak) | benzer (Osmanlıca’da “ittifak” var) | اوكوسيفو وا ماكوباليانو (ukosefu wa makubaliano) | farklı |
| 215 | اتفاقی | ittifaki | İttifaka ait, tesadüfi | इत्तिफ़ाक़ी (ittifāqī) | aynı | ئىتتىپاققا دائىر / تاسادىپىي (ittipaqqa da’ir / tasadipiy) | benzer (Osmanlıca’da “dair” ve “tesadüfi” var) | اتفاقي (ittifaki) | aynı | كوا باهاتي / يا ماكوباليانو (kwa bahati / ya makubaliano) | benzer (Osmanlıca’da “baht” var) |
| 216 | اتقا | ittika | Sakınma, takva | इत्तिक़ा / तक़वा (ittiqā / taqwā) | benzer (Osmanlıca’da “takva” var) | تەقۋادارلىق (teqwadarlik) | benzer (Osmanlıca’da “takva” var) | تقوى (takwa) | benzer (Osmanlıca’da “takva” var) | تقوى / كومچا مونگو (taqwa / kumcha Mungu) | benzer (Osmanlıca’da “takva” var) |
| 217 | اتقان | ittigan | Sağlamlaştırma, itkan | इत्क़ान (itqān) | aynı | پۇختىلاش / مۇكەممەللەشتۈرۈش (puxtilash / mukemmelleshtürüsh) | benzer (Osmanlıca’da “mükemmel” var) | اتقان (itqan) | aynı | اوساهييهي / اوكاملي (usahihi / ukamili) | farklı |
| 218 | آتقی | atkı | Omuz/boyun örtüsü, dokuma atkısı | दुपट्टा / मफलर (dupaṭṭā / maflar) | farklı | شارپا (sharpa) | farklı | سليندڠ (selendang) | farklı | سكافو (skafu) | farklı |
| 219 | اتقياء | etkiya | Takva sahipleri | अत्क़िया (atqiyā) | aynı | تەقۋادارلار (teqwadarlar) | benzer (Osmanlıca’da “takva” var) | اورڠ برتقوى (orang bertakwa) | benzer (Osmanlıca’da “takva” var) | واچامونگو (wachamungu) | farklı |
| 220 | آتقيلامق | atkılamak | Dokumada atkı atmak | बाना डालना (bānā ḍālnā) | farklı | ئارغاماق سېلىش (arghamaq sélish) | farklı | مماسڠ بنڠ ڤاكان (memasang benang pakan) | farklı | كوتيا اوزي وا اوفومه (kutia uzi wa ufume) | farklı |
| 221 | اتك | etek | Etek, dağ eteği | दामन / घेरा (dāman / gherā) | benzer (Osmanlıca’da “damen” var) | ئەتەك (etek) | aynı | بهاڬين باوه كاين (bahagian bawah kain) | farklı | پيندو (pindo) | farklı |
| 222 | اتكاء | ittika | Dayanma, yaslanma | टेक लगाना (ṭek lagānā) | farklı | يۆلەنمەك (yölenmek) | farklı | برسندر (bersandar) | farklı | كواييگيميا (kuegemea) | farklı |
| 223 | اتكلك | eteklik | Etek, eteklik kumaşı | घाघरा / स्कर्ट (ghāghrā / skarṭ) | farklı | ئەتەكلىك (eteklik) | aynı | كاين سكيرت (kain skirt) | farklı | سكتـي / كيتامبا (sketi / kitamba) | farklı |
| 224 | اتكلهمك | eteklemek | Eteğe almak, etekle toplamak | दामन में लेना (dāman meṅ lenā) | benzer (Osmanlıca’da “damen” var) | ئەتەككە ئالماق (etekke almaq) | benzer (Osmanlıca’da “etek” ve “almak” var) | مڠمبيل دڠن كاين (mengambil dengan kain) | farklı | كوكوسانيا كوا اوپيندو (kukusanya kwa upindo) | farklı |
| 225 | اتكلی | etekli | Etekli, eteği olan | घेरेदार / स्कर्ट वाला (gheredār / skarṭ vālā) | farklı | ئەتەكلىك (eteklik) | aynı | بركاين باوه (berkain bawah) | farklı | يني پيندو (yenye pindo) | farklı |
| 226 | آتلاتمق | atlatmak | Atlatmak, savmak, aldatmak | पार करा देना (pār karā denā) | farklı | ئاتلىتىش / ئۆتكۈزۈۋېتىش (atlitish / ötküzüwétish) | benzer (Osmanlıca’da “atlatmak” var) | مڠاتسي / ملومڤتكن (mengatasi / melompatkan) | farklı | كوڤيتشا / كوواوكا (kuvusha / kuruka) | farklı |
| 227 | اتلاف | itlaf | Yok etme, telef etme | इतलाफ़ (itlāf) | aynı | يوقىتىش (yoqitish) | benzer (Osmanlıca’da “yok” var) | مبيناكن / ممبواڠ (membinasakan / membuang) | farklı | كوانگاميزا (kuangamiza) | farklı |
| 228 | آتلامباج | atlambac | Atlama taşı, atlambaç oyunu | कूदने की चीज़ (kūdne kī cīz) | farklı | ئاتلامچاق / سەكرەش تېشى (atlamchaq / sekresh téshi) | benzer (Osmanlıca’da “atlamak” ve “taş” var) | باتو لومڤتن (batu lompatan) | farklı | كيتو چا كوروقا (kitu cha kuruka) | farklı |
| 229 | آتلامق | atlamak | Atlamak, sıçramak | कूदना / फाँदना (kūdnā / phāndnā) | farklı | ئاتلىماق / سەكرىمەك (atlimaq / sekrimek) | benzer (Osmanlıca’da “atlamak” var) | ملومڤت (melompat) | farklı | كوروقا (kuruka) | farklı |
| 230 | آتلامه | atlama | Atlama, sıçrayış | कूद / छलाँग (kūd / chhalāṅg) | farklı | ئاتلاش / سەكرەش (atlash / sekresh) | benzer (Osmanlıca’da “atlamak” var) | لومڤتن (lompatan) | farklı | مروكو / اوروكاجي (mruko / urukaji) | farklı |
| 231 | آتلانديرمق | atlandırmak | Ata bindirmek, at sahibi etmek | घोड़े पर चढ़ाना (ghoṛe par chaṛhānā) | benzer (Osmanlıca’da “at” var) | ئاتقا مىندۈرمەك (atqa mindürmek) | benzer (Osmanlıca’da “at” ve “bindirmek” var) | منايقي كوداكن (menaiki-kudakan) | farklı | كوپانديشا فاراسي (kupandisha farasi) | farklı |
| 232 | آتلانغیچ | atlangıç | Atlama taşı | कूदने का पत्थर (kūdne kā patthar) | farklı | سەكرەش تېشى (sekresh téshi) | benzer (Osmanlıca’da “taş” var) | باتو لومڤتن (batu lompatan) | farklı | جيwe لا كوروقا (jiwe la kuruka) | farklı |
| 233 | آتلانمق | atlanmak | Atlanmak, at binmek | घोड़े पर चढ़ना / कूदना (ghoṛe par chaṛhnā / kūdnā) | benzer (Osmanlıca’da “at” var) | ئاتقا مىنىلمەك / ئاتلانماق (atqa minilmek / atlanmaq) | benzer (Osmanlıca’da “at” ve “atlanmak” var) | ملومڤت / منايقي كودا (melompat / menaiki kuda) | farklı | كوروقا / كوپاندا فاراسي (kuruka / kupanda farasi) | farklı |
| 234 | آتلایش | atlayış | Atlayış, atlama biçimi | कूदने का ढंग (kūdne kā ḍhaṅg) | farklı | ئاتلاش ئۇسۇلى (atlash usuli) | benzer (Osmanlıca’da “atlamak” var) | چارا ملومڤت (cara melompat) | farklı | نمنا يا كوروقا (namna ya kuruka) | farklı |
| 235 | آتلمق | atılmak | Atılmak, saldırmak | फेंका जाना / झपटना (phẽkā jānā / jhapaṭnā) | farklı | ئاتىلماق / ئېتىلىپ چىقماق (atilmaq / étilip chiqmaq) | benzer (Osmanlıca’da “atılmak” var) | ديلمڤر / مرمڤس (dilempar / menerpa) | farklı | كوتوپوا / كوجيتوما (kutupwa / kujituma) | farklı |
| 236 | آتلما | atılma | Atılma işi | फेंके जाने की क्रिया (phẽke jāne kī kriyā) | farklı | ئېتىلىش / ئاتىلىش (étilish / atilish) | benzer (Osmanlıca’da “atılma” var) | ڤلمڤرن (pelemparan) | farklı | كوتوپوا (kutupwa) | farklı |
| 237 | آتلی | atlı | Atlı, süvari | घुड़सवार (ghuṛsavār) | benzer (Osmanlıca’da “atlı” var) | ئاتلىق (atliq) | aynı | بركودا / ڤننگڬڠ كودا (berkuda / penunggang kuda) | farklı | مپنْدا فاراسي (mpanda farasi) | farklı |
| 238 | آتلیش | atılış | Atılış, atılma biçimi | फेंकने/झपटने का ढंग (phẽkne / jhapaṭne kā ḍhaṅg) | farklı | ئېتىلىش ئۇسۇلى (étilish usuli) | benzer (Osmanlıca’da “atılış” var) | چارا ڤلمڤرن (cara pelemparan) | farklı | نمنا يا كوتوپوا (namna ya kutupwa) | farklı |
| 239 | اتلی | etli | Etli, eti çok olan | मांसदार (māṃsdār) | farklı | گۆشلۈك (göshlük) | benzer (Osmanlıca’da “güşt” var) | برداڬيڠ (berdaging) | farklı | يني نياما (yenye nyama) | farklı |
| 240 | اتم | etemm | En tam, mükemmel | अतम / अकमल (atamm / akmal) | benzer (Osmanlıca’da “akmal” var) | ئەڭ مۇكەممەل (eng mukemmel) | benzer (Osmanlıca’da “mükemmel” var) | ڤاليڠ سمڤورنا (paling sempurna) | farklı | كاملي زايدي (kamili zaidi) | farklı |
| 241 | آتماجه | atmaca | Atmaca kuşu | बाज़ (bāz) | benzer (Osmanlıca’da “baz” var) | قارچىغا (qarchigha) | farklı | هلڠ كچيل (helang kecil) | farklı | مْوي وي (mwewe) | farklı |
| 242 | اتمام | itmam | Tamamlama, bitirme | इत्माम (itmām) | aynı | تاماملاش (tamamlash) | benzer (Osmanlıca’da “tamam” var) | منماتكن / اتمام (menamatkan / itmam) | benzer (Osmanlıca’da “itmam” var) | كوتيميزا / تاماتي (kutimiza / tamati) | benzer (Osmanlıca’da “tamam” var) |
| 243 | آتمق | atmak | Atmak, fırlatmak | फेंकना (phẽknā) | farklı | ئاتماق / تاشلىماق (atmaq / tashlimaq) | benzer (Osmanlıca’da “atmak” var) | ملمڤر (melempar) | farklı | كوتوپا (kutupa) | farklı |
| 244 | اتمك | etmek | Etmek, yapmak | करना (karnā) | farklı | قىلماق (qilmaq) | farklı | ملاكوكن (melakukan) | farklı | كوفانيا (kufanya) | farklı |
| 245 | اتمكجيلك | etmekcilik | Ekmekçilik | नानबाई का काम (nānbāī kā kām) | farklı | نانچىلىق (nanchiliq) | farklı | كرجا ڤمبوات روتي (kerja pembuat roti) | farklı | اوكاجي (uokaji) | farklı |
| 246 | اتمكجی | etmekci | Ekmekçi | नानबाई (nānbāī) | farklı | نانچى (nanchi) | farklı | توکڠ روتي (tukang roti) | farklı | مْووكاجي (mwokaji) | farklı |
| 247 | آتمه | atma | Atma işi | फेंकना / फेंकने की क्रिया (phẽknā / phẽkne kī kriyā) | farklı | ئاتما / ئاتىش (atma / atish) | benzer (Osmanlıca’da “atma” var) | ڤلمڤرن (pelemparan) | farklı | كوتوپا (kutupa) | farklı |
| 248 | اتهام | itham | Suçlama, töhmet | इल्ज़ाम / इत्तिहाम (ilzām / ittihām) | benzer (Osmanlıca’da “ilzam” ve “itham” var) | تۆھمەت قىلىش (töhmet qilish) | benzer (Osmanlıca’da “töhmet” var) | تودوهن (tuduhan) | farklı | توهما (tuhuma) | benzer (Osmanlıca’da “töhmet” var) |
| 249 | اتهامنامه | ithamname | Suçlama yazısı, iddianame | अभियोग-पत्र / इल्ज़ाम-नामा (abhiyog-patra / ilzām-nāma) | benzer (Osmanlıca’da “ilzamname” var) | تۆھمەتنامە (töhmetname) | benzer (Osmanlıca’da “töhmetname” var) | سورات تودوهن (surat tuduhan) | farklı | هاتي يا ماشتاكا (hati ya mashtaka) | farklı |
| 250 | اتهامی | ithami | İthamla ilgili | इल्ज़ामी (ilzāmī) | benzer (Osmanlıca’da “ilzami” var) | تۆھمەتلىك (töhmetlik) | benzer (Osmanlıca’da “töhmet” var) | برسيفت تودوهن (bersifat tuduhan) | farklı | يا كيتوهومي (ya kituhumiwa) | farklı |
| 251 | آتى | ati | Gelecek, ati | आती / आने वाला (ātī / āne vālā) | aynı | كەلگۈسى (kelgüsi) | benzer (Osmanlıca’da “gelecek” var) | اكن داتڠ (akan datang) | farklı | اجايې / كېشۆ (ajaye / kesho) | farklı |
| 252 | آتيا | atiyen | Gelecekte | आइन्दा (āinda) | farklı | كېلەچەكتە (kelechekte) | benzer (Osmanlıca’da “gelecek” var) | كلق (kelak) | farklı | بادايې (baadaye) | farklı |
| 253 | اتيان | ityân | Getirme, bildirme | لाना / पेश करना (lānā / pesh karnā) | farklı | كەلتۈرۈش (keltürüsh) | farklı | ممباوا / مكموكاكن (membawa / mengemukakan) | farklı | كولېتا / كوتوا هوژا (kuleta / kutoa hoja) | farklı |
| 254 | آتيجی | atıcı | Atıcı, nişancı | निशानेबाज़ / फेंकने वाला (nishānebāz / phẽkne vālā) | benzer (Osmanlıca’da “nişan” var) | ئاتقۇچى (atquchi) | benzer (Osmanlıca’da “atıcı” var) | ڤنيمبق (penembak) | farklı | مفيواتواجي (mfyatuaji) | farklı |
| 255 | آتيش | atış | Atış, ateş etme | गोली चलाना / फेंकना (golī chalānā / phẽknā) | farklı | ئوق ئېتىش / ئېتىش (oq étish / étish) | benzer (Osmanlıca’da “atış” var) | تمباقن / لمڤرن (tembakan / lemparan) | farklı | مليو / كوڤيگا (mlio / kupiga risasi) | farklı |
| 256 | آتيشديرمق | atıştırmak | Hafifçe yemek | हल्का-फुल्का खाना (halkā-phulkā khānā) | farklı | ئازراق يېيىش (azraq yeyish) | farklı | ماكن سديكيت (makan sedikit) | farklı | كولا كيدوگو (kula kidogo) | farklı |
| 257 | آتيشمق | atışmak | Tartışmak, ağız kavgası | झगड़ना / बहस करना (jhagaṛnā / bahas karnā) | farklı | تاكاللاشماق (takallashmaq) | farklı | برتڠكر (bertengkar) | farklı | كوبېشانا (kubishana) | farklı |
| 258 | آتيق | atık | Azat edilmiş, eski | अतीक़ (atīq) | aynı | قەدىمىي / ئازاد قىلىنغان (qedimiy / azad qilinghan) | benzer (Osmanlıca’da “kadim” ve “azad” var) | عتیق / لاما (ʿatīq / lama) | benzer (Osmanlıca’da “atik” var) | كالي / هورو (kale / huru) | farklı |
| 259 | آتیم | atım | Atış, menzil | फेंक / गोली की मार (phẽk / golī kī mār) | farklı | ئاتىم / ئېتىش (atim / étish) | benzer (Osmanlıca’da “atım” var) | سكالي تمباقن (sekali tembakan) | farklı | كپيمو چا ريساسي (kipimo cha risasi) | farklı |
| 260 | اثاث | esas | Temel, ev eşyası | असास / बुनियाद (asās / buniyād) | aynı | ئاساس (asas) | aynı | اساس (asas) | aynı | اساسي / مسينگي (asasi / msingi) | benzer (Osmanlıca’da “esas” var) |
| 261 | آثار | asar | Eserler, izler | आसार (āsār) | aynı | ئەسەرلەر / ئىزلار (eserler / izlar) | benzer (Osmanlıca’da “eser” ve “iz” var) | كسان / اثار (kesan / athar) | benzer (Osmanlıca’da “athar” var) | اثاري (athari) | benzer (Osmanlıca’da “eser” var) |
| 262 | آثام | asam | Günahlar | गुनाह / आसाम (gunāh / āsām) | benzer (Osmanlıca’da “günah” var) | گۇناھلار (gunahlar) | benzer (Osmanlıca’da “günah” var) | دوسا-دوسا (dosa-dosa) | farklı | ذامبي (dhambi) | farklı |
| 263 | اثبات | isbat | İspat, kanıtlama | इस्बात (isbāt) | aynı | ئىسپات (ispat) | aynı | اثبات / ڤمبوكتيان (isbat / pembuktian) | aynı | اوثيبتيشو (uthibitisho) | benzer (Osmanlıca’da “ispat” var) |
| 264 | اثر | eser | Eser, iz, tesir | असर / आसार (asar / āsār) | aynı | ئەسەر / ئىز (eser / iz) | aynı | كسان / كريا (kesan / karya) | farklı | اثاري / كازي (athari / kazi) | benzer (Osmanlıca’da “athar” var) |
| 265 | اثر | isr | İz, eser | असर / निशान (asar / nishān) | benzer (Osmanlıca’da “eser” ve “nişan” var) | ئىز / ئالامەت (iz / alamet) | benzer (Osmanlıca’da “iz” ve “alamet” var) | كسان / ججق (kesan / jejak) | farklı | الاما / اثاري (alama / athari) | benzer (Osmanlıca’da “alamet” var) |
| 266 | اثقال | eskal | Ağır yükler | असक़ाल / भारी बोझ (asqāl / bhārī bojh) | benzer (Osmanlıca’da “eskal” var) | ئېغىر يۈكلەر (éghir yükler) | benzer (Osmanlıca’da “ağır” var) | بارڠ برت (barang berat) | farklı | ميزىگو ميزيتو (mizigo mizito) | farklı |
| 267 | اثقل | esgal | Daha ağır | असक़ल / भारीतर (asqal / bhārī-tar) | benzer (Osmanlıca’da “eskal” var) | ئەڭ ئېغىر (eng éghir) | benzer (Osmanlıca’da “ağır” var) | ڤالين برت (paling berat) | farklı | نْزيتو زايدي (nzito zaidi) | farklı |
| 268 | اثم | ism | Günah, suç | इस्म / गुनाह (ism / gunāh) | aynı | گۇناھ / ئىسىم (gunah / isim) | benzer (Osmanlıca’da “günah” var) | دوسا / نام (dosa / nama) | farklı | ذامبي / جينا (dhambi / jina) | farklı |
| 269 | آثم | asim | Günahkar | आसिम / गुनहगार (āsim / gunahgār) | benzer (Osmanlıca’da “günahkar” var) | گۇناھكار (gunahkar) | benzer (Osmanlıca’da “günahkar” var) | بردوسا (berdosa) | farklı | متندا ذامبي (mtenda dhambi) | farklı |
| 270 | اثمار | esmar | Meyveler | फल / समरात (phal / samarāt) | benzer (Osmanlıca’da “semer” var) | مېۋىلەر (mewiler) | benzer (Osmanlıca’da “meyve” var) | بواه-بواهن (buah-buahan) | farklı | ماتوندا (matunda) | farklı |
| 271 | اثمان | esman | Bedeller, değerler | कीमतें / असमान (qīmateñ / asmān) | benzer (Osmanlıca’da “kıymet” var) | باھالار / قىممەتلەر (bahalar / qimmitler) | benzer (Osmanlıca’da “baha” ve “kıymet” var) | هرݢا-هرݢا (harga-harga) | farklı | ثاماني (thamani) | benzer (Osmanlıca’da “semen” var) |
| 272 | اثمد | ismid | Sürme taşı | सुरमा / इस्मिद (surmā / ismid) | benzer (Osmanlıca’da “sürme” var) | سۈرمە (sürme) | benzer (Osmanlıca’da “sürme” var) | چلاق متا / انتيمون (celak mata / antimon) | farklı | وانجا (wanja) | farklı |
| 273 | اثناء | esna | Ara, sıra, esnasında | असना / दौरान (asnā / daurān) | benzer (Osmanlıca’da “esna” var) | ئارىلىق / جەرياندا (ariliq / jeryanda) | benzer (Osmanlıca’da “ara” ve “sırasında” var) | سماسا / سواكتو (semasa / sewaktu) | farklı | وكاتي / كاتيكا (wakati / katika) | farklı |
| 274 | اثناعشر | isna aşer | On iki | इस्ना अशर (isnā ʿashar) | aynı | ئون ئىككى (on ikki) | benzer (Osmanlıca’da “on iki” var) | دوا بلس (dua belas) | farklı | كومي نا مبيلي (kumi na mbili) | farklı |
| 275 | اثنين | isneyn | İki; pazartesi | इस्नैन / सोमवार (isnain / somvār) | benzer (Osmanlıca’da “isneyn” var) | ئىككى / دۈشەنبە (ikki / düshenbe) | benzer (Osmanlıca’da “iki” ve “düşenbe” var) | اثنين / هاري اسنين (isnin / hari Isnin) | benzer (Osmanlıca’da “isneyn” var) | جوماتاتو / مبيلي (Jumatatu / mbili) | farklı |
| 276 | اثنيه | esniye | Övgüler, senalar | सनाएँ / तारीफ़ें (sanāẽ / tārīfeñ) | benzer (Osmanlıca’da “sena” var) | مەدھىيەلەر (medhiyeler) | benzer (Osmanlıca’da “medhiye” var) | ڤوجي-ڤوجين (puji-pujian) | farklı | سيفا / مدهي (sifa / medhi) | benzer (Osmanlıca’da “sıfat” ve “medhiye” var) |
| 277 | اثواب | esvab | Elbiseler, giysiler | कपड़े / लिबास (kapṛe / libās) | benzer (Osmanlıca’da “libas” var) | كىيىملەر (kiyimler) | farklı | ڤاكايئن (pakaian) | farklı | نگوو (nguo) | farklı |
| 278 | اثوابجی | esvapçı | Elbiseci | कपड़ा-फ़रोश (kapṛā-farosh) | farklı | كىيىم ساتقۇچى (kiyim satquchi) | farklı | ڤنجوال ڤاكايئن (penjual pakaian) | farklı | موزاجي wa نگوو (muuzaji wa nguo) | farklı |
| 279 | اثوابجیلق | esvapçılık | Elbisecilik | कपड़े का कारोबार (kapṛe kā kārobār) | farklı | كىيىمچىلىك (kiyimchilik) | farklı | ڤرنياݢاءن ڤاكايئن (perniagaan pakaian) | farklı | بياشارا ya نگوو (biashara ya nguo) | farklı |
| 280 | اثوابلق | esvablık | Esvaplık, giysi kumaşı | कपड़े के लिये कपड़ा (kapṛe ke liye kapṛā) | farklı | كىيىملىك (kiyimlik) | farklı | كاين اونتوق ڤاكايئن (kain untuk pakaian) | farklı | كيتامبا kwa نگوو (kitambaa kwa nguo) | farklı |
| 281 | اثیر | esir | Eter, esîr | ईथर / असीर (īthar / asīr) | benzer (Osmanlıca’da “esir” var) | ئېفىر (efir) | benzer (Osmanlıca’da “efir” var) | اتر / اثیر (eter / athir) | benzer (Osmanlıca’da “eter” var) | ايثا (etha) | benzer (Osmanlıca’da “eter” var) |
| 282 | اثیم | esim | Günahkar | गुनहगार / आसिम (gunahgār / āsim) | benzer (Osmanlıca’da “günahkar” var) | گۇناھكار (gunahkar) | benzer (Osmanlıca’da “günahkar” var) | اورڠ بردوسا (orang berdosa) | farklı | متندا ذامبي (mtenda dhambi) | farklı |
| 283 | آج | ac | Fildişi | आज़ / हाथीदाँत (āj / hāthīdānt) | benzer (Osmanlıca’da “ac” var) | پىل چىشى (pil chishi) | farklı | ݢاديڠ (gading) | farklı | ڤيمبه يا ندووو (pembe ya ndovu) | farklı |
| 284 | اجابت | icabet | İcabet, kabul etme | इजाबत (ijābat) | aynı | ئىجابەت (ijabet) | aynı | اجابه / قبل (ijabah / kabul) | benzer (Osmanlıca’da “icabet” var) | كوجيبو / ايجابا (kujibu / ijaba) | benzer (Osmanlıca’da “icabet” var) |
| 285 | اجارتين | icareteyn | İki kiralık vakıf | दो इजारे / इजारेतैन (do ijāre / ijāratain) | benzer (Osmanlıca’da “icare” var) | ئىككى ئىجارە (ikki ijare) | benzer (Osmanlıca’da “icare” var) | دوا ايجارة (dua ijarah) | benzer (Osmanlıca’da “icare” var) | ايجارا مبيلي (ijara mbili) | benzer (Osmanlıca’da “icare” var) |
| 286 | اجاره | icare | Kira, ücret | इजारा / किराया (ijāra / kirāya) | benzer (Osmanlıca’da “icare” var) | ئىجارە (ijare) | aynı | ايجارة / سيوا (ijarah / sewa) | benzer (Osmanlıca’da “icare” var) | ايجارا / كودي (ijara / kodi) | benzer (Osmanlıca’da “icare” var) |
| 287 | اجازت | icazet | İzin, diploma | इजाज़त (ijāzat) | aynı | ئىجازەت (ijazet) | aynı | ايجازة / ايجازه (ijazah) | benzer (Osmanlıca’da “icazet” var) | روهوسا / ايجازا (ruhusa / ijaza) | benzer (Osmanlıca’da “icazet” var) |
| 288 | اجازتنامه | icazetname | İzin belgesi | इजाज़त-नामा (ijāzat-nāma) | aynı | ئىجازەتنامە (ijazetname) | aynı | سورات ايجازة (surat ijazah) | benzer (Osmanlıca’da “icazet” var) | هاتي يا روهوسا (hati ya ruhusa) | farklı |
| 289 | آجال | acal | Eceller, ölümler | अजल (ajal) | benzer (Osmanlıca’da “ecel” var) | ئەجەل (ejel) | benzer (Osmanlıca’da “ecel” var) | اجل / كميتيان (ajal / kematian) | benzer (Osmanlıca’da “ecel” var) | كیفو / ماوتي (kifo / mauti) | farklı |
| 290 | اجاله | icale | Dolaştırma; acele | घुमाना / इजाला (ghumānā / ijāla) | benzer (Osmanlıca’da “icale” var) | ئايلاندۇرۇش (aylandurush) | farklı | مموتراكن (memutarkan) | farklı | كوزونغوشا (kuzungusha) | farklı |
| 291 | اجانب | ecanib | Yabancılar | अजानिब (ajānib) | aynı | چەت ئەللىكلەر (chet ellikler) | benzer (Osmanlıca’da “yabancı” var) | اورڠ اسيڠ (orang asing) | farklı | واگيني (wageni) | farklı |
| 292 | اجبار | icbar | Zorlama | इजबार / जब्र (ijbār / jabr) | aynı | مەجبۇرلاش (mejburlash) | benzer (Osmanlıca’da “mecbur” var) | ڤاكسا / ممقسا (paksa / memaksa) | farklı | كولازيميشار (kulazimisha) | farklı |
| 293 | اجتباء | ictiba | Seçme, seçkin alma | इज्तिबा / इंतिख़ाब (ijtibā / intikhāb) | benzer (Osmanlıca’da “ihtiyar” var) | تاللاش (tallash) | farklı | ممليه (memilih) | farklı | كوچاگوا (kuchagua) | farklı |
| 294 | اجتراء | ictira | Cesaret etme, cüret | जुरअत / इज्तिरा (jurʾat / ijtirā) | benzer (Osmanlıca’da “cüret” var) | جۈرئەت قىلىش (jür’et qilish) | benzer (Osmanlıca’da “cüret” var) | كبرانيان (keberanian) | farklı | كوجاسيري (kujasiri) | farklı |
| 295 | اجترار | ictirar | Geviş getirme | जुगाली करना (jugālī karnā) | farklı | گېۋىش قايتۇرۇش (gévish qayturush) | farklı | ممamah بيه (memamah biak) | farklı | كوچهوا (kucheua) | farklı |
| 296 | اجتسار | ictisar | Cesaret gösterme | जुरअत करना (jurʾat karnā) | benzer (Osmanlıca’da “cüret” var) | جۈرئەتلىنىش (jür’etlinish) | benzer (Osmanlıca’da “cüret” var) | براني (berani) | farklı | كوجاسيري (kujasiri) | farklı |
| 297 | اجتماع | ictima | Toplanma, toplantı | इज्तिमा (ijtimā) | aynı | ئىجتىما / يىغىلىش (ijtima / yighilish) | benzer (Osmanlıca’da “ictima” var) | اجتماع / ڤرهيمڤونن (ijtimaʿ / perhimpunan) | aynı | مكوتانو (mkutano) | farklı |
| 298 | اجتناء | ictina | Meyve toplama | फल चुनना / इज्तिना (phal chunnā / ijtinā) | benzer (Osmanlıca’da “ictina” var) | مېۋە ئۈزۈش (méwe üzüsh) | farklı | ممتيق بواه (memetik buah) | farklı | كوچوما ماتوندا (kuchuma matunda) | farklı |
| 299 | اجتناب | ictinab | Sakınma, kaçınma | इज्तिनाब (ijtināb) | aynı | يىراق تۇرۇش / ساقلىنىش (yiraq turush / saqlinish) | benzer (Osmanlıca’da “sakınma” var) | منجاوهكن ديري (menjauhkan diri) | farklı | كوجيېڤوشا (kujiepuka) | farklı |
| 300 | اجتهاد | ictihad | Çaba, içtihat | इज्तिहाद (ijtihād) | aynı | ئىجتىھاد (ijtihad) | aynı | اجتهاد (ijtihad) | aynı | اجتهادي (ijtihadi) | benzer (Osmanlıca’da “içtihat” var) |
| 301 | اجداد | Ecdad | Atalar, dedeler | अजदाद (ajdād) | aynı | ئەجداد (ejdad) | aynı | ننق مويڠ (nenek moyang) | farklı | مابابو (mababu) | benzer (Osmanlıca’da “baba” var) |
| 302 | اجر | Ecir | Ücret, sevap | अज्र (ajr) | aynı | ئەجىر (ejir) | aynı | اجر / ڤهالا (ajr / pahala) | benzer (Osmanlıca’da “ecir” ve “sevap” var) | اوجيرا / ثوابو (ujira / thawabu) | benzer (Osmanlıca’da “ecir” ve “sevap” var) |
| 303 | آجر | Acir | Kiraya veren | आजर / किराया देने वाला (ājir / kirāya dene vālā) | benzer (Osmanlıca’da “kira” var) | ئىجارىگە بەرگۈچى (ijarige bergüchi) | benzer (Osmanlıca’da “icare” var) | ڤمبري سيوا (pemberi sewa) | farklı | مواناييېكوديشا (mwenye kukodisha) | benzer (Osmanlıca’da “kira” var) |
| 304 | اجرا | İcra | Uygulama, yürütme | इजरा (ijrā) | aynı | ئىجرا (ijra) | aynı | ڤلاكسناءن (pelaksanaan) | farklı | اوتكليزاجي (utekelezaji) | farklı |
| 305 | اجرام | Ecram | Gök cisimleri | अजराम (ajrām) | aynı | ئاسمان جىسىملىرى (asman jisimliri) | benzer (Osmanlıca’da “asuman” ve “cisim” var) | جرم-جرم لنڠيت (jirim-jirim langit) | benzer (Arapça “cirm”, Osmanlıca’da “cirm” var) | ويومبي ويا انغا (viumbe vya anga) | farklı |
| 306 | اجرت | Ücret | Ücret, iş karşılığı | उजरत (ujrat) | benzer (yazılış farkı) | ئۇجرەت / ھەق (ujret / heq) | benzer (Osmanlıca’da “ücret” ve “hak” var) | اوڤه (upah) | farklı | اوجيرا (ujira) | benzer (Osmanlıca’da “ücret” var) |
| 307 | اجرتسز | Ücretsiz | Parasız, bedava | बे-उजरत / मुफ़्त (be-ujrat / muft) | benzer (Osmanlıca’da “ücret” var) | ھەقسىز (heqsiz) | benzer (Osmanlıca’da “hak” var) | ڤرچوما (percuma) | farklı | بوري / بيلا مالېڤو (bure / bila malipo) | farklı |
| 308 | اجرتلی | Ücretli | Maaşlı, ücret karşılığı | बा-उजरत / तनख़्वाहदार (bā-ujrat / tankhvāhdār) | benzer (Osmanlıca’da “ücret” var) | ھەقلىق (heqliq) | benzer (Osmanlıca’da “hak” var) | برڤه / برݢاجي (berupah / bergaji) | farklı | ينيولاپوا اوجيرا (yenye kulipwa ujira) | benzer (Osmanlıca’da “ücret” var) |
| 309 | اجزاء | Ecza | Parçalar, ilaç maddeleri | अजज़ा (ajzā) | aynı | جۇزئىلار / پارچىلار (juz’ilar / parchilar) | benzer (Osmanlıca’da “cüz” ve “parça” var) | اوجوق-اوجوق / بهان اوبت (juzuk-juzuk / bahan ubat) | benzer (Arapça “cüz”, Osmanlıca’da “cüz” var; “ubat” ilaç) | سېهمو / ويفونگو (sehemu / vifungu) | benzer (Osmanlıca’da “sehim” pay ve “cüz” var) |
| 310 | اجزاجی | Eczacı | İlaç hazırlayan/satan | दवाफ़रोश / दवा-साज़ (davā-farosh / davā-sāz) | benzer (Osmanlıca’da “dava” ilaç var) | دورىگەر (dorigar) | benzer (Osmanlıca’da “daru” ilaç var) | اهلي فارماسي / ڤنجوال اوبت (ahli farmasi / penjual ubat) | farklı | مفاماسيا / موزاجي وا داوا (mfamasia / muuzaji wa dawa) | benzer (Osmanlıca’da “dava” ilaç var) |
| 311 | اجزاجیلق | Eczacılık | Eczacılık mesleği | दवा-साज़ी / फ़ार्मेसी (davā-sāzī / fārmēsī) | benzer (Osmanlıca’da “dava” ve “sazi” var) | دورىگەرلىك (dorigarlik) | benzer (Osmanlıca’da “daru” ilaç var) | ايلم فارماسي (ilmu farmasi) | farklı | اوفاماسيا (ufamasia) | farklı |
| 312 | اجزاخانه | Eczahane | Eczane, ilaç satılan yer | दवाख़ाना (davā-khāna) | benzer (Osmanlıca’da “davahane” benzer) | دورىخانا (dorixana) | benzer (Osmanlıca’da “daruhane” benzer) | فارماسي / كداي اوبت (farmasi / kedai ubat) | farklı | دوكا لا داوا (duka la dawa) | benzer (Osmanlıca’da “dükkân” ve “dava” ilaç var) |
| 313 | اجساد | Ecsad | Bedenler, cesetler | अजसाद (ajsād) | aynı | جەسەتلەر (jesetler) | benzer (Osmanlıca’da “ceset” var) | جسد-جسد (jasad-jasad) | benzer (Arapça “casad”, Osmanlıca’da “ceset” var) | ميلي يا جسدي (miili ya jasadi) | benzer (Arapça “casad”, Osmanlıca’da “ceset” var) |
| 314 | اجسام | Ecsam | Cisimler, varlıklar | अजसाम (ajsām) | aynı | جىسىملار (jisimlar) | benzer (Osmanlıca’da “cisim” var) | جيسيم-جيسيم (jisim-jisim) | benzer (Osmanlıca’da “cisim” var) | ويليويلي / ميلي (viliwili / miili) | farklı |
| 315 | اجفان | Ecfan | Göz kapakları | अजफ़ान / पलकें (ajfān / palkeñ) | benzer (Osmanlıca’da “cefn” var) | قاپاقلار (qapaqlar) | farklı | كلوڤق متا (kelopak mata) | farklı | كوڤې زا ماچو (kope za macho) | farklı |
| 316 | آج گوزلی | Aç gözlü | Tamahkâr, doymaz | लालची / हरिस (lālchī / harīs) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) | ئاچكۆز (achköz) | aynı | تامق / لوبها (tamak / loba) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) | شويو / تاما (choyo / tamaa) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) |
| 317 | آج گوزلیلک | Açgözlülük | Tamahkârlık, hırs | लालच / हरिसी (lālach / harīsī) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) | ئاچكۆزلۈك (achközlük) | aynı | كتامقن / كلوبهاءن (ketamakan / kelobaan) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) | اوچويو / تاما (uchoyo / tamaa) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) |
| 318 | اجل | Ecl | Sebep, için, dolayı | लिए / सबब (liye / sabab) | benzer (Osmanlıca’da “sebep” var) | سەۋەب (seweb) | benzer (Osmanlıca’da “sebep” var) | سبب / كرانا (sebab / kerana) | benzer (Osmanlıca’da “sebep” var) | سببو / كوا سابابو (sababu / kwa sababu) | benzer (Osmanlıca’da “sebep” var) |
| 319 | اجل | Ecel | Ölüm vakti, vade | अजल (ajal) | aynı | ئەجەل (ejel) | aynı | اجل / ماس كمتين (ajal / masa kematian) | benzer (Osmanlıca’da “ecel” var) | كيفو / ماوتي (kifo / mauti) | farklı |
| 320 | اجل | İcl | Boyun ağrısı, dana | गर्दन का दर्द / बछड़ा (gardan kā dard / bachhṛā) | farklı | بويۇن ئاغرىقى / موزاي (boyun aghriqi / mozay) | farklı | ساكيت لهر / انق لمبو (sakit leher / anak lembu) | farklı | ماوميو يا شينگو / نداما (maumivu ya shingo / ndama) | farklı |
| 321 | اجل | Ecell | En büyük, pek yüce | अजल / महानतर (ajall / mahān-tar) | benzer (Osmanlıca’da “celil” var) | ئەڭ ئۇلۇغ (eng ulugh) | benzer (Osmanlıca’da “ulu” var) | ڤالين موليا (paling mulia) | farklı | كوبوا زايدي (kubwa zaidi) | farklı |
| 322 | آجل | Acil | Acele, ivedi | आजिल / फ़ौरी (ājil / faurī) | aynı (Osmanlıca’da “acil” var) | جىددىي (jiddiy) | benzer (Osmanlıca’da “ciddi” değil, “müstacel” var) | سݢرا / عاجل (segera / ajil) | benzer (Osmanlıca’da “acil” var) | دَهارورا / هاراکا (dharura / haraka) | farklı |
| 323 | آجلا | Acilen | Acele olarak | फ़ौरन / आजिलन (fauran / ājilan) | benzer (Osmanlıca’da “fevren” var) | دەرھال (derhal) | benzer (Osmanlıca’da “derhal” var) | دڠن سݢرا (dengan segera) | farklı | مارا موجا / كوا هاراکا (mara moja / kwa haraka) | farklı |
| 324 | اجلاء | İcla | Uzaklaştırma, sürgün | जिला-वतन / इजला (jilā-watan / ijlā) | benzer (Osmanlıca’da “sürgün” ve “icla” var) | سۈرگۈن قىلىش (sürgün qilish) | benzer (Osmanlıca’da “sürgün” var) | ڤڠوسيران (pengusiran) | benzer (Osmanlıca’da “sürgün” var) | كوفوكوزوا (kufukuzwa) | farklı |
| 325 | اجلاس | İclas | Oturtma, tahta çıkarma | तख़्त-नशीनी कराना / बिठाना (takht-nishīnī karānā / biṭhānā) | benzer (Osmanlıca’da “taht” ve “nişin” var) | ئولتۇرغۇزۇش / تەختكە چىقىرىش (olturghuzush / textke chiqirish) | benzer (Osmanlıca’da “taht” ve “çıkarmak” var) | مندودوقكن (mendudukkan) | farklı | كوكاليشا / كوويكا كيتيني (kukalisha / kuweka kitini) | farklı |
| 326 | اجلاف | Eclaf | Aşağı, adi kimseler | अराज़िल / ओछे लोग (arāzil / oche log) | benzer (Osmanlıca’da “erazil” var) | پەس ئادەملەر (pes ademler) | benzer (Osmanlıca’da “pes” aşağı, “adəm” adam) | اورڠ هينا (orang hina) | benzer (Osmanlıca’da “hina” var) | واتو وا چيني (watu wa chini) | farklı |
| 327 | اجلال | İclal | Büyültme, saygı gösterme | इजलाल / ताज़ीम (ijlāl / tāʿzīm) | aynı | ئىجلال / ھۆرمەت (ijlal / hörmet) | benzer (Osmanlıca’da “iclal” ve “hürmet” var) | مموليكن / تعظيم (memuliakan / takzim) | benzer (Osmanlıca’da “tazim” var) | هېشيما / جلالي (heshima / jalali) | benzer (Osmanlıca’da “hürmet” ve “celal” var) |
| 328 | آجلق | Açlık | Aç olma durumu, kıtlık | भूख / अकाल (bhūkh / akāḷ) | farklı | ئاچلىق (achliq) | aynı | كلڤرن / لڤر (kelaparan / lapar) | farklı | نْجا / كيو (njaa / kiu) | farklı |
| 329 | اجله | Ecille | Büyükler, ulu kimseler | अजिल्ला / बुज़ुर्ग (ajilla / buzurg) | benzer (Osmanlıca’da “büzürk” var) | ئۇلۇغلار (ulughlar) | benzer (Osmanlıca’da “ulu” var) | اورڠ بسر-بسر (orang besar-besar) | farklı | واكوبوا (wakubwa) | farklı |
| 330 | اجماع | İcma | Fikir birliği, icma | इज्मा (ijmā) | aynı | ئىجماع (ijma) | aynı | اجماع (ijmak) | aynı | اجما / مافیکیانو (ijma / maafikiano) | benzer (Osmanlıca’da “icma” var) |
| 331 | اجمال | İcmal | Özet, kısaltma | इज्माल (ijmāl) | aynı | ئىجمال / خۇلاسە (ijmal / xulase) | benzer (Osmanlıca’da “icmal” ve “hulasa” var) | ايجمال / رينقسن (ijmal / ringkasan) | benzer (Osmanlıca’da “icmal” var) | مختصري / موهتاساري (muhtasari) | benzer (Osmanlıca’da “muhtasar” var) |
| 332 | اجمالا | İcmalen | Kısaca, özetle | इज्मालन (ijmālan) | aynı | ئىجمالەن (ijmalen) | aynı | سچارا رينقکس (secara ringkas) | farklı | كوا موهتاساري (kwa muhtasari) | benzer (Osmanlıca’da “muhtasar” var) |
| 333 | اجمعين | Ecmain | Hepsi, tamamı | अजमईन (ajmaʿīn) | aynı | ھەممىسى (hemmisi) | farklı | سمواڽ (semuanya) | farklı | ووتي (wote) | farklı |
| 334 | اجمل | Ecmel | En güzel, daha güzel | अजमल (ajmal) | aynı | ئەڭ گۈزەل (eng güzel) | benzer (Osmanlıca’da “güzel” var) | ڤالين اينده (paling indah) | farklı | مزوري زايدي (mzuri zaidi) | farklı |
| 335 | اجناد | Ecnad | Askerler, erler | अजनाद (ajnād) | aynı | ئەسكەرلەر (eskerler) | benzer (Osmanlıca’da “asker” var) | اسكر-اسكر (askar-askar) | benzer (Osmanlıca’da “asker” var) | اسكاري (askari) | benzer (Osmanlıca’da “asker” var) |
| 336 | اجناس | Ecnas | Cinsler, çeşitler | अजनास (ajnās) | aynı | تۈرلەر / جىنسلار (türler / jinslar) | benzer (Osmanlıca’da “cins” var) | اجناس / جنس-جنس (ajnas / jenis-jenis) | benzer (Osmanlıca’da “cins” var) | اينا / اينه (aina / aina) | farklı |
| 337 | اجنبیت | Ecnebiyet | Yabancılık, gariplik | अजनबियत (ajnabiyat) | aynı | چەتئەللىكلىك / ياتلىق (chetelliklik / yatliq) | benzer (Osmanlıca’da “yabancı” var) | كأجنبيأن / كياسينغن (keajnabian / keasingan) | benzer (Osmanlıca’da “ecnebi” var) | اوگيني (ugeni) | farklı |
| 338 | اجنبیلک | Ecnebilik | Yabancılık | अजनबियत / अजनबीपन (ajnabiyat / ajnabīpan) | benzer (Osmanlıca’da “ecnebi” var) | چەتئەللىك بولۇش (chetellik bolush) | benzer | كأجنبيأن / كياسينغن (keajnabian / keasingan) | benzer | اوگيني (ugeni) | farklı |
| 339 | اجنبی | Ecnebi | Yabancı, başka milletten | अजनबी (ajnabī) | aynı | چەتئەللىك / يات (chetellik / yat) | benzer (Osmanlıca’da “yabancı” var) | اجنبي / اورڠ اسيڠ (ajnabi / orang asing) | benzer (Osmanlıca’da “ecnebi” var) | مگيني (mgeni) | farklı |
| 340 | آجنت | Acenta | Temsilci, acente | एजेंसी / एजेंट (ejensī / ejent) | benzer (Osmanlıca’da “acente” var) | ئاگېنتلىق / ۋاكالەت (agentliq / wakalet) | benzer (Osmanlıca’da “vekalet” var) | اݢينسي / ايجن (agensi / ejen) | benzer (Osmanlıca’da “acente” var) | واجالا / اجنسي (wakala / ajensi) | benzer (Osmanlıca’da “vekalet” var) |
| 341 | اجنحه | Ecniha | Kanatlar, cenahlar | अजनिहा / पर (ajniha / par) | benzer (Osmanlıca’da “cenah” var) | قاناتلار (qanatlar) | farklı | سايڤ-سايڤ (sayap-sayap) | farklı | مبابا (mabawa) | farklı |
| 342 | اجنه | Ecinne | Cinler, ceninler | अजिन्ना / जिन्नात (ajinna / jinnāt) | benzer (Osmanlıca’da “cin” var) | جىنلار (jinlar) | benzer (Osmanlıca’da “cin” var) | جن-جن (jin-jin) | benzer (Osmanlıca’da “cin” var) | ماجيني (majini) | benzer (Osmanlıca’da “cin” var) |
| 343 | اجنی | Ecinni | Cin | जिन्नी (jinnī) | benzer | جىن (jin) | benzer | جن (jin) | benzer | جيني (jini) | benzer |
| 344 | اجه | Ece | Güzel kadın, kraliçe | रानी / मलिका (rānī / malika) | benzer (Osmanlıca’da “melike” var) | خانىش (xanish) | farklı | رَجا ڤرمڤوان / راتو (raja perempuan / ratu) | farklı | ملكيه / مْفلمه (malkia / mfalme wa kike) | benzer (Osmanlıca’da “melike” var) |
| 345 | اجهار | İchar | Sesle okuma, açıklama | इज़हार / ज़ोर से पढ़ना (izhār / zor se paṛhnā) | benzer (Osmanlıca’da “izhar” var) | ئاشكارا قىلىش / ئاۋازلىق ئوقۇش (ashkara qilish / awazliq oqush) | benzer (Osmanlıca’da “aşikar” ve “avaz” var) | منظهيركن / ممباچ دڠن ڽاريڠ (menzahirkan / membaca dengan nyaring) | benzer (Osmanlıca’da “zahir” var) | كوتامكا / كوسوما كوا ساوتي (kutamka / kusoma kwa sauti) | farklı |
| 346 | اجهل | Echel | En cahil, çok bilgisiz | अजहल (ajhal) | aynı | ئەڭ نادان (eng nadan) | benzer (Osmanlıca’da “nadân” var) | ڤالين جاهيل (paling jahil) | benzer (Osmanlıca’da “cahil” var) | مْجينگا كابيسا (mjinga kabisa) | farklı |
| 347 | اجوبه | Ecvibe | Cevaplar, karşılıklar | अजविबा (ajwiba) | aynı | جاۋابلار (jawablar) | benzer (Osmanlıca’da “cevap” var) | جوابن-جوابن (jawaban-jawaban) | benzer (Osmanlıca’da “cevap” var) | ماجيبو (majibu) | benzer (Osmanlıca’da “cevap” var) |
| 348 | اجور | Ucur | Ücretler, sevaplar | उजूर (ujūr) | aynı | ئەجىرلەر / ھەقلەر (ejirler / heqler) | benzer (Osmanlıca’da “ecir” ve “hak” var) | ڤهالا-ڤهالا / اوڤه (pahala-pahala / upah) | benzer (Osmanlıca’da “sevap” ve “ücret” var) | اوجيرا / ثوابو (ujira / thawabu) | benzer (Osmanlıca’da “ecir” ve “sevap” var) |
| 349 | آجور | Acur | Bir tür kabak/hıyar | ककड़ी (kakṛī) | farklı | تەرخەمەك (terxemek) | farklı | تيمون (timun) | farklı | تانگو (tango) | farklı |
| 350 | اجوف | Ecvef | İçi boş, kof | अजवफ़ (ajwaf) | aynı | ئىچى بوش / ئەجۋەف (ichi bosh / ejwef) | benzer (Osmanlıca’da “boş” ve “ecvef” var) | بروڠݢا (berongga) | farklı | يېني اوتوڤو (lenye utupu) | farklı |
| 351 | اجیال | Ecyal | Nesiller, kavimler | अज्याल / नस्लें (ajyāl / naslen) | aynı | ئەۋلادلار (ewladlar) | benzer (Osmanlıca’da “evlat” var) | ڬينيراسي (generasi) | farklı | ويزازي (vizazi) | farklı |
| 352 | اجیر | Ecir | Ücretli çalışan, gündelikçi | अजीर / मज़दूर (ajīr / mazdūr) | aynı | ئەجىرلىك ئىشچى (ejirlik ishchi) | benzer (Osmanlıca’da “ecir” ve “işçi” var) | اوڤهن / ڤكرجا اوڤهن (upahan / pekerja upahan) | farklı | مفانياكازي وا اوجيرا (mfanyakazi wa ujira) | benzer (Osmanlıca’da “ücret” var) |
| 353 | آجیو | Acyu | Acı? (belki acı tad) | कड़वा / दुख (kaṛvā / dukh) | benzer (Osmanlıca’da “acı” var) | ئاچچىق (achchiq) | benzer (Osmanlıca’da “acı” var) | ڤاهيت (pahit) | farklı | چونگو (chungu) | farklı |
| 354 | آجی | Acı | Acı tat, ıstırap | कड़वा / दर्द (kaṛvā / dard) | benzer (Osmanlıca’da “acı” var) | ئاچچىق (achchiq) | benzer (Osmanlıca’da “acı” var) | ڤاهيت / ساكيت (pahit / sakit) | farklı | اوچونگو (uchungu) | farklı |
| 355 | آجی | Acı | (ikinci kayıt) | aynı | aynı | aynı | aynı | aynı | aynı | aynı | |
| 356 | آجیتمق | Acıtmak | Acı vermek, incitmek | दर्द देना (dard denā) | benzer (Osmanlıca’da “dard” ağrı) | ئاغرىتماق (aghritmaq) | farklı | مڽاكيتكن (menyakitkan) | farklı | كووميزة (kuumiza) | farklı |
| 357 | آجیراق | Acırak | Az acı, acımtırak | थोड़ा कड़वा (thoṛā kaṛvā) | benzer | ئازراق ئاچچىق (azraq achchiq) | benzer | سدكيت ڤاهيت (sedikit pahit) | farklı | چونگو كيدوگو (chungu kidogo) | farklı |
| 358 | آجیرغنمق | Acırganmak | Acıma, merhamet duyma | रहम करना (raḥm karnā) | benzer (Osmanlıca’da “rahmet” var) | ئېچىنماق (echinmaq) | benzer (Osmanlıca’da “acımak” var) | كاسيهن (kasihan) | farklı | كوهوروميا (kuhurumia) | farklı |
| 359 | آجیرغه | Acırga | Yaban turpu | जंगली मूली (janglī mūlī) | farklı | ياۋا چامغۇر (yawa chamghur) | farklı | لوبق ليار (lobak liar) | farklı | راديشي مويتو (radishi mwitu) | farklı |
| 360 | آجیق | Acık | Aç (karnı aç) | भूखा (bhūkhā) | farklı | ئاچ (ach) | benzer (Osmanlıca’da “aç” var) | لاڤر (lapar) | farklı | نجا (njaa) | farklı |
| 361 | آجیقدیرمق | Acıktırmak | Aç bırakmak, acıktırmak | भूखा करना (bhūkhā karnā) | farklı | ئاچ قالدۇرماق (ach qaldurmaq) | benzer (Osmanlıca’da “aç” var) | ملاڤركن (melaparkan) | farklı | كوفانيا نجا (kufanya njaa) | farklı |
| 362 | آجیقلانمق | Acıklanmak | Acıklı hâle gelmek | दुखद होना (dukhad honā) | benzer (Osmanlıca’da “acıklı” var) | ئېچىنىشلىق بولماق (echinishliq bolmaq) | benzer | منجادي سديه (menjadi sedih) | farklı | كوهوزونيشا (kuhuzunisha) | farklı |
| 363 | آجیقلمق | Acıklamak | Acıklı biçimde anlatmak | दुखद बनाना (dukhad banānā) | benzer | ئېچىنىشلىق قىلىپ سۆزلەش (echinishliq qilip sözlesh) | benzer | مڽديهكن (menyedihkan) | farklı | كوهوزونيشا (kuhuzunisha) | farklı |
| 364 | آجیقلی | Acıklı | Üzücü, dokunaklı | दुखद / करुण (dukhad / karuṇ) | benzer | ئېچىنىشلىق (echinishliq) | benzer | مڽديهكن (menyedihkan) | farklı | يا كوهوزونيشا (ya kuhuzunisha) | farklı |
| 365 | آجیقمق | Acıkmak | Acıkmak, aç olmak | भूख लगना (bhūkh lagnā) | farklı | ئاچ قالماق (ach qalmaq) | benzer (Osmanlıca’da “aç” var) | لاڤر (lapar) | farklı | كوا نجا (kuwa na njaa) | farklı |
| 366 | آجیلانمق | Acılanmak | Acılaşmak, üzülmek | कड़वा होना / दुखी होना (kaṛvā honā / dukhī honā) | benzer | ئاچچىقلاشماق (achchiqlashmaq) | benzer | منجادي ڤاهيت / سديه (menjadi pahit / sedih) | farklı | كوا چونگو (kuwa chungu) | farklı |
| 367 | آجیلق | Acılık | Acı tat, acı olma durumu | कड़वाहट / दर्द (kaṛvāhaṭ / dard) | benzer | ئاچچىقلىق (achchiqliq) | benzer | كڤاهيتم / كساكيتن (kepahitan / kesakitan) | farklı | اوچونگو (uchungu) | farklı |
| 368 | آجیمتراق | Acımtrak | Acıya çalan, az acı | थोड़ा कड़वा (thoṛā kaṛvā) | benzer | ئاچچىقراق (achchiqraq) | benzer | سدكيت ڤاهيت (sedikit pahit) | farklı | چونگو كيدوگو (chungu kidogo) | farklı |
| 369 | آجیمق | Acımak | Acı duymak, merhamet etmek | दर्द होना / रहम खाना (dard honā / raḥm khānā) | benzer (Osmanlıca’da “rahmet” var) | ئېچىنماق / ئاغرىماق (echinmaq / aghrimaq) | benzer | براس ساكيت / كاسيهن (berasa sakit / kasihan) | farklı | كووما / كوهوروميا (kuuma / kuhurumia) | farklı |
| 370 | آجیندیرمق | Acındırmak | Merhamete getirmek, acındırmak | रहम दिलाना (raḥm dilānā) | benzer | ئېچىندۈرمەك (echindürmek) | benzer | ممبوات كاسيهن (membuat kasihan) | farklı | كوهوروميشا (kuhurumisha) | farklı |
| 371 | آجینمق | Acınmak | Acınmak, merhamet edilmek | तरस खाना / रहम आना (taras khānā / raḥm ānā) | benzer | ئېچىنمەق (echinmeq) | benzer | ديكاسيهاني (dikasihani) | farklı | كوهوروميوة (kuhurumiwa) | farklı |
| 372 | آجینهجق | Acınacak | Acınacak, zavallı | क़ाबिल-ए-रहम (qābil-e-raḥm) | benzer | ئېچىنىشلىق (echinishliq) | benzer | ڤاتوت ديكاسيهاني (patut dikasihani) | farklı | يا كوهوروميوة (ya kuhurumiwa) | farklı |
| 373 | آچار | Açar | Açar (turşu/anahtar) | अचार / खोलने वाला (achār / kholne vālā) | aynı | ئاچقۇچ / ئاچار (achquch / achar) | benzer (Osmanlıca’da “açar” var) | اچر (acar) | aynı | اچاري (achari) | benzer (Osmanlıca’da “açar” var) |
| 374 | آچدیرمق | Açtırmak | Açma işini yaptırmak | खुलवाना (khulvānā) | farklı | ئاچقۇزماق (achquzmaq) | benzer (Osmanlıca’da “aç-” var) | ممبوككن (membukakan) | farklı | كوفونگوليشا (kufungulisha) | farklı |
| 375 | آچقی | Açkı | Cila, perdah, anahtar | पालिश / कुंजी (pālish / kunjī) | farklı | سىلىقلىغۇچ / ئاچقۇچ (siliqlighuch / achquch) | benzer (Osmanlıca’da “açkı” var) | ڤڠيلت / كونچي (pengilat / kunci) | farklı | كيفونگوو (kifunguo) | farklı |
| 376 | آچقیجی | Açkıcı | Perdahçı, anahtarcı | पालिशगर / कुंजीसाज़ (pālishgar / kunjī-sāz) | farklı | ئاچقۇچچى / سىلىقلىغۇچى (achquchchi / siliqlighuchi) | benzer (Osmanlıca’da “açkı” var) | توکڠ كونچي / ڤڠيلت (tukang kunci / pengilat) | farklı | فوندي وا فونگوو (fundi wa funguo) | farklı |
| 377 | آچلمق | Açılmak | Açılmak, açık hâle gelmek | खुलना (khulnā) | farklı | ئېچىلماق (echilmaq) | benzer (Osmanlıca’da “aç-” var) | تربوك (terbuka) | farklı | كوفونگوكا (kufunguka) | farklı |
| 378 | آچماز | Açmaz | Çıkmaz, zor durum | मुश्किल / पेच (mushkil / pech) | benzer (Osmanlıca’da “müşkül” ve “peç” var) | چىقىش يولى يوق ئەھۋال (chiqish yoli yoq ehwal) | benzer (Osmanlıca’da “çıkış” ve “yol” var) | جالن بونتو (jalan buntu) | farklı | مكوامو (mkwamo) | farklı |
| 379 | آچمازلیق | Açmazlık | Açmaz olma, ketumiyet | मुश्किलपन (mushkil-pan) | benzer | چىقىش يولى يوقلۇق (chiqish yoli yoqluq) | benzer | كبونتوان (kebuntuan) | farklı | مكوامو (mkwamo) | farklı |
| 380 | آچمق | Açmak | Açmak, kapalıyı açmak | खोलना (kholnā) | farklı | ئاچماق (achmaq) | aynı | ممبوك (membuka) | farklı | كوفونگوا (kufungua) | farklı |
| 381 | آچمه | Açma | Açmak işi, açma | खोलना / खुला हुआ (kholnā / khulā huā) | farklı | ئاچما (achma) | aynı | ڤمبوكان / كويه (pembukaan / kuih) | farklı | اوفونگوزي (ufunguzi) | farklı |
| 382 | آچمهلک | Açmalık | Temizleyici madde, açmalık | सफ़ाई का द्रव्य (safāī kā dravya) | farklı | داغ يوقىتىدىغان ماددا (dagh yoqitidighan madda) | farklı | بهان ڤنچوچي (bahan pencuci) | farklı | كيسافيشي (kisafishi) | farklı |
| 383 | اچڭدۏل | Öndül | Ödül, karşılık (eski) | इनाम (inām) | benzer (Osmanlıca’da “inam” ödül anlamında) | مۇكاپات / ئۆندۈرۈم (mukapat / öndürüm) | benzer (Osmanlıca’da “mükafat” var) | هديه / انعم (hadiah / inam) | benzer (Osmanlıca’da “hediye” var) | توزو / زوادي (tuzo / zawadi) | farklı |
| 384 | آچیجی | Açıcı | Açan kimse/şey | खोलने वाला (kholne vālā) | farklı | ئاچقۇچى (achquchi) | benzer (Osmanlıca’da “açıcı” var) | ڤمبوك (pembuka) | farklı | كيفونگوزي (kifunguzi) | farklı |
| 385 | آچیق | Açık | Kapalı olmayan, belirgin | खुला (khulā) | farklı | ئوچۇق (ochuq) | benzer (Osmanlıca’da “açık” var) | تربوك (terbuka) | farklı | وازي (wazi) | farklı |
| 386 | آچیق | Açık | (ikinci kayıt) | aynı | aynı | aynı | aynı | aynı | aynı | aynı | |
| 387 | آچیق آغز | Açık ağız | Şaşkın, saf | मुँह खोले / भोला (munh khole / bholā) | farklı | ئاغزى ئوچۇق (aghzi ochuq) | benzer (Osmanlıca’da “ağız” ve “açık” var) | مولوت تربوك / لوروس بندول (mulut terbuka / lurus bendul) | farklı | مدومو وازي (mdomo wazi) | farklı |
| 388 | آچیقلامق | Açıklamak | İzah etmek, açıklamak | समझाना / वाज़ेह करना (samjhānā / vāzeh karnā) | benzer (Osmanlıca’da “vazıh” var) | ئاچۇقلاپ چۈشەندۈرمەك (ochuqlap chüshendürmek) | benzer (Osmanlıca’da “açık” ve “çüşendürmek” var) | منجلسكن (menjelaskan) | farklı | كويليزا (kueleza) | farklı |
| 389 | آچیقلیق | Açıklık | Vuzuh, açıklık | स्पष्टता / खुलापन (spaṣṭatā / khulāpan) | benzer (Osmanlıca’da “vuzuh” var) | ئوچۇقلۇق (ochuqluq) | benzer | كتربوكان / كجلسن (keterbukaan / kejelasan) | farklı | اووازي (uwazi) | farklı |
| 390 | آحاد | Ahad | Bir, teklik | अहद (aḥad) | aynı | ئەھەد / بىر (ehed / bir) | benzer (Osmanlıca’da “ehad” ve “bir” var) | احد (ahad) | aynı | موجا (moja) | farklı |
| 391 | احادیث | Ehadis | Hadisler | अहादीस / हदीसें (aḥādīs / hadīsen) | aynı | ھەدىسلەر (hedisler) | benzer (Osmanlıca’da “hadis” var) | حديث-حديث (hadis-hadis) | benzer | حديثي (hadithi) | benzer (Osmanlıca’da “hadis” var) |
| 392 | احاطه | Ihata | Kuşatma, çevreleme | इहाता / घेराव (ihātā / gherāv) | aynı | قورشاش / ئىھاتە (qorshash / ihate) | benzer (Osmanlıca’da “ihata” var) | لينكوڠن (lingkungan) | farklı | كوزينگيرا (kuzingira) | farklı |
| 393 | احالت | İhaleten | Havale yoluyla | हवाले से (havāle se) | benzer (Osmanlıca’da “havale” var) | ھاۋالە قىلىپ (hawale qilip) | benzer | سچارا روجوقن (secara rujukan) | farklı | كوا كومكابذي (kwa kumkabidhi) | farklı |
| 394 | احاله | İhale | Havale, ihale | इहाला / हवाला (ihāla / havāla) | aynı | ھاۋالە / خېرىدار تاللاش (hawale / xeridar tallash) | benzer (Osmanlıca’da “havale” var) | تندر / ليلوڠن (tender / lelongan) | farklı | زابوني (zabuni) | farklı |
| 395 | احبا | Ehibba | Dostlar, sevgililer | अहिब्बा / दोस्त (aḥibbā / dost) | aynı | دوستلار / ياخشى كۆرگەنلەر (dostlar / yaxshi körgenler) | benzer (Osmanlıca’da “dost” var) | ككاسيه / صحابت (kekasih / sahabat) | benzer (Osmanlıca’da “sahabat” var) | محبيبو / مارافيكي (mahabibu / marafiki) | benzer (Osmanlıca’da “mahbup” ve “rafik” var) |
| 396 | احباب | Ahbab | Dostlar, tanıdıklar | अहबाब (aḥbāb) | aynı | ئەھباب / دوستلار (ehbab / dostlar) | benzer | احباب / صحابت (ahbab / sahabat) | benzer | مارافيكي (marafiki) | benzer (Osmanlıca’da “rafik” var) |
| 397 | احبابلق | Ahbablık | Dostluk, ahbaplık | दोस्ती / अहबाबियत (dostī / aḥbābiyat) | benzer | دوستلۇق (dostluq) | benzer | ڤرصحابتن (persahabatan) | benzer | اورافيكي (urafiki) | benzer (Osmanlıca’da “rafik” var) |
| 398 | احبار | Ehbar | Yahudi bilginleri, âlimler | अहबार (aḥbār) | aynı | يەھۇدىي ئالىملىرى / ئەحبار (yehudiy alimliri / ehbar) | benzer (Osmanlıca’da “Yahudi” ve “âlim” var) | ڤنديتا يهودي (pendeta Yahudi) | farklı | وانازوؤني وا كيهودي (wanazuoni wa Kiyahudi) | farklı |
| 399 | احتباس | Ihtibas | Tutulma, hapsolma | इहतिबास / रोक (iḥtibās / rok) | aynı | تۇتۇپ قېلىش / ئىھتىباس (tutup qelish / ihtibas) | benzer (Osmanlıca’da “ihtibas” var) | ڤناهنن (penahanan) | farklı | كيزويزي / كوفونگيوة (kizuizi / kufungiwa) | farklı |
| 400 | احتجاب | Ihticab | Örtünme, gizlenme | इहतिजाब / पर्दा (iḥtijāb / pardā) | aynı | ھىجابلىنىش / يوشۇرۇنۇش (hijablinish / yoshurunush) | benzer (Osmanlıca’da “hicap” var) | برحجاب / ترسمبوڽي (berhijab / tersembunyi) | benzer (Osmanlıca’da “hicap” var) | كوجيستيري (kujisiteri) | farklı |
| 401 | احتجاج | İhticac | Delil getirme, itiraz | एहतिजाज / दलील (eḥtijāj / dalīl) | aynı | ئېتىراز / دەلىل كۆرسىتىش (etiraz / delil körsitish) | benzer (Osmanlıca’da “itiraz” ve “delil” var) | بنتاهن / پروتيس (bantahan / protes) | farklı | هوجا / ماندامانو (hoja / maandamano) | benzer (Osmanlıca’da “hüccet” var) |
| 402 | احتجام | İhticam | Hacamat yaptırma | हिजामा (hijāma) | benzer (Osmanlıca’da “hacamat” var) | ھىجامەت قىلدۇرۇش (hijamet qildurush) | benzer (Osmanlıca’da “hacamat” var) | بكم (bekam) | farklı | حجاما (hijama) | benzer (Osmanlıca’da “hacamat” var) |
| 403 | احتراز | İhtiraz | Sakınma, kaçınma | एहतिराज़ / परहेज़ (eḥtirāz / parhez) | aynı | ئېھتىراز / ساقلىنىش (ehtiraz / saqlinish) | aynı | برهاتي-هاتي (berhati-hati) | farklı | تهاذاري (tahadhari) | benzer (Osmanlıca’da “sakınma” var) |
| 404 | احتراق | İhtirak | Yanma, tutuşma | इहतिराक (iḥtirāq) | aynı | كۆيۈش / ئىھتىراق (köyüsh / ihtiraq) | benzer (Osmanlıca’da “ihtirak” var) | كبكرن (kebakaran) | farklı | كوونگوا (kuungua) | farklı |
| 405 | احترام | İhtiram | Saygı, hürmet | एहतराम (eḥtirām) | aynı | ئېھتىرام (ehtiram) | aynı | احترام / حرمت (ihtiram / hormat) | aynı | هشيما (heshima) | benzer (Osmanlıca’da “hürmet” var) |
| 406 | احتساب | İhtisab | Hesap etme, ihtisap | इहतिसाब / हिसाब (iḥtisāb / ḥisāb) | aynı | ھېسابلاش / ئىھتىساب (hesablash / ihtisab) | benzer (Osmanlıca’da “hesap” var) | حساب / ڤڠواسوان ڤاسر (hisab / pengawasan pasar) | benzer (Osmanlıca’da “hesap” var) | حسابو (hisabu) | benzer (Osmanlıca’da “hesap” var) |
| 407 | احتسابیه | İhtisabiyye | İhtisap vergisi/resmi | महसूल-ए-इहतिसाब (maḥsūl-e-iḥtisāb) | benzer (Osmanlıca’da “mahsul” ve “ihtisap” var) | ئىھتىسابقا دائىر رەسم (ihtisabqa dair resm) | benzer (Osmanlıca’da “resim” var) | چوكاي حساب (cukai hisab) | farklı | كودي يا حسابو (kodi ya hisabu) | farklı |
| 408 | احتساس | İhtisas | Hissetme, duyma (ihtisas değil) | इहतिसास / एहसास (iḥtisās / eḥsās) | aynı | ھېس قىلىش (hes qilish) | benzer (Osmanlıca’da “his” var) | ڤراساءن (perasaan) | farklı | حسيا (hisia) | benzer (Osmanlıca’da “his” var) |
| 409 | احتشام | İhtişam | Haşmet, ihtişam | एहतिशाम (eḥtishām) | aynı | ھەيۋەت / ئىھتىشام (heywet / ihtisham) | benzer (Osmanlıca’da “heybet” ve “ihtişam” var) | كمݢهن (kemegahan) | farklı | فهاري / اوتوكوفو (fahari / utukufu) | benzer (Osmanlıca’da “fahir” ve “azamet” var) |
| 410 | احتضار | İhtidar | Can çekişme, ölüm hâli | नज़ा / जाँ-कनी (nazā / jān-kanī) | benzer (Osmanlıca’da “naza” var) | جان ئۈزۈش ئالدى (jan üzüş aldi) | benzer (Osmanlıca’da “can” ve “üzüş” var) | سكرات الموت (sakaratul-maut) | benzer (Osmanlıca’da “sekerat” var) | سكراتول ماوتي (sakaratul-mauti) | benzer (Osmanlıca’da “sekerat” var) |
| 411 | احتطاب | İhtitab | Odun toplama/kesme | लकड़ी चुनना (lakṛī chunnā) | farklı | ئوتۇن يىغىش (otun yighish) | benzer (Osmanlıca’da “odun” var) | مڠومڤول كايو (mengumpul kayu) | farklı | كوكوسانيا كوني (kukusanya kuni) | farklı |
| 412 | احتفال | İhtifal | Tören, kutlama | एहतिफ़ाल / जलसा (eḥtifāl / jalsā) | aynı | مۇراسىم / تەنتەنە (murаsim / tentene) | benzer (Osmanlıca’da “merasim” var) | احتفال / مجلس (ihtifal / majlis) | benzer (Osmanlıca’da “ihtifal” ve “meclis” var) | شريهي (sherehe) | farklı |
| 413 | احتقار | İhtikar | Hor görme, küçümseme | इहतिकार / तौहीन (iḥtiqār / tauhīn) | aynı | كەمسىتىش / ھاقارەت (kemsitish / haqaret) | benzer (Osmanlıca’da “tahkir” ve “hakaret” var) | ڤڠهيناءن (penghinaan) | farklı | ذرائو (dharau) | farklı |
| 414 | احتقان | İhtikan | Tıkanıklık, birikme | इहतिक़ान / कंजेशन (iḥtiqān / kanjeshan) | aynı | توسۇلۇش / قان تىقىلىش (tosulush / qan tiqilish) | benzer (Osmanlıca’da “tıkanma” var) | كسسكن / كونڬيستي (kesesakan / kongesti) | farklı | مسونگامانو (msongamano) | farklı |
| 415 | احتکار | İhtikar | Vurgunculuk, stokçuluk | इह्तिकार / ज़ख़ीरा-अंदोज़ी (iḥtikār / zakhīra-andozī) | aynı | ئىھتىكار / بېسىپ ساقلاش (ihtikar / besip saqlash) | aynı | ڤنيمبونن / مونوڤولي (penimbunan / monopoli) | farklı | كوهودهي بذاع (kuhodhi bidhaa) | farklı |
| 416 | احتلام | İhtilam | Rüyada cünüp olma | इहतिलाम (iḥtilām) | aynı | ئىھتىلام / چۈشلىنىش (ihtilam / chüshlinish) | aynı | احتلام / ميمڤي باسه (ihtilam / mimpi basah) | aynı | ندوتو نۑيو (ndoto nyevu) | farklı |
| 417 | احتماء | İhtima | Sığınma, korunma | इह्तिमा / पनाह लेना (iḥtimā / panāh lenā) | aynı | پاناھلىنىش / ھىمايە (panahlinish / himaye) | benzer (Osmanlıca’da “himaye” var) | برليندوڠ (berlindung) | farklı | كوجيكيڠا (kujikinga) | farklı |
| 418 | احتمال | İhtimal | Olasılık, ihtimal | इहतिमाल (iḥtimāl) | aynı | ئېھتىمال (ehtimal) | aynı | احتمال / كمڠكينن (ihtimal / kemungkinan) | aynı | احتمالي / اوويزكانو (ihtimali / uwezekano) | benzer (Osmanlıca’da “ihtimal” var) |
| 419 | احتواء | İhtiva | İçerme, kapsama | इहतिवा / शामिल होना (iḥtivā / shāmil honā) | aynı | ئۆز ئىچىگە ئالماق (öz ichige almaq) | benzer (Osmanlıca’da “içermek” var) | مڠندوڠي (mengandungi) | farklı | كوجومويشا (kujumuisha) | farklı |
| 420 | احتیاج | İhtiyaç | Gereksinim, ihtiyaç | इहतियाज / हाजत (iḥtiyāj / hājat) | aynı | ئېھتىياج (ehtiyaj) | aynı | حاجت / كڤرلوان (hajat / keperluan) | benzer (Osmanlıca’da “hacet” var) | حاجا (haja) | benzer (Osmanlıca’da “hacet” var) |
| 421 | احتیاط | İhtiyat | Tedbir, önlem | एहतियात (eḥtiyāt) | aynı | ئېھتىيات (ehtiyat) | aynı | احتياط / برهاتي-هاتي (ihtiyat / berhati-hati) | aynı | تهاذاري (tahadhari) | benzer (Osmanlıca’da “sakınma” var) |
| 422 | احتیاطاً | İhtiyaten | Tedbiren, ihtiyat olarak | एहतियातन (eḥtiyātan) | aynı | ئېھتىياتەن (ehtiyaten) | aynı | سچارا احتياط (secara ihtiyat) | benzer (Osmanlıca’da “ihtiyat” var) | كوا تهاذاري (kwa tahadhari) | benzer (Osmanlıca’da “sakınma” var) |
| 423 | احتیاطسز | İhtiyatsız | Tedbirsiz, dikkatsiz | बे-एहतियात (be-eḥtiyāt) | aynı | ئېھتىياتسىز (ehtiyatsiz) | aynı | تيدق برهاتي-هاتي (tidak berhati-hati) | farklı | بيلا تهاذاري (bila tahadhari) | benzer (Osmanlıca’da “sakınma” var) |
| 424 | احتیاطسزلق | İhtiyatsızlık | Tedbirsizlik | बे-एहतियाती (be-eḥtiyātī) | aynı | ئېھتىياتسىزلىق (ehtiyatsizliq) | aynı | كچواءين (kecuaian) | farklı | كوتوكوا نا تهاذاري (kutokuwa na tahadhari) | benzer (Osmanlıca’da “sakınma” var) |
| 425 | احتیاطلی | İhtiyatlı | Tedbirli, dikkatli | एहतियाती / मुहतात (eḥtiyātī / muḥtāt) | aynı | ئېھتىياتلىق (ehtiyatliq) | aynı | برهاتي-هاتي (berhati-hati) | farklı | مڽه تهاذاري (mwenye tahadhari) | benzer (Osmanlıca’da “sakınma” var) |
| 426 | احتیاطی | İhtiyati | İhtiyata ait, yedek | एहतियाती (eḥtiyātī) | aynı | ئېھتىياتىي (ehtiyatiy) | aynı | احتياطي / سيمڤنن (ihtiyati / simpanan) | benzer (Osmanlıca’da “ihtiyat” var) | اكيبا / تهاذاري (akiba / tahadhari) | benzer (Osmanlıca’da “sakınma” var) |
| 427 | احتیال | İhtiyal | Hile, aldatma | इह्तियाल / हीला (iḥtiyāl / hīla) | aynı | ھىيلە / ئالدامچىلىق (hiyle / aldamchiliq) | benzer (Osmanlıca’da “hile” var) | هيله / تيڤو داي (helah / tipu daya) | benzer (Osmanlıca’da “hile” var) | هيلا / اوجانجا (hila / ujanja) | benzer (Osmanlıca’da “hile” var) |
| 428 | احجار | Ahcar | Taşlar | अहजार / पत्थर (aḥjār / patthar) | aynı | تاشلار (tashlar) | benzer (Osmanlıca’da “taş” var) | باتو-باتو (batu-batu) | farklı | ماوي (mawe) | farklı |
| 429 | احد | Ehad | Bir, tek | अहद (aḥad) | aynı | ئەھەد / بىر (ehed / bir) | benzer (Osmanlıca’da “bir” var) | احد (ahad) | aynı | موجا (moja) | farklı |
| 430 | احداث | İhdas | Meydana getirme, icat | इहदास (iḥdās) | aynı | پەيدا قىلىش (peyda qilish) | benzer (Osmanlıca’da “peyda” var) | مڠاداكن (mengadakan) | farklı | كوانزيشا (kuanzisha) | farklı |
| 431 | احدی | İhda | Bir (dişil) | इहदा / एक (iḥdā / ek) | benzer (Osmanlıca’da “ehad” var) | بىرى / ھەدىيە قىلىش (biri / hediye qilish) | benzer (Osmanlıca’da “bir” ve “hediye” var) | ساتو / مڠهديهكن (satu / menghadiahkan) | benzer (Osmanlıca’da “sad” var) | موجا / كوتوا زوادي (moja / kutoa zawadi) | benzer (Osmanlıca’da “bir” ve “hediye” var) |
| 432 | احدیت | Ehadiyyet | Birlik, teklik | अहदियत (aḥadiyyat) | aynı | ئەھەدىيەت / بىرلىك (ehediyet / birlik) | benzer (Osmanlıca’da “birlik” var) | كإيساءن / احدية (keesaan / ahadiyyah) | benzer (Osmanlıca’da “vahdet” var) | اوموجا وا مونگو (umoja wa Mungu) | farklı |
| 433 | احرار | Ahrar | Hürler, serbestler | अहरार (aḥrār) | aynı | ھۆرلەر (hörler) | benzer (Osmanlıca’da “hür” var) | اورڠ مرديكا (orang merdeka) | farklı | واتو حورو (watu huru) | benzer (Osmanlıca’da “hür” var) |
| 434 | احراز | İhraz | Kazanma, elde etme | इहराज़ (iḥrāz) | aynı | قولغا كەلتۈرۈش (qolgha keltürüsh) | benzer (Osmanlıca’da “kazanma” var) | ممروله (memperoleh) | farklı | كوڤاتا (kupata) | farklı |
| 435 | احراق | İhrak | Yakma, ateşe verme | इहराक़ (iḥrāq) | aynı | كۆيدۈرۈش (köydürüsh) | benzer (Osmanlıca’da “yakma” var) | ممبكر (membakar) | farklı | كوچوما (kuchoma) | farklı |
| 436 | احرام | İhram | Hac ihramı, ihram giysisi | इहराम (iḥrām) | aynı | ئىھرام (ihram) | aynı | احرام (ihram) | aynı | احرامو (ihramu) | benzer (Osmanlıca’da “ihram” var) |
| 437 | احری | Ahra | Daha uygun, daha layık | अहरा / मुनासिबतर (aḥrā / munāsibtar) | aynı | تېخىمۇ لايىق (teximu layiq) | benzer (Osmanlıca’da “layık” var) | لبيه لايق (lebih layak) | benzer (Osmanlıca’da “layık” var) | افضالي / اينافا زايدي (afadhali / inafaa zaidi) | benzer (Osmanlıca’da “evla” var) |
| 438 | احزاب | Ahzab | Hizipler, gruplar | अहज़ाब (aḥzāb) | aynı | ھىزب / گۇرۇھلار (hizb / guruhlar) | benzer (Osmanlıca’da “hizip” var) | حزب / ڬولوڠن (hizb / golongan) | benzer (Osmanlıca’da “hizip” var) | وياما (vyama) | farklı |
| 439 | احزان | Ahzan | Hüzünler, kederler | अहज़ान (aḥzān) | aynı | ھۈزۈنلەر (hüzünler) | benzer (Osmanlıca’da “hüzün” var) | كسديهن (kesedihan) | farklı | حوزوني (huzuni) | benzer (Osmanlıca’da “hüzün” var) |
| 440 | احساس | İhsas | Hissettirme, duyurma | इहसास / एहसास (iḥsās / eḥsās) | aynı | ھېس قىلدۇرۇش (hes qildurush) | benzer (Osmanlıca’da “his” var) | مڠسن / ڤراساءن (mengesan / perasaan) | farklı | حسيا / كوهيسي (hisia / kuhisi) | benzer (Osmanlıca’da “his” var) |
| 441 | احسان | İhsan | İyilik, lütuf | इहसान (iḥsān) | aynı | ئېھسان (ehsan) | aynı | احسان (ihsan) | aynı | حساني (hisani) | benzer (Osmanlıca’da “ihsan” var) |
| 442 | احسانديده | İhsandide | İhsan görmüş | एहसान-दीदा (eḥsān-dīdah) | aynı | ئېھسان كۆرگەن (ehsan körgen) | benzer (Osmanlıca’da “ihsan” ve “görmek” var) | ممريما احسان (menerima ihsan) | benzer (Osmanlıca’da “ihsan” var) | اليېڤاتا حساني (aliyepata hisani) | benzer (Osmanlıca’da “ihsan” var) |
| 443 | احسن | Ahsen | En güzel, daha güzel | अहसन (aḥsan) | aynı | ئەھسەن (ehsen) | aynı | احسن (ahsan) | aynı | بورا زايدي (bora zaidi) | farklı |
| 444 | احشاء | Ehşa | İç organlar, bağırsaklar | अहशा / अंतड़ियाँ (aḥshā / antṛiyā̃) | aynı | ئىچكى ئەزالار (ichki ezalar) | benzer (Osmanlıca’da “iç” ve “aza” var) | ايسي ڤروت / اوسوس (isi perut / usus) | farklı | ماتومبو (matumbo) | farklı |
| 445 | احصاء | İhsa | Sayma, hesaplama | इह्सा / गिनती (iḥsā / gintī) | aynı | ھېسابلاش (hesablash) | benzer (Osmanlıca’da “hesap” var) | مڠهيتوڠ (menghitung) | farklı | كوحيسابو (kuhesabu) | benzer (Osmanlıca’da “hesap” var) |
| 446 | احضار | İhdar | Hazır etme, getirtme | इहदार / हाज़िर करना (iḥḍār / ḥāzir karnā) | aynı | ھازىرلاش / كەلتۈرۈش (hazirlash / keltürüsh) | benzer (Osmanlıca’da “hazır” ve “getirmek” var) | مڠحضيركن (menghadirkan) | benzer (Osmanlıca’da “hazır” var) | كوهودوريشا / كوليتا (kuhudhurisha / kuleta) | benzer (Osmanlıca’da “huzur” ve “getirmek” var) |
| 447 | احضاریه | İhzariyye | Çağrı kâğıdı, celpname | इहज़ारिया / हाज़िरी नोटिस (iḥzāriyya / ḥāzirī notice) | aynı | چاقىرىق قەغىزى (chaqiriq qeghezi) | benzer (Osmanlıca’da “çağrı” ve “kağıt” var) | سورت ڤڠڬيلن (surat panggilan) | farklı | هاتي يا ويتو (hati ya wito) | farklı |
| 448 | احفاد | Ahfad | Torunlar | अहफ़ाद (aḥfād) | aynı | نەۋرىلەر (newriler) | benzer (Osmanlıca’da “torun” var) | چوچو-چيچيت (cucu-cicit) | farklı | وجوكوو (wajukuu) | farklı |
| 449 | احق | Ehakk | Daha haklı, daha layık | अहक़्क़ (aḥaqq) | aynı | ئەڭ ھەقلىق (eng heqliq) | benzer (Osmanlıca’da “hak” var) | لبيه برحق (lebih berhak) | benzer (Osmanlıca’da “hak” var) | هاكي زايدي (haki zaidi) | benzer (Osmanlıca’da “hak” var) |
| 450 | احقاق | İhkak | Hakkı yerine getirme | इहक़ाक़ (iḥqāq) | aynı | ھەقنى ئىسپاتلاش (heqni ispatlash) | benzer (Osmanlıca’da “hak” ve “ispat” var) | منداڬقكن حق (menegakkan hak) | benzer (Osmanlıca’da “hak” var) | كوتيبيتيشا هاكي (kuthibitisha haki) | benzer (Osmanlıca’da “hak” var) |
| 451 | احقر | Ahkar | Daha hakir, daha aşağı | अहक़र (aḥqar) | aynı | پەس (pes) | benzer (Osmanlıca’da “pes” aşağı) | هينا (hina) | benzer (Osmanlıca’da “hina” var) | ذليلي (dhalili) | farklı |
| 452 | احكام | Ahkam | Hükümler, kanunlar | अहकाम (aḥkām) | aynı | ھۆكۈملەر (hökümler) | benzer (Osmanlıca’da “hüküm” var) | حكوم-حكوم (hukum-hukum) | benzer (Osmanlıca’da “hüküm” var) | حوكومو (hukumu) | benzer (Osmanlıca’da “hüküm” var) |
| 453 | احكام | İhkam | Sağlamlaştırma | इहकाम (iḥkām) | aynı | مۇستەھكەملەش (mustehkemlesh) | benzer (Osmanlıca’da “müstahkem” var) | مڠوكوهكن (mengukuhkan) | farklı | كوايماريشا (kuimarisha) | farklı |
| 454 | احلاء | İhla | Boşaltma, tatlandırma | ख़ाली करना (khālī karnā) | benzer (Osmanlıca’da “hali” var) | بوشىتىش (boshitish) | farklı | مڠوسوڠكن (mengosongkan) | farklı | كوفانيا توپوع (kufanya tupu) | farklı |
| 455 | احلام | Ahlam | Rüyalar | अह्लाम (aḥlām) | aynı | چۈشلەر (chüshler) | benzer (Osmanlıca’da “rüya” var) | ميمڤي-ميمڤي (mimpi-mimpi) | farklı | ندوتو (ndoto) | farklı |
| 456 | احلیل | İhlil | İdrar yolu | इहलील (iḥlīl) | aynı | سۈيدۈك يولى (süydük yoli) | benzer (Osmanlıca’da “sidik” ve “yol” var) | سالور كنچيڠ (salur kencing) | farklı | مريجا وا مكوجو (mrija wa mkojo) | farklı |
| 457 | احلی | Ahla | Daha tatlı, daha hoş | अहला (aḥlā) | aynı | تاتلىقراق (tatliqraq) | benzer (Osmanlıca’da “tatlı” var) | لبيه مانيس (lebih manis) | farklı | تامو زايدي (tamu zaidi) | farklı |
| 458 | احمال | Ahmal | Yükler, hamal yükleri | अहमाल (aḥmāl) | aynı | يۈكلەر (yükler) | benzer (Osmanlıca’da “yük” var) | مواتن-مواتن (muatan-muatan) | farklı | ميزيڬو (mizigo) | farklı |
| 459 | احمر | Ahmer | Kırmızı, kızıl | अहमर (aḥmar) | aynı | قىزىل (qizil) | benzer (Osmanlıca’da “kızıl” var) | ميراه (merah) | farklı | نيكوندو (nyekundu) | farklı |
| 460 | احمرار | İhmirar | Kızarma, kırmızılaşma | इहमिरार (iḥmirār) | aynı | قىزارىش (qizirish) | benzer (Osmanlıca’da “kızarma” var) | كميراهن (kemerahan) | farklı | اويكوندو (uwekundu) | farklı |
| 461 | احمق | Ahmak | Budala, ahmak | अहमक़ (aḥmaq) | aynı | ئەخمەق (ehmeq) | benzer (Osmanlıca’da “ahmak” var) | احمق (ahmak) | aynı | مڤومباوو (mpumbavu) | farklı |
| 462 | احمقجه | Ahmakca | Budalaca, ahmakça | अहमक़ाना (aḥmaqāna) | benzer (Osmanlıca’da “ahmak” var) | ئەخمەقلەرچە (ehmeqlerche) | benzer (Osmanlıca’da “ahmak” var) | سچارا احمق (secara ahmak) | benzer (Osmanlıca’da “ahmak” var) | كيڤومباوو (kipumbavu) | farklı |
| 463 | احمقلق | Ahmaklık | Budalalık | अहमक़ी (aḥmaqī) | benzer (Osmanlıca’da “ahmak” var) | ئەخمەقلىق (ehmeqliq) | benzer (Osmanlıca’da “ahmak” var) | كبودوهن (kebodohan) | farklı | اوڤومباوو (upumbavu) | farklı |
| 464 | احوال | Ahval | Durumlar, haller | अहवाल (aḥvāl) | aynı | ئەھۋال (ehwal) | aynı | احوال (ahwal) | aynı | حالي (hali) | benzer (Osmanlıca’da “hâl” var) |
| 465 | احول | Ahvel | Şaşı | भैंगा (bhaiṅgā) | farklı | غىلاي (ghilay) | farklı | جوليڠ (juling) | farklı | ماچو يا كوكوسا (macho ya kukosa) | farklı |
| 466 | احيا كرده | İhya kerde | İhya edilmiş, diriltilmiş | इह्या-कर्दा (ihyā-karda) | aynı | تىرىلدۈرۈلگەن (tirildürülgen) | benzer (Osmanlıca’da “diriltmek” var) | ديهيدوڤكن (dihidupkan) | farklı | ايليوهوئيشوا (iliyohuishwa) | benzer (Osmanlıca’da “ihya” var) |
| 467 | احياء | İhya | Diriltme, canlandırma | इह्या (ihyā) | aynı | تىرىلدۈرۈش (tirildürüsh) | benzer (Osmanlıca’da “ihya” var) | احيا (ihya) | aynı | كوهويشا (kuhuisha) | benzer (Osmanlıca’da “ihya” var) |
| 468 | احيان | Ahyan | Zamanlar, vakitler | अहयान (aḥyān) | aynı | ۋاقىتلار (waqitlar) | benzer (Osmanlıca’da “vakit” var) | ماس-ماس (masa-masa) | farklı | نياكاتي (nyakati) | farklı |
| 469 | احياناً | Ahyanen | Ara sıra, zaman zaman | अहयानन (aḥyānan) | aynı | ئاندا-ساندا (anda-sanda) | benzer (Osmanlıca’da “ara sıra” var) | كادڠ-كادڠ (kadang-kadang) | farklı | مارا كوا مارا (mara kwa mara) | farklı |
| 470 | اخ | Eh | Ünlem “eh” veya kardeş | ठीक है (ṭhīk hai) | farklı | ھە (he) | benzer (Osmanlıca’da “he” ünlemi var) | ايه (eh) | aynı | اې (ee) | benzer (Osmanlıca’da “ey” var) |
| 471 | آخار | Ahar | Kâğıt cilası | आहार (āhār) | aynı | قەغەز جىلىمى (qeǧez jilimi) | farklı | كانجي كرتس (kanji kertas) | farklı | وانڬا وا كاراتاسي (wanga wa karatasi) | farklı |
| 472 | آخارلامق | Aharlamak | Cilalamak, ahar sürmek | आहार लगाना (āhār lagānā) | benzer (Osmanlıca’da “ahar” var) | قەغەزگە سىرلاش (qeǧezge sirlash) | farklı | مڽالوت كرتس دڠن كانجي (menyalut kertas dengan kanji) | farklı | كوڤاكا وانڬا كاراتاسيني (kupaka wanga karatasini) | farklı |
| 473 | اخافه | İhafe | Korkutma, korku verme | इख़ाफ़ा (ikhāfa) | aynı | قورقۇتۇش (qorqutush) | farklı | مناكوتكن (menakutkan) | farklı | كوتيشا (kutisha) | farklı |
| 474 | اخبار | Ahbar | Haberler | अख़बार (akhbār) | aynı | خەۋەرلەر (xewerler) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) | اخبر (akhbar) | aynı | هباري (habari) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) |
| 475 | اخبار | İhbar | Haber verme | इख़बार (ikhbār) | aynı | خەۋەر قىلىش (xewer qilish) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) | ڤمبريتاهوان (pemberitahuan) | farklı | كوتوا هباري (kutoa habari) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) |
| 476 | اخبارنامه | İhbarname | Haber belgesi, bildirim | इख़बारनामा (ikhbār-nāma) | aynı | خەۋەرنامە (xewername) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) | سورت ڤمبريتاهوان (surat pemberitahuan) | farklı | باروا يا تعريفه (barua ya taarifa) | farklı |
| 477 | اخباریه | İhbariyye | Haber yazısı, bildirim | इख़बारिया (ikhbāriyya) | aynı | خەۋەرلىك (xewerlik) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) | بريتا (berita) | farklı | تعريفه (taarifa) | farklı |
| 478 | اخباری | İhbari | Haberle ilgili | इख़बारी (ikhbārī) | aynı | خەۋەرگە ئائىت (xewerge ait) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) | برايتا/برخبر (berita/berkhabar) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) | يا هباري (ya habari) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) |
| 479 | اخت | Uht | Kız kardeş | उख़्त (ukht) | aynı | سىڭىل / ئاچا (siñil / acha) | benzer (Osmanlıca’da “kız kardeş” var) | ساودارا ڤرمڤوان (saudara perempuan) | farklı | دادا (dada) | farklı |
| 480 | آختاپوت | Ahtapot | Ahtapot | ऑक्टोपस (octopus) | benzer (aynı kök) | ئوكتوپۇس (oktopus) | benzer (aynı kök) | سوتوڠ كوريتا (sotong kurita) | farklı | ڤويزا (pweza) | farklı |
| 481 | اختبار | İhtibar | Sınama, deneme | इख़्तिबार (ikhtibār) | aynı | سىناق (sinaq) | farklı | اوجين (ujian) | farklı | متيهاني (mtihani) | farklı |
| 482 | اختتام | İhtitam | Son, bitiş, kapanış | इख़्तिताम (ikhtitām) | aynı | ئاخىرلىشىش (axirlishish) | benzer (Osmanlıca’da “ahir” var) | ختم/ڤنوتوڤ (khatam/penutup) | benzer (Osmanlıca’da “hatim” var) | هيتيميشو (hitimisho) | benzer (Osmanlıca’da “hitam” var) |
| 483 | اختداع | İhtida | Aldatma, hile | धोखा (dhokhā) | farklı | ئالداش (aldash) | benzer (Osmanlıca’da “aldatmak” var) | تيڤو دايا (tipu daya) | farklı | اودانڬانيفو (udanganyifu) | farklı |
| 484 | اختر | Ahter | Yıldız, talih | अख़्तर (akhtar) | aynı | يۇلتۇز (yultuz) | benzer (Osmanlıca’da “yıldız” var) | بينتڠ (bintang) | farklı | نيوتا (nyota) | farklı |
| 485 | اختراع | İhtira | İcat, buluş | इख़्तिरा (ikhtirā’) | aynı | كەشپىيات (keshpiyat) | farklı | رکا چيڤتا (reka cipta) | farklı | اووومبوزي (uvumbuzi) | farklı |
| 486 | اختراعكارانه | İhtiracarane | İcat edici tarzda | इख़्तिराकाराना (ikhtirā’-kārāna) | aynı | كەشپىياتچىلىقچە (keshpiyatchiliqche) | farklı | سچارا رکا چيڤتا (secara reka cipta) | farklı | كوا اووومبوزي (kwa uvumbuzi) | farklı |
| 487 | اختراعی | İhirai | İcada ait, yapma | इख़्तिराई (ikhtirā’ī) | aynı | كەشپىياتقا ئائىت (keshpiyatqa ait) | farklı | چيفتاءن (ciptaan) | farklı | يا اووومبوزي (ya uvumbuzi) | farklı |
| 488 | اخترشناس | Ahterşinas | Yıldız bilgini, astronom | अख़्तर-शनास (akhtar-shinās) | aynı | يۇلتۇز شۇناس (yultuz shunas) | benzer (Osmanlıca’da “yıldız” ve “şinas” var) | اهلي فلك (ahli falak) | benzer (Osmanlıca’da “ehl” ve “felek” var) | موانااسترونوميا (mwanaastronomia) | farklı |
| 489 | اختصار | İhtisar | Kısaltma, özet | इख़्तिसार (ikhtisār) | aynı | قىسقارتىش (qisqartish) | benzer (Osmanlıca’da “kısaltma” var) | اختصار (ikhtisar) | aynı | موختاساري (muhtasari) | benzer (Osmanlıca’da “muhtasar” var) |
| 490 | اختصاراً | İhtisaren | Kısaca, özetle | इख़्तिसारन (ikhtisāran) | aynı | قىسقىچە (qisqiche) | benzer (Osmanlıca’da “kısa” var) | سچارا اختصار (secara ikhtisar) | benzer (Osmanlıca’da “ihtisar” var) | كوا موختاساري (kwa muhtasari) | benzer (Osmanlıca’da “muhtasar” var) |
| 491 | اختصاص | İhtisas | Uzmanlık, ihtisas | इख़्तिसास (ikhtisās) | aynı | مۇتەخەسسىسلىك (mutexessislik) | benzer (Osmanlıca’da “mütehassıs” var) | اختصاص (ikhtisas) | aynı | اوتالامو (utaalamu) | farklı |
| 492 | اختصاصيون | İhtisasiyyun | Uzmanlar, ihtisas sahipleri | इख़्तिसासियून (ikhtisāsiyyūn) | aynı | مۇتەخەسسىسلەر (mutexessisler) | benzer (Osmanlıca’da “mütehassıs” var) | اهلي اختصاص (ahli ikhtisas) | benzer (Osmanlıca’da “ehl” ve “ihtisas” var) | واتالامو (wataalamu) | farklı |
| 493 | اختصاصی | İhtisasi | İhtisasa ait, özel | इख़्तिसासी (ikhtisāsī) | aynı | مۇتەخەسسىسلىك (mutexessislik) | benzer (Osmanlıca’da “mütehassıs” var) | اختصاصي (ikhtisasi) | aynı | مالومو (maalumu) | farklı |
| 494 | اختصام | İhtisam | Çekişme, hasım olma | इख़्तिसाम (ikhtisām) | aynı | جېدەللەش (jedellesh) | farklı | ڤرتيكايان (pertikaian) | farklı | مزوزو (mzozo) | farklı |
| 495 | اختضاب | İhtidab | Kına ile boyama | ख़िज़ाब लगाना (khizāb lagānā) | benzer (Osmanlıca’da “hızab” var) | خېنە قويۇش (xene qoyush) | benzer (Osmanlıca’da “hına” var) | برايناي (berinai) | benzer (Osmanlıca’da “hına” var) | كوڤاكا حنا (kupaka hina) | benzer (Osmanlıca’da “hına” var) |
| 496 | اختضاع | İhtiza | Tevazu, boyun eğme | ख़ुज़ूअ (khuzū’) | benzer (Osmanlıca’da “huzu” var) | بويسۇنۇش (boysunush) | farklı | توندوق (tunduk) | farklı | اونينيېكېفو (unyenyekevu) | farklı |
| 497 | اختطاب | İhtitab | Kız isteme, nikâh talep etme | ख़ित्बा (khiṭba) | benzer (Osmanlıca’da “hatbe” var) | قىز سوراش (qiz sorash) | farklı | ممينڠ (meminang) | farklı | ڤوسا (posa) | farklı |
| 498 | اختطاف | İhtitaf | Kaçırma, kapıp götürme | इख़्तिताफ़ (ikhtitāf) | aynı | تارتىۋېلىش (tartiwelish) | farklı | منچوليك (menculik) | farklı | كوتيكا (kuteka) | farklı |
| 499 | اختفاء | İhtifa | Gizlenme, saklanma | इख़्तिफ़ा (ikhtifā) | aynı | يوشۇرۇنۇش (yoshurunush) | farklı | برسمبوڽي (bersembunyi) | farklı | كوجيفيچا (kujificha) | farklı |
| 500 | اختلاج | İhtilac | Seğirme, çarpıntı | इख़्तिलाज (ikhtilāj) | aynı | تىترەش (titresh) | farklı | بركدوة (berkedut) | farklı | كوتېتېمېكا (kutetemeka) | farklı |
| 501 | اختلاس | İhtilâs | Aşırma, zimmete geçirme | इख़्तिलास (ikhtilās) | aynı | ئىختىلاس (ixtilas) | aynı | ڤڠڬلاڤن (penggelapan) | farklı | اوباذيريفو (ubadhirifu) | farklı |
| 502 | اختلاط | İhtilat | Karışma, karışıklık | इख़्तिलात (ikhtilāṭ) | aynı | ئارىلىشىش (arilishish) | benzer (Osmanlıca’da “karışma” var) | اختلاط (ikhtilat) | aynı | مچانڬانيكو (mchanganyiko) | farklı |
| 503 | اختلاف | İhtilaf | Anlaşmazlık, farklılık | इख़्तिलाफ़ (ikhtilāf) | aynı | ئىختىلاپ (ixtilap) | benzer (Osmanlıca’da “ihtilaf” var) | اختلاف (ikhtilaf) | aynı | هيتيلافو (hitilafu) | benzer (Osmanlıca’da “ihtilaf” var) |
| 504 | اختمار | İhtimâr | Mayalanma, ekşime | इख़्तिमार (ikhtimār) | aynı | ئېچىش (echish) | benzer (Osmanlıca’da “mayalanma” var) | ڤناڤايان (penapaian) | farklı | اوچاچوشاجي (uchachushaji) | farklı |
| 505 | اختناق | İhtinâk | Boğulma, tıkanma | इख़्तिनाक़ (ikhtināq) | aynı | بوغۇلۇش (boghulush) | benzer (Osmanlıca’da “boğulma” var) | ترچكيق (tercekik) | farklı | كوكابوا (kukabwa) | farklı |
| 506 | اختيار | İhtiyâr | Seçme, tercih | इख़्तियार (ikhtiyār) | aynı | ئىختىيار (ixtiyar) | benzer (Osmanlıca’da “ihtiyar” var) | اختيار (ikhtiar) | aynı | هياري (hiari) | benzer (Osmanlıca’da “ihtiyar” var) |
| 507 | اختيار | İhtiyâr | Yaşlı, ihtiyar | बूढ़ा (būṛhā) | farklı | قېرى (qeri) | benzer (Osmanlıca’da “kocamış” var) | توا (tua) | farklı | مزي (mzee) | farklı |
| 508 | اختيارلاتمق | ihtiyarlatmak | Yaşlandırmak | बूढ़ा करना (būṛhā karnā) | farklı | قېرىتىش (qeritish) | benzer (Osmanlıca’da “kocamak” var) | منواكن (menuakan) | farklı | كوزيشا (kuzeesha) | farklı |
| 509 | اختيارلامق | ihtiyarlamak | Yaşlanmak | बूढ़ा होना (būṛhā honā) | farklı | قېرىش (qerish) | benzer | منجادي توا (menjadi tua) | farklı | كوزيكا (kuzeeka) | farklı |
| 510 | اختيارلق | İhtiyarlık | Yaşlılık | बुढ़ापा (buṛhāpā) | farklı | قېرىلىق (qeriliq) | benzer (Osmanlıca’da “kocalık” var) | كتواءن (ketuaan) | farklı | اوزي (uzee) | farklı |
| 511 | اختياری | İhtiyârî | İsteğe bağlı | इख़्तियारी (ikhtiyārī) | aynı | ئىختىيارىي (ixtiyariy) | benzer (Osmanlıca’da “ihtiyari” var) | اختياري (ikhtiari) | aynı | هياري (hiari) | benzer (Osmanlıca’da “ihtiyari” var) |
| 512 | اخدار | İhdâr | Uyuşturma | तख़दीर (takhdīr) | benzer (Osmanlıca’da “tahdid” değil ama “uyuşturma” var) | ئۇيۇشتۇرۇش (uyushturush) | farklı | بيوس (bius) | farklı | ڬانزي (ganzi) | farklı |
| 513 | اخذ | Ahz | Alma, tutma | अख़्ज़ (akhz) | aynı | ئېلىش (élish) | benzer (Osmanlıca’da “almak” var) | امبيل (ambil) | farklı | كوچوكوا (kuchukua) | farklı |
| 514 | آخَر | Ahar | Başka, diğer | दूसरा (dūsrā) | farklı | باشقا (bashqa) | benzer (Osmanlıca’da “başka” var) | لاين (lain) | farklı | موينڬيني (mwingine) | farklı |
| 515 | آخِر | Ahir | Son | आख़िर (ākhir) | aynı | ئاخىر (axir) | benzer (Osmanlıca’da “ahir” var) | اخير (akhir) | aynı | اخيري (akhiri) | benzer (Osmanlıca’da “ahir” var) |
| 516 | اخراج | İhrâc | Çıkarma, dışarı çıkarma | इख़राज (ikhrāj) | aynı | چىقىرىش (chiqirish) | benzer (Osmanlıca’da “çıkarmak” var) | مڠلواركن (mengeluarkan) | farklı | كوتوا نجي (kutoa nje) | farklı |
| 517 | آخِرَت | Ahiret | Öte dünya, ahiret | आख़िरत (ākhirat) | aynı | ئاخىرەت (axiret) | benzer (Osmanlıca’da “ahiret” var) | اخيرة (akhirat) | aynı | اخيرا (akhira) | benzer (Osmanlıca’da “ahiret” var) |
| 518 | آخِرَتلِك | Ahiretlik | Ahirete ait | आख़िरती (ākhiratī) | benzer (Osmanlıca’da “ahiret” var) | ئاخىرەتلىك (axiretlik) | benzer | اخيراتي (akhirati) | benzer | يا اخيرا (ya akhira) | benzer |
| 519 | اخرويات | Uhreviyyat | Ahirete dair konular | उख़रविय्यात (ukhrawiyyāt) | aynı | ئاخىرەتكە دائىر (axiretke dair) | benzer (Osmanlıca’da “dair” var) | اخرويات (ukhrawiyat) | aynı | مامبو يا اخيرا (mambo ya akhira) | benzer (Osmanlıca’da “ahiret” var) |
| 520 | اخروی | Uhrevî | Ahirete ait | उख़रवी (ukhrawī) | aynı | ئاخىرەتكە دائىر (axiretke dair) | benzer | اخروي (ukhrawi) | aynı | يا اخيرا (ya akhira) | benzer |
| 521 | آخِرين | Ahirin | Sonrakiler | आख़िरीन (ākhirīn) | aynı | ئاخىرقىلار (axirqilar) | benzer (Osmanlıca’da “ahir” var) | اخيرين (akhirin) | benzer | وا موويشو (wa mwisho) | farklı |
| 522 | اخری | Uhrâ | Diğer, öteki | उख़रा (ukhrā) | aynı | باشقا (bashqa) | benzer (Osmanlıca’da “başka” var) | يڠ لاين (yang lain) | farklı | موينڬيني (mwingine) | farklı |
| 523 | اخشاب | Ahşâb | Ağaçlar, odunlar | लकड़ी (lakṛī) | farklı | ياغاچ (yaghach) | benzer (Osmanlıca’da “ağaç” var) | كايو (kayu) | farklı | مباو (mbao) | farklı |
| 524 | اخص | Ehass | Daha özel, daha has | अख़स्स (akhass) | aynı | ئەڭ خاس (eng xas) | benzer (Osmanlıca’da “has” var) | لبيه خصوص (lebih khusus) | benzer (Osmanlıca’da “husus” var) | مالومو زايدي (maalumu zaidi) | farklı |
| 525 | اخضر | Ahdar | Yeşil | अख़्ज़र (akhḍar) | aynı | يېشىل (yeshil) | benzer (Osmanlıca’da “yeşil” var) | هيجاو (hijau) | farklı | كيجاني (kijani) | farklı |
| 526 | اخطار | Ahtâr | Tehlikeler | ख़तरात (khaṭarāt) | benzer (Osmanlıca’da “hatar” var) | خەتەرلەر (xeterler) | benzer (Osmanlıca’da “hatar” var) | بهايا-بهايا (bahaya-bahaya) | farklı | هاتاري (hatari) | benzer (Osmanlıca’da “hatar” var) |
| 527 | اخطار | İhtâr | Uyarma, hatırlatma | इख़्तार (ikhtār) | aynı | ئاگاھلاندۇرۇش (agahlandurush) | farklı | ڤريڠاتن (peringatan) | farklı | اونيو (onyo) | farklı |
| 528 | اخف | Ehaff | Daha hafif | अख़फ़्फ़ (akhaff) | aynı | يېنىكرەك (yenikrek) | benzer (Osmanlıca’da “hafif” var) | لبيه ريڠن (lebih ringan) | farklı | نيڤيسي زايدي (nyepesi zaidi) | farklı |
| 529 | اخفاء | İhfâ | Gizleme, saklama | इख़्फ़ा (ikhfā) | aynı | يوشۇرۇش (yoshurush) | farklı | مڽمبوڽيكن (menyembunyikan) | farklı | كوفيچا (kuficha) | farklı |
| 530 | اخكر | Ahker | Ateş koru, köz | अंगारा (angārā) | farklı | چوغ (chogh) | farklı | بارا اڤي (bara api) | farklı | كاا لا موتو (kaa la moto) | farklı |
| 531 | اخلاء | Ehillâ | Dostlar, samimi arkadaşlar | अख़िल्ला (akhillā) | aynı | دوستلار (dostlar) | benzer (Osmanlıca’da “dost” var) | صحابت (sahabat) | benzer (Osmanlıca’da “sahabat” var) | مارافيكي (marafiki) | benzer (Osmanlıca’da “rafik” var) |
| 532 | اخلاص | İhlâs | Samimiyet, içtenlik | इख़्लास (ikhlās) | aynı | ئىخلاس (ixlas) | benzer | اخلاص (ikhlas) | aynı | اخلاسي (ikhlasi) | benzer |
| 533 | اخلاط | Ahlât | Karışımlar, hıltlar | अख़लात (akhlāṭ) | aynı | ئارىلاشما (arilashma) | benzer (Osmanlıca’da “karışım” var) | چمڤورن (campuran) | farklı | ميچانڬانيكو (michanganyiko) | farklı |
| 534 | اخلاف | Ahlâf | Halefler, sonrakiler | अख़लाफ़ (akhlāf) | aynı | كېيىنكى ئەۋلادلار (keyinki ewladlar) | benzer (Osmanlıca’da “halef” var) | كتورنن (keturunan) | farklı | ويزازي ويا باعداي (vizazi vya baadaye) | farklı |
| 535 | اخلاق | Ahlâk | Ahlak, huy | अख़लाक़ (akhlāq) | aynı | ئەخلاق (ehlaq) | benzer | اخلاق (akhlak) | aynı | اخلاقي (akhlaqi) | benzer (Osmanlıca’da “ahlak” var) |
| 536 | اخلاقسز | ahlaksız | Ahlaksız, terbiyesiz | बद-अख़लाक़ (bad-akhlāq) | benzer | ئەخلاقسىز (ehlaqsiz) | benzer | تيدق براخلاق (tidak berakhlak) | benzer | بيلا اخلاقي (bila akhlaqi) | benzer |
| 537 | اخلاقسزلق | ahlaksızlık | Ahlaksızlık | बद-अख़लाक़ी (bad-akhlāqī) | benzer | ئەخلاقسىزلىق (ehlaqsizliq) | benzer | كتيدق براخلاقن (ketidakberakhlakan) | benzer | اوكوسيفو وا اخلاقي (ukosefu wa akhlaqi) | benzer |
| 538 | اخلاقيات | Ahlakiyat | Ahlak ilmi, etik | अख़लाक़ियात (akhlāqiyāt) | aynı | ئەخلاقىيەت (ehlaqiyet) | benzer | اخلاقيات (akhlakiyat) | aynı | معاديلي (maadili) | farklı |
| 539 | اخلاقيون | Ahlakıyun | Ahlakçılar | अख़लाक़ियून (akhlāqiyyūn) | aynı | ئەخلاقچىلار (ehlaqchilar) | benzer | اهلي اخلاق (ahli akhlak) | benzer | وانامعاديلي (wanamaadili) | farklı |
| 540 | اخلاقی | ahlaki | Ahlaki, ahlaka ait | अख़लाक़ी (akhlāqī) | aynı | ئەخلاقىي (ehlaqiy) | benzer | اخلاقي (akhlaki) | aynı | كيماعاديلي (kimaadili) | farklı |
| 541 | اخلال | İhlâl | Bozma, ihlal | इख़्लाल (ikhlāl) | aynı | بۇزۇش (buzush) | benzer (Osmanlıca’da “bozmak” var) | ڤلڠڬرن (pelanggaran) | farklı | اووونجاجي (uvunjaji) | farklı |
| 542 | اخلامور | Ihlamur | Ihlamur ağacı/çiçeği | लिंडन (lindan) | farklı | لىندا دەرىخى (linda derixi) | farklı | ڤوكوق ليندن (pokok linden) | farklı | متي وا ليندن (mti wa linden) | farklı |
| 543 | آخو | Ahu | Ceylan, geyik | आहू (āhū) | aynı | كىيىك (kiyik) | benzer (Osmanlıca’da “geyik” var) | كيجڠ (kijang) | farklı | سوالا (swala) | farklı |
| 544 | اخوات | Ahavât | Kız kardeşler | अख़वात (akhawāt) | aynı | ئاچا-سىڭىللار (acha-siñillar) | benzer (Osmanlıca’da “kız kardeş” var) | ساودارا ڤرمڤوان (saudara perempuan) | farklı | مادادا (madada) | farklı |
| 545 | اخوان | İhvân | Kardeşler, dostlar | इख़्वान (ikhwān) | aynı | ئىخوان (ixwan) | benzer (Osmanlıca’da “ihvan” var) | اخوان (ikhwan) | aynı | اخواني (ikhwani) | benzer |
| 546 | اخوت | Uhuvvet | Kardeşlik | उख़ुव्वत (ukhuvvat) | aynı | ئۇخۇۋەت (uxuwet) | benzer | اخوة (ukhuwah) | benzer | اوندوقو (undugu) | farklı |
| 547 | آخور | Ahur | Ahır, yemlik | आख़ुर (ākhur) | aynı | ئاخۇر (axur) | benzer (Osmanlıca’da “ahur” var) | كندڠ (kandang) | farklı | زيزي (zizi) | farklı |
| 548 | آخورلامق | ahurlamak | Hayvanı ahıra koymak/yemlemek | – (boş) | farklı | – | farklı | – | farklı | – | farklı |
| 549 | اخيار | Ahyâr | Hayırlı kimseler, iyiler | अख़यार (akhyār) | aynı | ياخشىلار (yaxshilar) | benzer (Osmanlıca’da “iyi” var) | اورڠ باءيق (orang baik) | farklı | واتو ويما (watu wema) | farklı |
| 550 | اخير | Ahîr | Son, sonuncu | आख़िर (ākhir) | aynı | ئاخىر (axir) | aynı | اخر (akhir) | aynı | موئيشو (mwisho) | farklı |
| 551 | اخيرا | Ahîran | Son olarak, nihayet | आख़िरन (ākhiran) | aynı | ئاخىرىدا (axirida) | benzer (Osmanlıca’da “ahir” var) | اخيرڽ (akhirnya) | benzer | هاتيمايي (hatimaye) | farklı |
| 552 | آد | Ad | Ad, isim | नाम (nām) | benzer (Osmanlıca’da “isim” var) | ئات (at) | benzer (Osmanlıca’da “ad” var) | نام (nama) | benzer | جينا (jina) | farklı |
| 553 | ادا | Eda | Tavır, üslup; ödeme | अदा (adā) | aynı | ئىپادە (ipade) | benzer (Osmanlıca’da “ifade” var) | ادا (ada) | aynı | ادابو (adabu / mwenendo) | benzer (Osmanlıca’da “edep” var) |
| 554 | آدا | Ada | Ada | जज़ीरा (jazīra) | benzer (Osmanlıca’da “cezire” var) | ئارال (aral) | farklı | ڤولاو (pulau) | farklı | كيسیوا (kisiwa) | farklı |
| 555 | اداء | Edâ | Yapma, ödeme, ifa | अदा (adā) | aynı | ئىجرا (ijra) | benzer (Osmanlıca’da “icra” var) | ادا (ada) | aynı | كوتيميزا (kutimiza) | farklı |
| 556 | آداب | Âdâb | Görgü kuralları, edep | आदाब (ādāb) | aynı | ئەدەپ (edep) | benzer (Osmanlıca’da “edep” var) | ادب (adab) | benzer | ادابو (adabu) | benzer |
| 557 | ادات | Edat | İlgeç, edat | हर्फ़ (harf) | benzer (Osmanlıca’da “harf” var) | ياردەمچى سۆز (yardemchi söz) | farklı | کاتا سندي (kata sendi) | farklı | كيونغانيشي (kiunganishi) | farklı |
| 558 | آداتمق | adatmak | Adak yaptırmak, adatmak | मनौती मंगवाना (mannautī mangvānā) | farklı | ئاتاتقۇزماق (atatquzmaq) | benzer (Osmanlıca’da “adak” var) | منذركن (menazarkan) | farklı | كوتوليشا نادي (kuapisha nadhiri) | farklı |
| 559 | اداره | İdâre | Yönetim, idare | इदारा (idāra) | aynı | ئىدارە (idare) | aynı | ادارة (idarah) | aynı | ادارا (idara) | benzer |
| 560 | ادارهجی | idareci | Yönetici | मुंतज़िम (muntazim) | benzer (Osmanlıca’da “müntezim” var) | باشقۇرغۇچى (bashqurghuchi) | farklı | مدير (mudir) | benzer (Osmanlıca’da “müdür” var) | مسيمامیزی (msimamizi) | farklı |
| 561 | ادارهخانه | Idarehane | Yönetim binası | दफ़्तर (daftar) | benzer (Osmanlıca’da “defter” var) | ئىدارەخانا (idarexana) | aynı | ڤجابت (pejabat) | farklı | اوفيسي (ofisi) | farklı |
| 562 | ادارهلی | idareli | Tutumlu, hesaplı | किफ़ायत-शिआर (kifāyat-shiār) | benzer (Osmanlıca’da “kifayet” var) | تېجەشلىك (tejeshlik) | farklı | برجمات (berjimat) | farklı | بانا اوچومي (bana uchumi) | farklı |
| 563 | آداش | adaş | Adaş, aynı adlı | हमनाम (ham-nām) | benzer (Osmanlıca’da “hemnam” var) | ئاتداش (atdash) | aynı | سناما (senama) | farklı | جينا موجا (jina moja) | farklı |
| 564 | آداشلٖق | adaşlık | Adaş olma hâli | हमनामी (ham-nāmī) | benzer | ئاتداشلىق (atdashliq) | aynı | كسمان نام (kesamaan nama) | farklı | كوفانانا جينا (kufanana jina) | farklı |
| 565 | آداق | adak | Adak, nezir | नज़्र (nazr) | benzer (Osmanlıca’da “nezir” var) | ئاتاق (ataq) | benzer | نذر (nazar) | benzer | نذري (nadhiri) | benzer |
| 566 | آدام | adam | Adam, erkek kişi | आदमी (ādmī) | benzer (Osmanlıca’da “adem” var) | ئادەم (adem) | benzer | اورڠ (orang) | farklı | موانادامو (mwanadamu) | benzer |
| 567 | ادام الله | edamellah | Allah devam ettirsin | अदामल्लाह (adāmallāh) | aynı | ئاللاھ داۋام قىلغاي (allāh davam qilghay) | benzer (Osmanlıca’da “devam” var) | الله ككلكن (Allah kekalkan) | benzer | مونغو ائنديليزه (Mungu aendeleze) | farklı |
| 568 | آدامجغز | adamcağız | Zavallı adam | बेचारा आदमी (bechāra ādmī) | benzer (Osmanlıca’da “biçare” var) | بىچارە ئادەم (bichare adem) | benzer | اورڠ كسيان (orang kesian) | farklı | ماسیکینی (maskini) | benzer |
| 569 | آدامجق | adamcık | Küçük/zavallı adam | छोटा आदमी (chhoṭā ādmī) | farklı | كىچىك ئادەم (kichik adem) | farklı | اورڠ كچيل (orang kecil) | farklı | متو مدوغو (mtu mdogo) | farklı |
| 570 | آدامجهسنه | adamcasına | Adam gibi, insanca | इंसानों जैसा (insānon jaisā) | benzer | ئادەمدەك (ademdek) | benzer | سكر اورڠ (seperti orang) | farklı | كيبينادامو (kibinadamu) | benzer |
| 571 | آدامجیل | adamcıl | İnsana alışık/seven | इंसान-दोस्त (insān-dost) | benzer (Osmanlıca’da “insan” ve “dost” var) | ئادەمگە يېقىن (ademge yeqin) | farklı | جيناك (jinak) | farklı | مپوولي (mpole) | farklı |
| 572 | آدامسز | adamsız | Adamsız, sahipsiz | बिना आदमी (binā ādmī) | farklı | ئادەمسىز (ademsiz) | benzer (Osmanlıca’da “adamsız” var) | تنڤا اورڠ (tanpa orang) | farklı | بيلا واتو (bila watu) | farklı |
| 573 | آدامسزلق | adamsızlık | Adamsızlık | बे-आदमीपन (be-ādmī-pan) | farklı | ئادەمسىزلىك (ademsizlik) | benzer | كتيادأن اورڠ (ketiadaan orang) | farklı | كوكوسا واتو (kukosa watu) | farklı |
| 574 | آدامق | adamak | Adamak, nezretmek | नज़्र करना (nazr karnā) | benzer | ئاتىماق (atimaq) | benzer | برنذر (bernazar) | benzer | كويكا نذري (kuweka nadhiri) | benzer |
| 575 | ادامه | İdâme | Devam ettirme | इदामत (idāmat) | aynı | داۋاملاشتۇرۇش (dawamlashturush) | benzer | مڠكلكن (mengekalkan) | farklı | كوئندليزا (kuendeleza) | farklı |
| 576 | ادانه | İdâne | Borç, ödünç verme | इदाना (idāna) | aynı | قەرز بېرىش (qerz berish) | benzer (Osmanlıca’da “karz” var) | ڤنجمن (pinjaman) | farklı | مكوبو (mkopo) | farklı |
| 577 | ادانة | idaneten | Borç/ödünç olarak | क़र्ज़न (qarzan) | benzer | قەرزگە (qerzge) | benzer | سچارا هوتڠ (secara hutang) | farklı | كوا مكوبو (kwa mkopo) | farklı |
| 578 | ادانی | Edânî | Aşağılık kimseler | अदना लोग (adnā log) | benzer (Osmanlıca’da “edna” var) | پەسكەشلەر (peskeshler) | benzer (Osmanlıca’da “pes” var) | اورڠ هينا (orang hina) | benzer (Osmanlıca’da “hina” var) | واتو دوني (watu duni) | farklı |
| 579 | ادب | Edeb | Terbiye, edep | अदब (adab) | aynı | ئەدەپ (edep) | benzer | ادب (adab) | aynı | ادابو (adabu) | benzer |
| 580 | ادباء | Udebâ | Edebiyatçılar | उदबा (udabā) | aynı | ئەدىبلەر (edibler) | benzer | سستراوان (sasterawan) | farklı | وانافاسيهي (wanafasihi) | farklı |
| 581 | ادبار | idbar | Yüz çevirme, bahtsızlık | इदबार (idbār) | aynı | بەختسىزلىك (bextsizlik) | benzer (Osmanlıca’da “baht” var) | كملڠن سوروڠ (kemalangan surut) | farklı | بهاتي مبايا (bahati mbaya) | benzer (Osmanlıca’da “baht” var) |
| 582 | ادبخانه | Edebhane | Tuvalet, hela | बैतुल-ख़ला (bait-ul-khalā) | benzer (Osmanlıca’da “beytü’l-hala” var) | ھاجەتخانا (hajetxana) | benzer (Osmanlıca’da “hacethane” var) | تندس (tandas) | farklı | چوو (choo) | farklı |
| 583 | ادبسز | Edebsiz | Terbiyesiz | बद-अदब (bad-adab) | benzer (Osmanlıca’da “edep” var) | ئەدەبسىز (edepsiz) | benzer | بيادب (biadab) | benzer (Osmanlıca’da “edebsiz” var) | مكوسا ادابو (mkosa adabu) | benzer |
| 584 | ادبسزجه | Edebsizce | Terbiyesizce | बद-अदबी से (bad-adabī se) | benzer | ئەدەبسىزلەرچە (edepsizlerche) | benzer | دڠن بيادب (dengan biadab) | benzer | كيبيلا ادابو (kibila adabu) | benzer |
| 585 | ادبسزلك | Edepsizlik | Terbiyesizlik | बद-अदबी (bad-adabī) | benzer | ئەدەبسىزلىك (edepsizlik) | benzer | كبيادبن (kebiadaban) | benzer | كوكوسا ادابو (kukosa adabu) | benzer |
| 586 | ادبلنمك | Edeblenmek | Edepli hâle gelmek | बा-अदब होना (bā-adab honā) | benzer | ئەدەپلى بولماق (edepli bolmaq) | benzer | برادب (beradab) | benzer | كوا نا ادابو (kuwa na adabu) | benzer |
| 587 | ادبلی | edepli | Terbiyeli | बा-अदब (bā-adab) | benzer | ئەدەپلىك (edeplik) | benzer | برادب (beradab) | benzer | ينا ادابو (yenye adabu) | benzer |
| 588 | ادبيات | Edebiyyât | Edebiyat | अदबियात (adabiyāt) | aynı | ئەدەبىيات (edebiyat) | aynı | كيسوسستراان (kesusasteraan) | farklı | فاسيهي (fasihi) | benzer (Osmanlıca’da “fasih” var) |
| 589 | ادبيون | edebiyyün | Edebiyatçılar | अदबीयून (adabiyyūn) | aynı | ئەدەبىياتچىلار (edebiyatchilar) | benzer | اهلي سسترا (ahli sastera) | farklı | وانافاسيهي (wanafasihi) | farklı |
| 590 | ادبی | edebi | Edebi, edebiyata ait | अदबी (adabī) | aynı | ئەدەبى (edebiy) | aynı | ادبي (adabi) | aynı | كيفاسيهي (kifasihi) | benzer |
| 591 | ادخار | İddihâr | Biriktirme, tasarruf | इद्दिख़ार (iddikhār) | aynı | زاپاس ساقلاش (zapas saqlash) | farklı | سيمڤنن (simpanan) | farklı | اكیبا (akiba) | farklı |
| 592 | ادخال | İdhâl | İçeri sokma, ithal | इदख़ाल (idkhāl) | aynı | كىرگۈزۈش (kirgüzüsh) | farklı | ادخال (idkhal) | aynı | كويينگيزا (kuingiza) | farklı |
| 593 | ادراج | İdrâc | Katma, ekleme | इदराज (idrāj) | aynı | كىرگۈزۈپ قوشۇش (kirgüzüp qoshush) | farklı | مماسككن (memasukkan) | farklı | كوئونغهزا (kuongeza) | farklı |
| 594 | ادرار | İdrâr | Bol akıtma, idrar çıkarma | इदरार (idrār) | aynı | سىيىك ھەيدەش (siyik heydeş) | farklı | ممبري لمڤاه (memberi limpah) | farklı | كوتوا مكوجو (kutoa mkojo) | farklı |
| 595 | ادراك | İdrâk | Anlama, kavrama | इद्राक (idrāk) | aynı | ئىدراك (idrak) | aynı | فهم (faham) | benzer (Osmanlıca’da “fehm” var) | وفاهمو (ufahamu) | benzer |
| 596 | آدسز | adsız | Adsız, isimsiz | बेनाम (be-nām) | benzer (Osmanlıca’da “bînam” var) | ئاتسىز (atsiz) | benzer | تنڤا نام (tanpa nama) | farklı | بيلا جينا (bila jina) | farklı |
| 597 | ادعاء | İddaa | İddia, sav | इद्दिआ (iddi’ā) | aynı | دەۋا (dewa) | benzer (Osmanlıca’da “dava” var) | دَعوا (dakwa) | benzer | دعوى (dai / madai) | benzer |
| 598 | ادعاجی | iddiacı | İddia eden, davacı | दावेदार (dāvedār) | benzer (Osmanlıca’da “davadar” var) | دەۋاگەر (dewager) | benzer | ڤندعوا (pendakwa) | benzer | مداعي (mdai) | benzer |
| 599 | ادعالی | iddialı | İddialı, güvenli | दावे-दार (da’ve-dār) | benzer | دەۋالىق (dewaliq) | benzer | بردعوا (berdakwa) | benzer | ينيئه مداي (yenye madai) | benzer |
| 600 | ادعيه | Ediye | Dualar | अदइया (ad’iya) | aynı | دۇئالار (dualar) | benzer (Osmanlıca’da “dua” var) | دعاء٢ (doa-doa) | benzer | دعا (dua) | benzer |
| 601 | ادغام | İdğâm | İki harfi birbirine katma (tecvid) | इदग़ाम (idghām) | aynı | ئىدغام (idgham) | aynı | ادغام (idgham) | aynı | ايدغامو (idghamu) | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 602 | آدلامق | Adlamak | Ad vermek, isimlendirmek | नाम देना (nām denā) | benzer (Osmanlıca’da “isim” var) | ئاتىماق (atimaq) | benzer (Osmanlıca’da “ad” var) | مناماكن (menamakan) | farklı | كوییتا (kuita) | farklı |
| 603 | آدلانمق | Adlanmak | Ad almak, isimlenmek | नाम पाना (nām pānā) | benzer (Osmanlıca’da “isim” var) | ئاتالماق (atalmaq) | benzer (Osmanlıca’da “ad” var) | برنام (bernama) | farklı | كويتوا (kuitwa) | farklı |
| 604 | ادله | Edille | Deliller | अदिल्ला (adilla) | aynı | دەلىللەر (deliller) | benzer (Osmanlıca’da “delil” var) | دليل٢ (dalil-dalil) | benzer (Osmanlıca’da “delil” var) | دليلي (dalili) | benzer (Osmanlıca’da “delil” var) |
| 605 | آدلی | Adlı | Adı olan, isimli | नामदार (nāmdār) | benzer (Osmanlıca’da “namdar” var) | ئاتلىق (atliq) | benzer (Osmanlıca’da “adlı” var) | برنام (bernama) | farklı | يناي جينا (yenye jina) | farklı |
| 606 | ادماج | İdmâc | İçine katma, birleştirme | इदमाज (idmāj) | aynı | بىرلەشتۈرۈش (birleshtürüsh) | farklı | ڤڠينتيڬراسيان (pengintegrasian) | farklı | موونغانو (muungano) | farklı |
| 607 | ادمان | İdmân | Sürekli yapma, tiryakilik | इदमान (idmān) | aynı | خۇمار (xumar) | benzer (Osmanlıca’da “humar” var) | كتيغيهان (ketagihan) | farklı | اورويڤو (uraibu) | farklı |
| 608 | آدمجیلاین | adamcılayın | Adam gibi, insanca | आदमी की तरह (ādmī kī tarah) | benzer (Osmanlıca’da “adem” var) | ئادەمدەك (ademdek) | benzer (Osmanlıca’da “adem” var) | سكر اورڠ (seperti orang) | farklı | كيبينادامو (kibinadamu) | benzer (Osmanlıca’da “adem” var) |
| 609 | ادمه | Edme | Derinin iç yüzü | अदमा (adma) | aynı | تېرە ئاستى (tere asti) | farklı | كوليت دالم (kulit dalam) | farklı | تاباكا يا ندانى (tabaka ya ndani) | farklı |
| 610 | آدمیت | Ademiyyet | İnsanlık, insaniyet | आदमियत (ādamiyat) | aynı | ئادەمىيەت (ademiyet) | aynı | كمانوسياان (kemanusiaan) | farklı | اوبينادامو (ubinadamu) | benzer (Osmanlıca’da “adem” var) |
| 611 | آدمی | Ademi | İnsani, insana ait | आदमी (ādamī) | benzer (Osmanlıca’da “adem” var) | ئادەمىي (ademiy) | aynı | مانوسياوي (manusiawi) | farklı | كيبينادامو (kibinadamu) | benzer (Osmanlıca’da “adem” var) |
| 612 | ادنی | Ednâ | En aşağı, en düşük | अदना (adnā) | aynı | ئەڭ تۆۋەن (eng töwen) | farklı | ترنده (terendah) | farklı | چيني كبیسا (chini kabisa) | farklı |
| 613 | ادهان | Edhân | Yağlar | अदहान (adhān) | aynı | مايلار (maylar) | farklı | مڽق٢ (minyak-minyak) | farklı | مافوتا (mafuta) | farklı |
| 614 | ادهم | Edhem | Koyu esmer, siyahımsı | अदहम (adham) | aynı | قارا قۇڭۇر (qara qungur) | farklı | هيتم كلڤ (hitam kelap) | farklı | مئوسی (mweusi) | farklı |
| 615 | ادوات | Edevât | Aletler, edatlar | अदवात (adawāt) | aynı | ئەسۋابلار (eswablar) | benzer (Osmanlıca’da “esvap” var) | ادوات (adawat) | aynı | ويفاا (vifaa) | farklı |
| 616 | ادوار | Edvâr | Devirler, dönemler | अदवार (adwār) | aynı | دەۋرلەر (dewrler) | benzer (Osmanlıca’da “devir” var) | زمان٢ (zaman-zaman) | farklı | ويپيندي (vipindi) | farklı |
| 617 | ادويه | Edviye | İlaçlar | अदविया (adwiya) | aynı | دورىلار (dorilar) | benzer (Osmanlıca’da “daru” ilaç) | اوبات٢ (ubat-ubat) | farklı | داوا (dawa) | benzer (Osmanlıca’da “dava” ilaç) |
| 618 | اديان | Edyân | Dinler | अदयान (adyān) | aynı | دىنلار (dinlar) | benzer (Osmanlıca’da “din” var) | اڬام٢ (agama-agama) | farklı | ديني (dini) | benzer (Osmanlıca’da “din” var) |
| 619 | اديب | Edib | Edebiyatçı, terbiyeli kimse | अदीब (adīb) | aynı | ئەدىب (edib) | aynı | اديب (adib) | aynı | فاسيهي (fasihi) | benzer (Osmanlıca’da “fasih” var) |
| 620 | اديبانه | Edibane | Edibe yakışır şekilde, edebî | अदीबाना (adībāna) | aynı | ئەدىبانە (edibane) | aynı | ادبانه (adibana) | benzer (Osmanlıca’da “edibane” var) | كيفاسيهي (kifasihi) | benzer (Osmanlıca’da “fasih” var) |
| 621 | اديم | Edîm | Deri, yeryüzü | अदीम (adīm) | aynı | تېرە / يەر يۈزى (tere / yer yüzü) | farklı | كوليت (kulit) | farklı | نگوزي (ngozi) | farklı |
| 622 | آدیم | Adım | Adım | क़दम (qadam) | benzer (Osmanlıca’da “kadem” var) | قەدەم (qedem) | benzer (Osmanlıca’da “kadem” var) | لانكه (langkah) | farklı | هاتوا (hatua) | farklı |
| 623 | آدیملامق | Adımlamak | Adım atmak, adımla ölçmek | क़दम रखना (qadam rakhna) | benzer (Osmanlıca’da “kadem” var) | قەدەملىمەك (qedemlimek) | benzer (Osmanlıca’da “kadem” var) | ملڠكه (melangkah) | farklı | كوتمبیا (kutembea) | farklı |
| 624 | اذاء | Ezâ | Eziyet, incitme | अज़ा (azā) | aynı | ئەزىيەت (eziyet) | benzer (Osmanlıca’da “eziyet” var) | اذيت (aziyat) | benzer (Osmanlıca’da “eziyet” var) | ئوذی (udhi) | benzer (Osmanlıca’da “eza” var) |
| 625 | اذابه | İzabe | Eritme | इज़ाबा (izāba) | aynı | ئېرىتىش (eritish) | farklı | مليبوركن (meleburkan) | farklı | كويېیوشا (kuyeyusha) | farklı |
| 626 | اذاقه | İzaka | Tattırma | इज़ाक़ा (izāqa) | aynı | تېتىتىش (tetitish) | farklı | مرساكن (merasakan) | farklı | كوئونيا (kuonjesha) | farklı |
| 627 | اذان | Ezân | Ezan | अज़ान (azān) | aynı | ئەزان (ezan) | aynı | اذان (azan) | aynı | اذانا (adhana) | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 628 | آذان | Âzân | Kulaklar | आज़ान (āzān) | aynı | قۇلاقلار (qulaqlar) | farklı | تليڠا٢ (telinga-telinga) | farklı | ماسكيو (masikio) | farklı |
| 629 | آذر | Azer | Ateş | आज़र (āzar) | aynı | ئوت (ot) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | اڤي (api) | farklı | موتو (moto) | farklı |
| 630 | آذرپرست | azerperest | Ateşe tapan | आज़र-परस्त (āzar-parast) | aynı | ئوتپەرەس (otperes) | benzer (Osmanlıca’da “od” ve “perest” var) | ڤڽمبه اڤي (penyembah api) | farklı | موابودو موتو (mwabudu moto) | farklı |
| 631 | آذرگده | azergede | Ateşgede, ateş tapınağı | आतिशगाह (ātishgāh) | benzer (Osmanlıca’da “ateşgah” var) | ئوتخانا (otxana) | benzer (Osmanlıca’da “od” ve “hane” var) | بيت اڤي (bait api) | farklı | هيكالو لا موتو (hekalu la moto) | farklı |
| 632 | آذری | Azeri | Azeri, Azerbaycanlı | आज़री (āzarī) | aynı | ئەزەرى (ezeri) | aynı | ازري (Azeri) | aynı | مآزري (Mazeri) | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 633 | اذعان | İz’ân | Boyun eğme, kabul etme | इज़आन (iz’ān) | aynı | بويسۇنۇش (boysunuş) | farklı | توندوق (tunduk) | farklı | كوتيي (kutii) | farklı |
| 634 | اذكار | Ezkâr | Zikirler, anmalar | अज़कार (azkār) | aynı | زىكىرلەر (zikrler) | benzer (Osmanlıca’da “zikir” var) | ذكر٢ (zikir-zikir) | benzer (Osmanlıca’da “zikir” var) | ذیکري (dhikri) | benzer (Osmanlıca’da “zikir” var) |
| 635 | اذكار | İzkâr | Hatırlatma, anımsatma | इज़कार (izkār) | aynı | ئەسكەرتىش (eskertish) | farklı | مڠيڠتكن (mengingatkan) | farklı | كوكومبوشا (kukumbusha) | farklı |
| 636 | اذكياء | Ezkiyâ | Zekiler, akıllılar | अज़किया (azkiyā) | aynı | زېرەكلەر (zerekler) | benzer (Osmanlıca’da “zeki” var) | اورڠ چرديق (orang cerdik) | farklı | وينی اكيلي (wenye akili) | farklı |
| 637 | اذل | Ezell | En zelil, en aşağı | अज़ल्ल (azall) | aynı | ئەڭ خار (eng xar) | benzer (Osmanlıca’da “har” var) | ڤاليڠ هينا (paling hina) | benzer (Osmanlıca’da “hina” var) | دوني كبيرا (duni kabisa) | farklı |
| 638 | اذلال | İzlâl | Zelil etme, alçaltma | इज़लाल (izlāl) | aynı | خارلاش (xarlash) | benzer (Osmanlıca’da “har” var) | مڠهيناكن (menghinakan) | benzer (Osmanlıca’da “hina” var) | كودونيشا (kudunisha) | farklı |
| 639 | اذن | İzin | İzin, müsaade | इजाज़त (ijāzat) | benzer (Osmanlıca’da “icazet” var) | ئىجازەت (ijazet) | benzer (Osmanlıca’da “icazet” var) | ايذين (izin) | aynı | روحوسا (ruhusa) | benzer (Osmanlıca’da “ruhsat” var) |
| 640 | اذن | Üzün | Kulak | कान (kān) | farklı | قۇلاق (qulaq) | farklı | تليڠا (telinga) | farklı | سیکیو (sikio) | farklı |
| 641 | اذناب | Eznâb | Kuyruklar | अज़नाब (aznāb) | aynı | قۇيرۇقلار (quyruqlar) | farklı | ايكور٢ (ekor-ekor) | farklı | ميكيا (mikia) | farklı |
| 642 | اذنسز | izinsiz | İzinsiz | बे-इजाज़त (be-ijāzat) | benzer (Osmanlıca’da “icazet” var) | رۇخسەتسىز (ruxsetsiz) | benzer (Osmanlıca’da “ruhsat” var) | تنڤا ايذين (tanpa izin) | benzer (Osmanlıca’da “izin” var) | بيلا روحوسا (bila ruhusa) | benzer (Osmanlıca’da “ruhsat” var) |
| 643 | اذنلی | izinli | İzinli | बा-इजाज़त (bā-ijāzat) | benzer (Osmanlıca’da “icazet” var) | رۇخسەتلىك (ruxsetlik) | benzer (Osmanlıca’da “ruhsat” var) | برايذين (berizin) | benzer (Osmanlıca’da “izin” var) | ينيه روحوسا (yenye ruhusa) | benzer (Osmanlıca’da “ruhsat” var) |
| 644 | اذننامه | izin-name | İzin belgesi, ruhsatname | इजाज़तनामा (ijāzat-nāma) | benzer (Osmanlıca’da “icazetname” var) | رۇخسەتنامە (ruxsetname) | benzer (Osmanlıca’da “ruhsatname” var) | سورات ايذين (surat izin) | benzer (Osmanlıca’da “izin” var) | چيتي چا روحوسا (cheti cha ruhusa) | benzer (Osmanlıca’da “ruhsat” var) |
| 645 | اذهان | Ezhân | Zihinler | अज़हान (azhhān) | aynı | زېھىنلەر (zehinler) | benzer (Osmanlıca’da “zehin” var) | فكيرن٢ (fikiran-fikiran) | farklı | اكيلي (akili) | farklı |
| 646 | اذواق | Ezvâk | Zevkler, tatlar | अज़वाक़ (azwāq) | aynı | زوقلار (zoqlar) | benzer (Osmanlıca’da “zevk” var) | سيتارا٢ (citarasa) | farklı | لادا (ladha) | benzer (Osmanlıca’da “lezzet” var) |
| 647 | اذيال | Ezyâl | Etekler, kuyruklar | अज़याल (azyāl) | aynı | ئېتەكلەر (etekler) | benzer (Osmanlıca’da “etek” var) | هم٢ (hem-hem) | farklı | ميكونجو (mikunjo / pindo) | farklı |
| 648 | اذيت | Eziyyet | Eziyet, sıkıntı | अज़ीयत (aziyyat) | aynı | ئەزىيەت (eziyet) | benzer (Osmanlıca’da “eziyet” var) | اذيت (aziyat) | aynı | ادابو (adhabu) | benzer (Osmanlıca’da “azap” var) |
| 649 | اذيتلی | Eziyyetli | Eziyetli, zahmetli | अज़ीयतनाक (aziyyat-nāk) | benzer (Osmanlıca’da “eziyet” var) | ئەزىيەتلىك (eziyetlik) | benzer (Osmanlıca’da “eziyet” var) | مينيوسهكن (menyusahkan) | farklı | يني ادابو (yenye adhabu) | benzer (Osmanlıca’da “azap” var) |
| 650 | ار | Er (Farsça) | Eğer, şayet | अगर (agar) | benzer (Osmanlıca’da “eger” var) | ئەگەر (eger) | benzer (Osmanlıca’da “eger” var) | جك (jika) | farklı | اكيوا (ikiwa) | farklı |
| 651 | ار | Er (Türkçe) | Erkek, yiğit, asker | मर्द (mard) | benzer (Osmanlıca’da “merd” var) | ئەر (er) | aynı | للاكي (lelaki) | farklı | موانامومي (mwanamume) | farklı |
| 652 | آرا | Ârâ (süsleyen) | Süsleyen, bezeyen | आरा (ārā) | aynı | بېزەك (bezek) | farklı | هياس (hias) | farklı | كۇپامبا (kupamba) | farklı |
| 653 | آرا | Ârâ (ara) | Ara, aralık, mesafe | बीच (bīch) | farklı | ئارا (ara) | aynı | انتارا (antara) | farklı | كاتي (kati) | farklı |
| 654 | آراء | Ârâ (fikirler) | Görüşler, fikirler | आरा (ārā) | aynı | پىكىرلەر (pikirler) | benzer (Osmanlıca’da “fikir” var) | ڤنداڤت٢ (pendapat-pendapat) | farklı | ماوني (maoni) | farklı |
| 655 | ارائك | eraik | Tahtlar, koltuklar | अराइक (arā’ik) | aynı | ئەرائىك (era’ik) | aynı | كروسي٢ (kerusi-kerusi) | farklı | ڤيتي (viti) | farklı |
| 656 | ارائه | irae | Gösterme, tayin etme | इराअत (irā’at) | benzer (Osmanlıca’da “irae” var) | كۆرسىتىش (körsitish) | farklı | ممڤرليهتكن (memperlihatkan) | farklı | كواونياشا (kuonyesha) | farklı |
| 657 | آرابه | araba | Araba, tekerlekli taşıt | गाड़ी (gāṛī) | farklı | ھارۋا (harwa) | benzer (Osmanlıca’da “harva” var) | كريتا (kereta) | farklı | گاري (gari) | farklı |
| 658 | آرابهجی | arabacı | Arabacı, araba süren | गाड़ीवाला (gāṛī-vālā) | farklı | ھارۋىچى (harwachi) | benzer (Osmanlıca’da “harva” var) | ڤمندوا كريتا (pemandu kereta) | farklı | دريوا (dereva) | farklı |
| 659 | آرابهجیلق | arabacılık | Arabacılık mesleği | गाड़ी चलाने का पेशा (gāṛī chalāne kā peshā) | farklı | ھارۋىچىلىق (harwachiliq) | benzer (Osmanlıca’da “harva” var) | ڤكرجاءن ڤمندوا (pekerjaan pemandu) | farklı | اودريوا (udereva) | farklı |
| 660 | آراتدیرمق | arattırmak | Arama işini başkasına yaptırmak | तलाश करवाना (talāsh karvānā) | farklı | ئىزدىتىش (izditish) | farklı | مينوروه مچاري (menyuruh mencari) | farklı | كواگيزا كوتافوتا (kuagiza kutafuta) | farklı |
| 661 | آراتمق | aratmak | Arama işini yaptırmak | तलाश करवाना (talāsh karvānā) | farklı | ئىزدىتىش (izditish) | farklı | مينچاریکن (mencarikan) | farklı | كوتافوتيشا (kutafutisha) | farklı |
| 662 | اراجيف | Eracıf | Yalan sözler, asılsız söylentiler | अराजीफ़ (arājīf) | aynı | يالغان خەۋەرلەر (yalghan xewerler) | farklı | خبر اڠين (khabar angin) | benzer (Osmanlıca’da “haber” var) | اوڤومي (uvumi) | farklı |
| 663 | اراحه | İraha | Rahat ettirme, dinlendirme | इराहत (irāhat) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) | ئارام بەرمەك (aram bermek) | benzer (Osmanlıca’da “aram” var) | مرهتكن (merehatkan) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) | كوستاريهشا (kustarehesha) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) |
| 664 | آرادا | arda | İşaret değneği, çıkrık kalemi | लाठी (lāṭhī) | farklı | تاياق (tayaq) | farklı | توڠكت (tongkat) | farklı | فيمبو (fimbo) | farklı |
| 665 | آراداله | ardala | Arda ile işaretleme | लाठी से चिह्न लगाना (lāṭhī se chihn lagānā) | farklı | تاياق بىلەن بەلگىلەش (tayaq bilen belgilesh) | farklı | مندايڠكن دڠن توڠكت (menandakan dengan tongkat) | farklı | كوتيا الاما كوا فيمبو (kutia alama kwa fimbo) | farklı |
| 666 | ارادت | iradet | İrade, istek, dileme | इरादत (irādat) | aynı | ئىرادەت (iradet) | aynı | ارادت (iradat) | aynı | نيا (nia) | farklı |
| 667 | اراده | İrade | İrade, emir, buyruk | इरादा (irāda) | aynı | ئىرادە (irade) | aynı | ارادة (iradat) | benzer (aynı kök, ses farkı) | نيا / اوتاشي (nia / utashi) | farklı |
| 668 | ارادی | İrâdî | İradi, isteğe bağlı | इरादी (irādī) | aynı | ئىرادىي (iradiy) | aynı | سكارا ارادت (secara iradat) | benzer (Osmanlıca’da “iradi” var) | كوا هياري (kwa hiari) | benzer (Osmanlıca’da “ihtiyari” var) |
| 669 | اراذل | Erâzil | Reziller, aşağılık kimseler | अराज़िल (arāzil) | aynı | رەزىللەر (reziller) | benzer (Osmanlıca’da “rezil” var) | اورڠ هينا (orang hina) | benzer (Osmanlıca’da “hina” var) | واتو دوني (watu duni) | farklı |
| 670 | آراروت | ararot | Besleyici nişasta (ararot) | अरारोट (ararot) | aynı | ئوقيا يىلتىزى (oqya yiltizi) | farklı | اراروت (ararut) | benzer (aynı kök, ses farkı) | اروروتي (aroruti) | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 671 | آراسته | Ârâste | Süslenmiş, bezenmiş | आरास्ता (ārāsta) | aynı | بېزەلگەن (bezelgen) | farklı | برهياس (berhias) | farklı | ليوپامبوا (liyopambwa) | farklı |
| 672 | آراسته | araste | Üstü örtülü çarşı | आरास्ता / बाज़ार (ārāsta / bāzār) | benzer (Osmanlıca’da “bazar” var) | بازار (bazar) | benzer (Osmanlıca’da “bazar” var) | ڤاسر (pasar) | farklı | سوكو (soko) | farklı |
| 673 | آراشدیرمق | araştırmak | Araştırmak, soruşturmak | तहक़ीक़ करना (taḥqīq karnā) | benzer (Osmanlıca’da “tahkik” var) | ئىزدىمەك (izdimäk) | farklı | مينڽليديق (menyelidik) | farklı | كوتافيتي (kutafiti) | farklı |
| 674 | اراضی | Arâzî | Araziler, topraklar | अराज़ी (arāzī) | aynı | يەرلەر (yerler) | benzer (Osmanlıca’da “yer” var) | تانه٢ (tanah-tanah) | farklı | ارضي (ardhi) | benzer (Osmanlıca’da “arz” var) |
| 675 | اراقه | Iraka | Akıtma, dökme | इराक़ा (irāqa) | aynı | تۆكمەك (tökmek) | farklı | منومڤهكن (menumpahkan) | farklı | كومواگا (kumwaga) | farklı |
| 676 | آرال | Aral | Ada, cezire | जज़ीरा (jazīra) | benzer (Osmanlıca’da “cezire” var) | ئارال (aral) | aynı | ڤولاو (pulau) | farklı | كيسيوا (kisiwa) | farklı |
| 677 | آرالاتمق | aralatmak | Aralık verdirmek, açtırmak | फ़ासला करवाना (fāsla karvānā) | farklı | ئارىلىق قىلدۇرۇش (ariliq qildurush) | benzer (Osmanlıca’da “aralık” var) | منجارقكن (menjarakkan) | farklı | كوتينگانيشا (kutenganisha) | farklı |
| 678 | آرالاشمق | aralaşmak | Araları açılmak, uzaklaşmak | दूर होना (dūr honā) | farklı | ئارىلىق ئېچىلىش (ariliq echilish) | benzer (Osmanlıca’da “aralık” var) | برجارق (berjarak) | farklı | كوتينگانا (kutengana) | farklı |
| 679 | آرالانمق | aralanmak | Biraz açılmak | आधा खुलना (ādhā khulnā) | farklı | ئازراق ئېچىلىش (azraq echilish) | benzer (Osmanlıca’da “açılmak” var) | تربوكا سدكيت (terbuka sedikit) | farklı | كوفونگوكا كيدوگو (kufunguka kidogo) | farklı |
| 680 | آرالق | aralık | Aralık, mesafe, fasıla | फ़ासला (fāsla) | benzer (Osmanlıca’da “fasıla” var) | ئارىلىق (ariliq) | aynı | جارق (jarak) | farklı | نَفاسي (nafasi / umbali) | benzer (Osmanlıca’da “nefes” değil, “ara” anlamında) |
| 681 | آرالق | aralık | Aralık (ikinci kayıt) | फ़ासला (fāsla) | benzer (Osmanlıca’da “fasıla” var) | ئارىلىق (ariliq) | aynı | جارق (jarak) | farklı | نَفاسي (nafasi / umbali) | benzer (Osmanlıca’da “ara” anlamında) |
| 682 | آرام | Aram | Rahat, huzur, dinlenme | आराम (ārām) | aynı | ئارام (aram) | aynı | رهت (rehat) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) | ستارهه (starehe) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) |
| 683 | آرامساز | aramsaz | Oturan, yerleşen | आरामगाह (ārāmgāh) | benzer (Osmanlıca’da “aramgah” var) | ئارام تاپقۇچى (aram tapquchi) | benzer (Osmanlıca’da “aram” var) | تمڤت رهت (tempat rehat) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) | ماحالي پا ستارهه (mahali pa starehe) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) |
| 684 | آرامسز | aramsız | Rahatsız, huzursuz | बेआराम (be-ārām) | benzer (Osmanlıca’da “aram” var) | ئارامسىز (aramsiz) | aynı | تيدق تنترم (tidak tenteram) | farklı | بيلا راها (bila raha) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) |
| 685 | آرامسزلق | aramsızlık | Huzursuzluk, rahatsızlık | बेआरामी (be-ārāmī) | benzer (Osmanlıca’da “aram” var) | ئارامسىزلىق (aramsizliq) | aynı | كتيدق تنترمن (ketidaktenteraman) | farklı | كوكوسا راها (kukosa raha) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) |
| 686 | آرامش | aramış | Dinleniş, rahat, huzur | आरामिश (ārāmish) | aynı | ئارام (aram) | benzer (Osmanlıca’da “aram” var) | رهت (rehat) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) | ستارهه (starehe) | benzer (Osmanlıca’da “rahat” var) |
| 687 | آرامق | aramak | Aramak, araştırmak | ढूँढना (ḍhūṇḍhnā) | farklı | ئىزدىمەك (izdimäk) | farklı | مچاري (mencari) | farklı | كوتافوتا (kutafuta) | farklı |
| 688 | ارامل | Erâmil | Dullar, eşi ölmüş kadınlar | अरामिल (arāmil) | aynı | تۇل ئاياللار (tul ayallar) | farklı | جندا٢ (janda-janda) | farklı | واجاني (wajane) | farklı |
| 689 | آرانلمق | aranılmak | Aranılmak, arama konusu olmak | तलाश किया जाना (talāsh kiyā jānā) | farklı | ئىزدىلىش (izdilish) | farklı | دچاري (dicari) | farklı | كوتافوتوا (kutafutwa) | farklı |
| 690 | آرانمق | aranmak | Aranmak, kendisi için arama yapılmak | तलाश होना (talāsh honā) | farklı | ئىزدىلىش (izdilish) | farklı | دچاري (dicari) | farklı | كوتافوتوا (kutafutwa) | farklı |
| 691 | ارانی | İranî | İranlı, İran’a ait | ईरानी (īrānī) | aynı | ئىرانلىق (iranliq) | benzer (Osmanlıca’da “İran” var) | ايراني (Irani) | aynı | مويراني (Muirani) | benzer (Osmanlıca’da “İran” var) |
| 692 | آرایش | arayış | Süs, bezek, ziynet | आराइश (ārāish) | aynı | بېزەك (bezek) | farklı | هياسن (hiasan) | farklı | ماپامبو (mapambo) | farklı |
| 693 | آراییجی | arayıcı | Arayan, arama yapan kimse | तलाश करने वाला (talāsh karne vālā) | farklı | ئىزدىگۈچى (izdigüchi) | farklı | ڤنچاري (pencari) | farklı | متافوتاجي (mtafutaji) | farklı |
| 694 | ارباء | İrbâ | Nemalandırma, faizle çoğaltma | रिबा (ribā) | benzer (Osmanlıca’da “riba” var) | رىبا (riba) | benzer (Osmanlıca’da “riba” var) | ربا (riba) | benzer (Osmanlıca’da “riba” var) | ريبا (riba) | benzer (Osmanlıca’da “riba” var) |
| 695 | ارباب | Erbâb | Sahipler, ehli olanlar | अरबाब (arbāb) | aynı | ئەرباب (erbab) | aynı | اهلي (ahli) | benzer (Osmanlıca’da “ehl” var) | اربابو (arbabu) | benzer (Osmanlıca’da “erbap” var) |
| 696 | اربعه | Erba’a | Dört | चार (chār) | farklı | تۆت (töt) | farklı | امڤت (empat) | farklı | نني (nne) | farklı |
| 697 | اربعین | Erba’în | Kırk | अरबईन (arba’īn) | aynı | قىرىق (qiriq) | farklı | امڤت ڤولوه (empat puluh) | farklı | اروبايني (arobaini) | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 698 | آرپاغ | arpağ | Sihir, büyü | जादू (jādū) | farklı | سېھىر (sehir) | benzer (Osmanlıca’da “sihir” var) | سحير (sihir) | benzer (Osmanlıca’da “sihir” var) | اوچاوي (uchawi) | farklı |
| 699 | آرپاغان | arpağan | Yabani arpa | जंगली जौ (janglī jau) | farklı | ياۋا ئارپا (yawa arpa) | benzer (Osmanlıca’da “yaban” ve “arpa” var) | بارلي ليار (barli liar) | farklı | شعيري يا مويتوني (shayiri ya mwituni) | benzer (Osmanlıca’da “arpa” var) |
| 700 | آرپاغجی | arpağcı | Büyücü, sihirbaz | जादूगर (jādūgar) | farklı | سېھىرگەر (sehirger) | benzer (Osmanlıca’da “sihir” ve “-ger” var) | اهلي سحير (ahli sihir) | benzer (Osmanlıca’da “ehl” ve “sihir” var) | مچاوي (mchawi) | farklı |
| 701 | آرپه | Arpa | Arpa | जौ (jau) | farklı | ئارپا (arpa) | aynı | بارلي (barli) | farklı | شعيري (shayiri) | benzer (Osmanlıca’da “şair” değil ama “arpa” ile anlam aynı, kök farklı) |
| 702 | آرپهجق | Arpacık | Göz kapağındaki küçük şişlik | अंजनहारी (anjanhārī) | farklı | كۆز ئارپىسى (köz arpisi) | benzer (Osmanlıca’da “göz” ve “arpa” var) | كتومبيت (ketumbit) | farklı | كيپلكوپل (kipele kope) | farklı |
| 703 | آرپهجی | Arpacı | Arpa işiyle uğraşan | जौ बेचने वाला (jau bechne vālā) | farklı | ئارپىچى (arpichi) | benzer (Osmanlıca’da “arpa” var) | ڤنجوال بارلي (penjual barli) | farklı | موزا شعيري (muuzaji wa shayiri) | benzer (Osmanlıca’da “arpa” var) |
| 704 | آرپهصویی | Arpa suyu | Bira | बीयर (bīyar) | farklı | پىۋا (piwa) | farklı | بير (bir) | farklı | بيا (bia) | farklı |
| 705 | آرپهلامق | Arpalamak | Hayvana arpa vermek | जौ खिलाना (jau khilānā) | farklı | ئارپا بەرمەك (arpa bermek) | benzer (Osmanlıca’da “arpa” var) | ممبري بارلي (memberi barli) | farklı | كوليشا شعيري (kulisha shayiri) | benzer (Osmanlıca’da “arpa” var) |
| 706 | آرپهلق | Arpalık | Arpalık, arpa konulan yer | जौ का खेत (jau kā khet) | farklı | ئارپىلىق (arpiliq) | aynı | لادڠ بارلي (ladang barli) | farklı | شامبا لا شعيري (shamba la shayiri) | benzer (Osmanlıca’da “arpa” var) |
| 707 | آرت | Art | Arka, geri, peş | पीछे (pīchhe) | farklı | ئارقا (arqa) | benzer (Osmanlıca’da “arka” var) | بلاكاڠ (belakang) | farklı | نيومبا (nyuma) | farklı |
| 708 | آرت | Art | (ikinci kayıt) | पीछे (pīchhe) | farklı | ئارقا (arqa) | benzer (Osmanlıca’da “arka” var) | بلاكاڠ (belakang) | farklı | نيومبا (nyuma) | farklı |
| 709 | آرتامق | Artamak | Artmak, çoğalmak | बढ़ना (baṛhnā) | farklı | ئارتماق (artmaq) | aynı | برتامبه (bertambah) | farklı | كوئونگزيكا (kuongezeka) | farklı |
| 710 | ارتباط | İrtibat | Bağlantı, ilişki | इर्तिबात (irtibāt) | aynı | مۇناسىۋەت (munasiwet) | benzer (Osmanlıca’da “münasebet” var) | هوبوڠن (hubungan) | farklı | اوهوسيانو (uhusiano) | farklı |
| 711 | ارتجاء | İrtica | Umma, dileme, rica | इर्तिजा (irtijā) | aynı | ئۈمىد (ümid) | benzer (Osmanlıca’da “ümit” var) | هارڤن (harapan) | farklı | تومایني (tumaini) | farklı |
| 712 | ارتجال | İrticâl | Doğaçlama, irtical | इर्तिजाल (irtijāl) | aynı | تەييارلىقسىز سۆزلەش (teyyarliqsiz sözlesh) | farklı | سچارا سپونتن (secara spontan) | farklı | پاپو كوا پاپو (papo kwa papo) | farklı |
| 713 | ارتجالاً | İrticâlen | Doğaçlama yoluyla | इर्तिजालन (irtijālan) | aynı | تەييارلىقسىز (teyyarliqsiz) | farklı | سچارا سپونتن (secara spontan) | farklı | پاپو كوا پاپو (papo kwa papo) | farklı |
| 714 | ارتحال | İrtihal | Göçme, ayrılma, ölüm | इर्तिहाल (irtiḥāl) | aynı | كۆچۈش (köchüsh) | farklı | ڤرڤيندهان (perpindahan) | farklı | كوهاما (kuhama) | farklı |
| 715 | ارتداد | İrtidad | Dinden dönme, mürted olma | इर्तिदाद (irtidād) | aynı | مۇرتەد بولۇش (murted bolush) | benzer (Osmanlıca’da “mürted” var) | مرتد (murtad) | benzer (Osmanlıca’da “mürted” var) | اواسي وا ايماني (uasi wa imani) | farklı |
| 716 | آرتدیرلمق | Arttırılmak | Arttırılmak, çoğaltılmak | बढ़ाया जाना (baṛhāyā jānā) | farklı | ئارتتۇرۇلماق (artturulmaq) | aynı | دتمبهكن (ditambahkan) | farklı | كونگيزوا (kuongezwa) | farklı |
| 717 | آرتدیرمق | Arttırmak | Arttırmak, çoğaltmak | बढ़ाना (baṛhānā) | farklı | ئارتتۇرماق (artturmaq) | aynı | منمبهكن (menambahkan) | farklı | كوئونگيزا (kuongeza) | farklı |
| 718 | ارتسام | İrtisam | Şekillenme, resmolunma | इर्तिसाम (irtisām) | aynı | ئىز قالدۇرۇلۇش (iz qaldurulush) | benzer (Osmanlıca’da “iz” var) | تربنتوق گمبارن (terbentuk gambaran) | farklı | كوچاڤيشوا (kuchapishwa / taswira) | farklı |
| 719 | ارتشاء | İrtişa | Rüşvet alma | रिश्वत लेना (rishwat lenā) | benzer (Osmanlıca’da “rişvet” var) | پارا ئېلىش (para élish) | farklı | رسواه (rasuah) | benzer (Osmanlıca’da “rişvet” var) | رشوه (rushwa) | benzer (Osmanlıca’da “rişvet” var) |
| 720 | ارتضاء | İrtiza | Razı olma, kabul etme | इर्तिज़ा (irtizā) | aynı | رازى بولۇش (razi bolush) | benzer (Osmanlıca’da “razi” var) | رضا (redha) | benzer (Osmanlıca’da “rıza” var) | ريذا (ridhaa) | benzer (Osmanlıca’da “rıza” var) |
| 721 | ارتضاع | İrtida | Süt emme, emzirilme | इर्तिदा (irtidā’) | aynı | ئېمىش (emish) | benzer (Osmanlıca’da “emmek” var) | مينيوسو (menyusu) | farklı | كونيونيا (kunyonya) | farklı |
| 722 | ارتعاب | İrtiab | Korkuya kapılma, dehşet | ख़ौफ़ (khauf) | benzer (Osmanlıca’da “havf” var) | قورقۇش (qorqush) | farklı | تاكوت (takut) | farklı | هوفو (hofu) | benzer (Osmanlıca’da “havf” var) |
| 723 | ارتعاش | İrtiaş | Titreme, sarsılma | इर्तिआश (irti’āsh) | aynı | تىترەش (titresh) | farklı | گترن (getaran) | farklı | متتميکو (mtetemeko) | farklı |
| 724 | ارتفاع | İrtifa | Yükselme, yükseklik | इर्तिफ़ा (irtifā’) | aynı | ئېگىزلىك (egizlik) | farklı | كتينڬين (ketinggian) | farklı | اوريفو (urefu) | farklı |
| 725 | ارتفاعاً | İrtifaan | Yükseklik bakımından | इर्तिफ़ाअन (irtifā’an) | aynı | ئېگىزلىك جەھەتتىن (egizlik jehettin) | farklı | دري سڬي كتينڬين (dari segi ketinggian) | farklı | كوا اوريفو (kwa urefu) | farklı |
| 726 | آرتق | Artık | Geriye kalan, fazla | बाक़ी (bāqī) | benzer (Osmanlıca’da “baki” var) | ئارتۇق (artuq) | aynı | باقي / لبيه (baki / lebih) | benzer (Osmanlıca’da “baki” var) | زيادا (ziada) | benzer (Osmanlıca’da “ziyade” var) |
| 727 | ارتقاء | İrtika | Yükselme, terakki | इर्तिक़ा (irtiqā) | aynı | تەرەققىي (tereqqiy) | benzer (Osmanlıca’da “terakki” var) | كماجوان (kemajuan) | farklı | ماينديليو (maendeleo) | farklı |
| 728 | ارتكاب | İrtikab | İşleme, yapma (suç) | इर्तिकाब (irtikāb) | aynı | سادىر قىلىش (sadir qilish) | benzer (Osmanlıca’da “sadır” var) | ملاكوكن (melakukan) | farklı | كوتندا (kutenda) | farklı |
| 729 | آرتمق | Artmak | Artmak, çoğalmak | बढ़ना (baṛhnā) | farklı | ئارتماق (artmaq) | aynı | برتامبه (bertambah) | farklı | كوئونگزيكا (kuongezeka) | farklı |
| 730 | آرتمه | Artma | Artma, çoğalma | बढ़ोतरी (baṛhotarī) | farklı | ئارتىش (artish) | aynı | ڤرتامبهن (pertambahan) | farklı | اونگزيكو (ongezeko) | farklı |
| 731 | ارتياب | İrtiyab | Şüphelenme, tereddüt | इर्तियाब (irtiyāb) | aynı | گۇمان (guman) | benzer (Osmanlıca’da “güman” var) | شك (syak) | benzer (Osmanlıca’da “şek” var) | شاكا (shaka) | benzer (Osmanlıca’da “şek” var) |
| 732 | آرتیق | Artık | (ikinci kayıt) kalıntı | बाक़ी चीज़ (bāqī chīz) | benzer (Osmanlıca’da “baki” var) | ئارتۇق نەرسە (artuq nerse) | benzer (Osmanlıca’da “artık” var) | سيسا (sisa) | farklı | باقيا (bakia) | benzer (Osmanlıca’da “baki” var) |
| 733 | آرتیق | Artık | (üçüncü kayıt) bundan sonra | अब से (ab se) | farklı | ئەمدى (emdi) | benzer (Osmanlıca’da “imdi” var) | مولاي سكراڠ (mulai sekarang) | farklı | كوانزيا ساسا (kuanzia sasa) | farklı |
| 734 | آرتیقلق | Artıklık | Fazlalık, zaitlik | ज़ाइद होना (zā’id honā) | benzer (Osmanlıca’da “zaid” var) | ئارتۇقلۇق (artuqluq) | aynı | كلبيهن (kelebihan) | farklı | وزيادا (uziada) | benzer (Osmanlıca’da “ziyade” var) |
| 735 | ارث | İrs | Miras, kalıt | इर्स (irs) | aynı | مىراس (miras) | benzer (Osmanlıca’da “miras” var) | واريسن (warisan) | benzer (Osmanlıca’da “varis” var) | اوريثي (urithi) | benzer (Osmanlıca’da “irs” var) |
| 736 | ارثاً | İrsen | Miras yoluyla | मीरास से (mīrās se) | benzer | مىراس بىلەن (miras bilen) | benzer | سچارا واريسن (secara warisan) | benzer | كوا اوريثي (kwa urithi) | benzer |
| 737 | ارثی | İrsî | Kalıtsal, soydan gelen | इरसी (irsī) | aynı | مىراسلىق (mirasliq) | benzer | واريسن (warisan) | benzer | كيووريثي (kiurithi) | benzer |
| 738 | ارجاع | İrca | Geri çevirme, iade | इरजा (irjā’) | aynı | قايتۇرۇش (qayturush) | farklı | روجوع (rujuk) | benzer (Osmanlıca’da “rücu” var) | كوريجيشا (kurejesha) | farklı |
| 739 | ارجح | Ercah | Daha üstün, daha kuvvetli | अर्जह (arjah) | aynı | ئەۋزەل (ewzel) | benzer (Osmanlıca’da “evzel” var) | راجح (rajih) | benzer (Osmanlıca’da “racih” var) | بورا (bora) | farklı |
| 740 | ارجمند | Ercümend | Değerli, itibarlı | अर्जुमन्द (arjumand) | aynı | ئەرجۈمەند (erjümend) | aynı | موليا (mulia) | farklı | متوكوفو (mtukufu) | farklı |
| 741 | ارجه | Erce | Er gibi, yiğitçe | मर्दाना (mardāna) | benzer (Osmanlıca’da “merdane” var) | ئەرچە (erche) | aynı | سچارا جنتن (secara jantan) | farklı | كيشوجاعا (kishujaa) | farklı |
| 742 | ارجوان | Ercuvân | Erguvan rengi | अर्ग़वानी (arghawānī) | benzer (aynı kök, ses farkı) | ئەرجۇۋان (erjuwan) | benzer (aynı kök, ses farkı) | اوڠو كمرهن (ungu kemerahan) | farklı | زامباراو (zambarau) | farklı |
| 743 | ارحام | Erhâm | Rahimler, akrabalık bağları | अरहाम (arḥām) | aynı | رەھىملەر (rehimler) | benzer (Osmanlıca’da “rahim” var) | رحيم٢ (rahim-rahim) | benzer | ماتومبو يا اوزازی (matumbo ya uzazi) | farklı |
| 744 | ارحم | Erham | Daha merhametli | अरहम (arḥam) | aynı | ئەرحەم (erhem) | aynı | ماها ڤڠاسيه (maha pengasih) | farklı | مينيي ريهما زايدي (mwenye rehema zaidi) | benzer (Osmanlıca’da “rahmet” var) |
| 745 | ارخاء | İrha | Gevşetme, salıverme | इर्ख़ा (irkhā’) | aynı | بوشىتىش (boshitish) | farklı | ملوڠڬركن (melonggarkan) | farklı | كوليگيزا (kulegeza) | farklı |
| 746 | ارخاص | İrhâs | Ucuzlatma, fiyat düşürme | इर्ख़ास (irkhās) | aynı | ئەرزانلىتىش (erzanlitish) | benzer (Osmanlıca’da “erzan” var) | مموراهكن (memurahkan) | farklı | كوڤونگوزا بيي (kupunguza bei) | farklı |
| 747 | ارخص | Erhas | En ucuz, daha ucuz | अर्ख़स (arkhas) | aynı | ئەڭ ئەرزان (eng erzan) | benzer (Osmanlıca’da “erzan” var) | ڤاليڠ موره (paling murah) | farklı | بيي رهيسي زايدي (bei rahisi zaidi) | benzer (Osmanlıca’da “râhîs” var) |
| 748 | آرد | Ard (un) | Un | आटा (āṭā) | farklı | ئۇن (un) | benzer (Osmanlıca’da “un” var) | تڤوڠ (tepung) | farklı | اونگا (unga) | farklı |
| 749 | آرد | Ard (un) | (ikinci kayıt) un | आटा (āṭā) | farklı | ئۇن (un) | benzer (Osmanlıca’da “un” var) | تڤوڠ (tepung) | farklı | اوڠا (unga) | farklı |
| 750 | اردب | Erdeb | Savaş; büyük ölçü birimi | इर्दब्ब (irdabb) | aynı | ئىردەب (irdeb) | benzer (Osmanlıca’da “irdeb” var) | اردب (irdab) | aynı | اردب (irdebu) | benzer (aynı kök) |
| 751 | آرده | Arda | İşaret değneği | निशान-डंडी (nishān-ḍaṇḍī) | benzer (Osmanlıca’da “nişan” var) | بەلگە تاياق (belge tayak) | benzer (Osmanlıca’da “belge” var) | تونكت تندا (tongkat tanda) | farklı | فيمبو يا الاما (fimbo ya alama) | benzer (Osmanlıca’da “alamet” var) |
| 752 | اردو | Ordu | Askerî birlik, ordu | फ़ौज (fauj) | benzer (Osmanlıca’da “fevc” var) | ئوردا (orda) | aynı | تنترا (tentera) | farklı | جيشي (jeshi) | farklı |
| 753 | اردوگاه | Ordugâh | Karargâh, askerî kamp | लश्करगाह (lashkargāh) | benzer (Osmanlıca’da “leşkergah” var) | ئورداگاھ (ordagah) | benzer (Osmanlıca’da “ordugah” var) | كيم تنترا (kem tentera) | farklı | كامبي يا جيشي (kambi ya jeshi) | farklı |
| 754 | آردیج | Ardıç | Ardıç ağacı | जुनिपर (juniper) | farklı | ئارچا (archa) | benzer (Osmanlıca’da “arça” var) | جونيڤر (juniper) | farklı | مرتيني (mreteni) | farklı |
| 755 | آردین | Ardin | Deneme, imtihan | आज़माइश (āzmāyish) | farklı | سىناق (sinaq) | farklı | اوجين (ujian) | farklı | جاريبيو (jaribio) | farklı |
| 756 | ارذل | Erzel | En rezil, en aşağı | अरज़ल (arzal) | aynı | ئەزرەل (ezrel) | benzer (Osmanlıca’da “rezil” var) | ارذل (arzal) | aynı | دهليلي كابيسا (dhalili kabisa) | farklı |
| 757 | ارز | Erz | Kıymet, değer; pirinç | क़ीमत (qīmat) | benzer (Osmanlıca’da “kıymet” var) | قىممەت (qimmet) | benzer (Osmanlıca’da “kıymet” var) | نيلاي (nilai) | farklı | ثاماني (thamani) | benzer (Osmanlıca’da “semen” var) |
| 758 | ارزاق | Erzâk | Rızıklar, yiyecekler | अरज़ाक (arzāq) | aynı | رىزىق (riziq) | benzer (Osmanlıca’da “rızık” var) | رزقي (rezeki) | benzer (Osmanlıca’da “rızık” var) | ريزيكي (riziki) | benzer (Osmanlıca’da “rızık” var) |
| 759 | ارزان | Erzân | Ucuz, pahalı olmayan | अरज़ाँ (arzān) | aynı | ئەرزان (erzan) | aynı | موره (murah) | farklı | رهيسي (rahisi) | benzer (Osmanlıca’da “râhîs” var) |
| 760 | ارزانی | Erzânî | Ucuzluk, liyakat | अरज़ानी (arzānī) | aynı | ئەرزانچىلىق (erzanchiliq) | benzer (Osmanlıca’da “erzan” var) | كمورهن (kemurahan) | farklı | اوراهيسي (urahisi) | benzer (Osmanlıca’da “râhîs” var) |
| 761 | ارزن | Erzen | Darı | बाजरा (bājrā) | farklı | تارىق (tariq) | farklı | سكوي (sekoi) | farklı | متاما (mtama) | farklı |
| 762 | آرزو | Arzu | İstek, dilek, arzu | आरज़ू (ārzū) | aynı | ئارزۇ (arzu) | aynı | حسرت (hasrat) | benzer (Osmanlıca’da “hasret” var) | هاجا / تاماع (haja / tamaa) | benzer (Osmanlıca’da “hacet” ve “tamah” var) |
| 763 | آرزوكش | Arzukeş | Arzulu, istekli | आरज़ूमंद (ārzūmand) | benzer (Osmanlıca’da “arzumand” var) | ئارزۇمان (arzumān) | benzer (Osmanlıca’da “arzu” var) | برحسرت (berhasrat) | benzer (Osmanlıca’da “hasret” var) | مينيي تاماع (mwenye tamaa) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) |
| 764 | آرزولامق | Arzulamak | İstemek, dilemek | आरज़ू करना (ārzū karnā) | benzer | ئارزۇ قىلماق (arzu qilmaq) | benzer | مڠيڠينكن (menginginkan) | farklı | كوتاماني (kutamani) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) |
| 765 | آرزولی | Arzulu | İstekli, hevesli | आरज़ूमंद (ārzūmand) | benzer | ئارزۇلۇق (arzuluk) | benzer | برحسرت (berhasrat) | benzer | مينيي تاماع (mwenye tamaa) | benzer |
| 766 | آرزومند | Arzumend | İstekli, arzu sahibi | आरज़ूमंद (ārzūmand) | aynı | ئارزۇمان (arzumān) | benzer | برحسرت (berhasrat) | benzer | مينيي هامو (mwenye hamu) | benzer (Osmanlıca’da “hem” değil, “heves” var) |
| 767 | ارساء | İrsâ | Demir atma, sabitleme | लंगर डालना (langar ḍālnā) | farklı | لەڭگەر تاشلىماق (lengger tashlimaq) | farklı | ملابوهكن ساوه (melabuhkan sauh) | farklı | كوتيا ننڠا (kutia nanga) | farklı |
| 768 | ارسال | İrsâl | Gönderme, yollama | इर्साल (irsāl) | aynı | ئەۋەتىش (evetish) | farklı | مڠيريم (mengirim) | farklı | كوتوما (kutuma) | farklı |
| 769 | ارسز | Arsız | Utanmaz, yüzsüz | बेहया (be-hayā) | benzer (Osmanlıca’da “bîhaya” var) | نومۇسسىز (nomussiz) | benzer (Osmanlıca’da “namussuz” var) | تيدق تاهو مالو (tidak tahu malu) | farklı | اسيي نا هايا (asiye na haya) | benzer (Osmanlıca’da “haya” var) |
| 770 | ارسزلك | Arsızlık | Utanmazlık, hayasızlık | बेहयाई (be-hayā’ī) | benzer | نومۇسسىزلىق (nomussizlik) | benzer | سكڤ تيدق مالو (sikap tidak malu) | farklı | اوكوسيفو وا هايا (ukosefu wa haya) | benzer (Osmanlıca’da “haya” var) |
| 771 | آرسلان | Arslan | Aslan, yiğit | अरसलान (arslān) | aynı | ئارسلان (arslan) | aynı | سيڠا (singa) | farklı | سيمبا (simba) | farklı |
| 772 | آرسلانجی | Arslancı | Aslan bakıcısı/göstericisi | शेर-पाल (sher-pāl) | benzer (Osmanlıca’da “şir” var) | ئارسلانچى (arslanchi) | benzer (Osmanlıca’da “arslan” var) | ڤنجاڬ سيڠا (penjaga singa) | farklı | متونزا سيمبا (mtunza simba) | farklı |
| 773 | آرسلانخانه | Arslanhane | Aslan barınağı | शेरख़ाना (sher-khāna) | benzer (Osmanlıca’da “şirhane” var) | ئارسلانخانا (arslankhana) | benzer (Osmanlıca’da “arslan” var) | كندڠ سيڠا (kandang singa) | farklı | زيزي لا سيمبا (zizi la simba) | farklı |
| 774 | آرسلانلامق | Arslanlanmak | Aslan gibi olmak, cesaretlenmek | शेरदिल होना (sher-dil honā) | benzer (Osmanlıca’da “şirdil” var) | ئارسلاندەك بولماق (arslandek bolmaq) | benzer (Osmanlıca’da “arslan” var) | منجادي براني (menjadi berani) | farklı | كوا كما سيمبا (kuwa kama simba) | farklı |
| 775 | آرسنیک | Arsenik | Arsenik, zehirli element | आर्सेनिक (ārsenik) | benzer (aynı kök) | ئارسېنىك (arsenik) | aynı | ارسينيك (arsenik) | aynı | ارسينيكي (arseniki) | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 776 | ارش | Erş | Diyet, tazminat | अर्श (arsh) | aynı | ئەرش (ersh) | aynı | ڤمڤاسن (pampasan) | farklı | فيديا / ديا (fidia / diya) | benzer (Osmanlıca’da “diyet” var) |
| 777 | آرش | Ariş | Anlam, mana; çardak | अरिश (arīsh) | aynı | چاتما (chatma) | farklı | ڤوندوق (pondok) | farklı | كيبندا (kibanda) | farklı |
| 778 | آرش | Ariş | (ikinci kayıt) | अरिश (arīsh) | aynı | چاتما (chatma) | farklı | ڤوندوق (pondok) | farklı | كيبندا (kibanda) | farklı |
| 779 | آرش | Ariş | (üçüncü kayıt) | अरिश (arīsh) | aynı | چاتما (chatma) | farklı | ڤوندوق (pondok) | farklı | كيبندا (kibanda) | farklı |
| 780 | ارشاد | İrşad | Doğru yolu gösterme, rehberlik | इरशाद (irshād) | aynı | ئىرشاد (irshad) | aynı | ارشاد (irsyad) | aynı | موونگوزو (mwongozo) | farklı |
| 781 | ارشته | Erişte | Kesilmiş hamur, şehriye | सेवैयाँ (sevaiyān) | farklı | چۆپ (chöp) | farklı | مي (mi) | farklı | تامبي (tambi) | farklı |
| 782 | ارشد | Erşed | Daha reşit, doğru yolda | अरशद (arshad) | aynı | ئەڭ توغرا (eng toghra) | farklı | ارشد (arsyad) | benzer (Osmanlıca’da “irşad” var) | موونگوفو زايدي (mwongofu zaidi) | farklı |
| 783 | آرشیدوق | Arşiduk | Arşidük unvanı | आर्चड्यूक (ārchḍyūk) | benzer (aynı kök) | ئارشىدۇك (arshiduk) | benzer (aynı kök) | ارچدوك (archduke) | benzer (aynı kök) | ارچيدوكي (archiduke) | benzer (aynı kök) |
| 784 | آرشین | Arşın | Uzunluk ölçüsü | गज़ (gaz) | benzer (Osmanlıca’da “gaz” var) | گەز (gez) | benzer (Osmanlıca’da “gaz” var) | هستا (hasta) | farklı | ذراع (dhiraa) | benzer (Osmanlıca’da “zira” var) |
| 785 | آرشینلامق | Arşınlamak | Arşınla ölçmek | नापना (nāpnā) | farklı | ئۆلچىمەك (ölchimek) | farklı | مڠوكور دڠن هستا (mengukur dengan hasta) | farklı | كوڤيما كوا ذراع (kupima kwa dhiraa) | benzer (Osmanlıca’da “zira” var) |
| 786 | آرشینلق | Arşınlık | Arşın ölçüsünde | एक गज़ का (ek gaz kā) | benzer (Osmanlıca’da “gaz” var) | گەزلىك (gezlik) | benzer (Osmanlıca’da “gaz” var) | سهستا (sehasta) | farklı | كياسي چا ذراع (kiasi cha dhiraa) | benzer (Osmanlıca’da “zira” var) |
| 787 | ارصاد | Ersad | Gözlemler, rasadlar | अरशाद (arṣād) | aynı | كۆزىتىشلەر (közitishler) | farklı | چراڤن (cerapan) | benzer (Osmanlıca’da “rasat” var) | رسادي (rasadi) | benzer (Osmanlıca’da “rasat” var) |
| 788 | ارض | Arz | Yeryüzü, toprak | अर्ज़ / ज़मीन (arḍ / zamīn) | aynı | يەر (yer) | benzer (Osmanlıca’da “yer” var) | بومي (bumi) | farklı | ارذي (ardhi) | benzer (Osmanlıca’da “arz” var) |
| 789 | ارضاء | İrza | Razı etme, hoşnut etme | राज़ी करना (rāzī karnā) | benzer (Osmanlıca’da “razi” var) | رازى قىلماق (razi qilmaq) | benzer (Osmanlıca’da “razi” var) | مرضائي (meredhai) | farklı | كوريديشا (kuridhisha) | benzer (Osmanlıca’da “rıza” var) |
| 790 | ارضاع | İrda | Süt emzirme | दूध पिलाना (dūdh pilānā) | farklı | ئېمىتىش (emitish) | benzer (Osmanlıca’da “emmek” var) | مڽوسوكن (menyusukan) | farklı | كونيوننيشا (kunyonyesha) | farklı |
| 791 | ارضیه | Arziyye | Toprağa ait, toprak mahsulü | ज़मीनी (zamīnī) | benzer (Osmanlıca’da “zemin” var) | يەرلىك (yerlik) | benzer (Osmanlıca’da “yer” var) | كبومين (kebumian) | farklı | يا ارذي (ya ardhi) | benzer (Osmanlıca’da “arz” var) |
| 792 | ارضی | Arzî | Yere/toprağa ait | ज़मीनी (zamīnī) | benzer (Osmanlıca’da “zemin” var) | يەرگە ئائىت (yerge ait) | benzer | كبومين (kebumian) | farklı | يا ارذي (ya ardhi) | benzer |
| 793 | ارغات | Irgat | İşçi, amele | मज़दूर (mazdūr) | benzer (Osmanlıca’da “mazdur” var) | ئىشچى (ishchi) | benzer (Osmanlıca’da “işçi” var) | بوروه (buruh) | farklı | كيباروا (kibarua) | benzer (Osmanlıca’da “ırgat” var) |
| 794 | آرغاج | Argaç | Dokuma atkısı | बाना (bānā) | farklı | ئارقاچ (arqach) | aynı | ڤاكن (pakan) | farklı | اوزي وا ملالو (uzi wa mlalo) | farklı |
| 795 | آرغاجلامق | Argaçlamak | Atkı atmak | बाना डालना (bānā ḍālnā) | farklı | ئارقاچلىماق (arqachlimaq) | benzer (Osmanlıca’da “argaç” var) | مماسوقكن ڤاكن (memasukkan pakan) | farklı | كوسوكا اوزي (kusuka uzi) | farklı |
| 796 | ارغالامق | Irğalamak | Sarsmak, sallamak | हिलाना (hilānā) | farklı | تەۋرەتمەك (tewretmek) | farklı | مڠڬونچڠ (menggoncang) | farklı | كوتيكيسا (kutikisa) | farklı |
| 797 | ارغالانمق | Irğalanmak | Sarsılmak, sallanmak | हिलना (hilnā) | farklı | تەۋرەنمەك (tewrenmek) | farklı | برڬونچڠ (bergoncang) | farklı | كوتيكيسيكا (kutikisika) | farklı |
| 798 | آرغالی | Argalı | Yaban koyunu, dağ koyunu | अर्गाली (argālī) | aynı | ئارغالى (arghali) | aynı | ارغالي (argali) | aynı | ارغالي (argali) | aynı |
| 799 | آرغامق | Argamak | Argaçlamak, örmek | बाना डालना (bānā ḍālnā) | farklı | ئارقاچلىماق (arqachlimaq) | benzer (Osmanlıca’da “argaç” var) | مننون (menenun) | farklı | كوسوكا اوزي (kusuka uzi) | farklı |
| 800 | آرغاندی | Irgandı | Sallandı, sarsıldı | हिला (hilā) | farklı | تەۋرەندى (tewrendi) | farklı | برڬونچڠ (bergoncang) | farklı | ايليتيكيسيكا (ilitikisika) | farklı |
| 801 | ارغانمق | Irğanmak | Sallanmak, sarsılmak | हिलना (hilnā) | farklı | تەۋرەنمەك (tewrenmek) | farklı | برڬونچڠ (bergoncang) | farklı | كوتيكيسيكا (kutikisika) | farklı |
| 802 | ارغنون | Erganun | Org, klavyeli çalgı | ऑर्गन (organ) | benzer (aynı kök) | ئورگان (organ) | benzer (aynı kök) | اورڬن (organ) | benzer (aynı kök) | اورگاني (organi) | benzer (aynı kök) |
| 803 | ارغوان | Erguvân | Erguvan ağacı/rengi | अरग़वान (arghavān) | aynı | ئەركۇۋان (erguwan) | benzer (aynı kök, ses farkı) | بوڠا اونڬو كميرهن (bunga ungu kemerahan) | farklı | متي وا يودا (mti wa yuda) | farklı |
| 804 | ارغوانی | Erguvânî | Erguvan renginde | अरग़वानी (arghavānī) | aynı | ئەركۇۋانى (erguwani) | benzer (aynı kök) | اونڬو كميرهن (ungu kemerahan) | farklı | زمباراو (zambarau) | farklı |
| 805 | آرغید | Argıd | Dağ beli, geçit | दर्रा (darrā) | benzer (Osmanlıca’da “dar” var) | داۋان (dawan) | farklı | چله ڬونوڠ (celah gunung) | farklı | نجيا يا مليما (njia ya mlima) | farklı |
| 806 | آرغیمق | Argımak | Yorulmak, bitkin düşmek | थकना (thaknā) | farklı | ھېرىش (hérish) | benzer (Osmanlıca’da “hâriş” değil, ama “yorulmak” anlamı var) | لله (lelah) | farklı | كوچوكا (kuchoka) | farklı |
| 807 | آرغین | Argın | Yorgun, bitkin | थका (thakā) | farklı | ھېرىپ-چارچىغان (hérip-charchighan) | benzer (Osmanlıca’da “yorgun” var) | لتيه (letih) | farklı | مچووو (mchovu) | farklı |
| 808 | ارفع | Erfa | Daha yüksek, daha yüce | अर्फ़अ (arfa’) | aynı | ئۈستۈن (üstün) | benzer (Osmanlıca’da “üstün” var) | ترتينڬي (tertinggi) | farklı | جوو زايدي (juu zaidi) | farklı |
| 809 | ارق | Irk | Soy, nesil, asıl | नस्ल (nasl) | benzer (Osmanlıca’da “nesil” var) | ئىرق (irq) | aynı | بڠسا (bangsa) | farklı | كابيلا (kabila) | farklı |
| 810 | ارق | Erak | Uykusuzluk | बे-ख़्वाबी (be-khwābī) | benzer (Osmanlıca’da “bîhâb” var) | ئۇيقۇسىزلىق (uyqusizlik) | benzer (Osmanlıca’da “uykusuzluk” var) | سوسه تيدور (susah tidur) | farklı | كوكوسا اوسينگيزي (kukosa usingizi) | farklı |
| 811 | آرق | Ark (su yolu) | Su kanalı, arık | नहर (nahar) | benzer (Osmanlıca’da “nehr” var) | ئېرىق (ériq) | aynı | ڤاريت (parit) | farklı | مفريجي (mfereji) | farklı |
| 812 | ارقام | Erkâm | Rakamlar, sayılar | अरक़ाम (arqām) | aynı | رەقەملەر (reqemler) | benzer (Osmanlıca’da “rakam” var) | اڠك (angka) | farklı | تراكيمو (tarakimu) | benzer (Osmanlıca’da “rakam” var) |
| 813 | آرقداش | Arkadaş | Yoldaş, dost | दोस्त (dost) | benzer (Osmanlıca’da “dost” var) | دوست (dost) | benzer (Osmanlıca’da “dost” var) | كاون / صحابة (kawan / sahabat) | benzer (Osmanlıca’da “sahabat” var) | رافيكي (rafiki) | benzer (Osmanlıca’da “rafik” var) |
| 814 | آرقداشلق | Arkadaşlık | Dostluk, yoldaşlık | दोस्ती (dostī) | benzer | دوستلۇق (dostluq) | benzer | ڤرسحابتن (persahabatan) | benzer | اورافيكي (urafiki) | benzer |
| 815 | آرقوری | Arkuri | Aykırı, ters, çapraz | आड़ा (āṛā) | farklı | تەتۈر (tetur) | farklı | سروڠ (serong) | farklı | كينيومي (kinyume) | farklı |
| 816 | آرقە | Arka | Sırt, geri taraf | पीठ (pīṭh) | farklı | ئارقا (arqa) | aynı | بلكڠ (belakang) | farklı | مگونگو / نيوما (mgongo / nyuma) | farklı |
| 817 | آرقەلق | Arkalık | Sırt dayanağı, destek | सहारा (sahārā) | benzer (Osmanlıca’da “sahara” var) | يۆلەنچۈك (yölenchük) | farklı | ڤڽندر (penyandar) | farklı | اېگېمېئو (egemeo) | farklı |
| 818 | آرقەلی | Arkalı | Arkası olan, destekli | सहारे वाला (sahāre vālā) | benzer | ئارقىسى بار (arqisi bar) | benzer (Osmanlıca’da “arka” var) | برتوڤڠ (bertopang) | farklı | مينيي تگيمئو (mwenye tegemeo) | farklı |
| 819 | آرقەلیج | Arkalıç | Arkalık, hamal semeri | पीठ टेक (pīṭh-ṭek) | farklı | يۆلەنچۈك (yölenchük) | farklı | سندرن (sandaran) | farklı | اېگېمېئو لا مگونگو (egemeo la mgongo) | farklı |
| 820 | ارك | Erek | Gaye, maksat, amaç | मक़सद (maqsad) | benzer (Osmanlıca’da “maksat” var) | مەقسەت (meqset) | benzer (Osmanlıca’da “maksat” var) | مقصود / توجوان (maksud / tujuan) | benzer (Osmanlıca’da “maksut” var) | كوسودي (kusudi) | benzer (Osmanlıca’da “kasıt” var) |
| 821 | اركاب | İrkâb | Bindirme | इर्काब (irkāb) | aynı | مىندۈرۈش (mindürüsh) | farklı | منومڤڠكن (menumpangkan) | farklı | كوڤنديشيشا (kupandisha) | farklı |
| 822 | اركان | Erkân | Esaslar, temeller; ileri gelenler | अरकान (arkān) | aynı | ئەركان (erkan) | aynı | روكون (rukun) | benzer (Osmanlıca’da “rükün” var) | روكوني / نغوزو (rukuni / nguzo) | benzer (Osmanlıca’da “rükün” var) |
| 823 | اركك | Erkek | Erkek, erkek cinsi | मर्द (mard) | benzer (Osmanlıca’da “merd” var) | ئەر / ئەركەك (er / erkek) | aynı | للاكي (lelaki) | farklı | موواناومه (mwanaume) | farklı |
| 824 | ارككجه | Erkekce | Erkekçe, yiğitçe | मर्दाना (mardāna) | benzer (Osmanlıca’da “merdane” var) | ئەرلەرچە (erlerche) | benzer (Osmanlıca’da “er” var) | سچارا للاكي (secara lelaki) | farklı | كيومه (kiume) | farklı |
| 825 | ارككسز | Erkeksiz | Erkeği olmayan | बे-मर्द (be-mard) | benzer (Osmanlıca’da “bîmerd” var) | ئەرسىز (ersiz) | benzer (Osmanlıca’da “ersiz” var) | تنڤا للاكي (tanpa lelaki) | farklı | بيلا موواناومه (bila mwanaume) | farklı |
| 826 | ارككسی | Erkeksi | Erkeğe benzeyen | मर्दाना (mardāna) | benzer | ئەركەكسى (erkeksi) | aynı | كلاكي-لاكین (kelaki-lakian) | farklı | كما موواناومه (kama mwanaume) | farklı |
| 827 | ارككلك | Erkeklik | Erlik, yiğitlik | मर्दानगी (mardāngī) | benzer | ئەركەكلىك (erkeklik) | aynı | كللاكين (kelelakian) | farklı | اومه (uume) | farklı |
| 828 | ارككلی | Erkekli | Erkeği olan | मर्द वाला (mard-vālā) | benzer | ئەركى بار (erki bar) | benzer (Osmanlıca’da “er” var) | برللاكي (berlelaki) | farklı | مينيي موواناومه (mwenye mwanaume) | farklı |
| 829 | اركن | Erken | Vaktinden önce | जल्दी (jaldī) | benzer (Osmanlıca’da “celde” değil, ama “erken” var) | بالدۇر (baldur) | benzer (Osmanlıca’da “erken” var) | اول (awal) | benzer (Osmanlıca’da “evvel” var) | ماڤيما (mapema) | farklı |
| 830 | اركن | Ergen | Olgunlaşmış, yetişkin | बालिग़ (bāligh) | benzer (Osmanlıca’da “baliğ” var) | قۇرامىغا يەتكەن (quramigha yetken) | benzer (Osmanlıca’da “ergen” var) | باليغ (baligh) | benzer (Osmanlıca’da “baliğ” var) | باليهه (balehe) | benzer (Osmanlıca’da “baliğ” var) |
| 831 | اركنجه | Erkence | Biraz erken | कुछ जल्दी (kuch jaldī) | benzer | سەل بالدۇر (sel baldur) | benzer | لبيه اول (lebih awal) | benzer | ماڤيما كيدوڬو (mapema kidogo) | benzer |
| 832 | اركنجی | Erkenci | Erken gelen/yetişen | जल्दी आने वाला (jaldī āne vālā) | benzer | بالدۇرچى (baldurchi) | benzer | اورڠ اول (orang awal) | benzer | وا ماڤيما (wa mapema) | benzer |
| 833 | اركنلك | Ergenlik | Ergenlik çağı | बुलूग़ (bulūgh) | benzer (Osmanlıca’da “bülûğ” var) | بالاغەت (balaghet) | benzer (Osmanlıca’da “belağat” değil, ama “ergenlik” var) | عاقل بالغ (akil baligh) | benzer (Osmanlıca’da “akil” ve “baliğ” var) | اوباليهه (ubalehe) | benzer (Osmanlıca’da “baliğ” var) |
| 834 | اركين | Ergin | Yetişmiş, olgun | बालिग़ / रशीद (bāligh / rashīd) | benzer (Osmanlıca’da “baliğ” ve “reşit” var) | كامالەتكە يەتكەن (kamaletke yetken) | benzer (Osmanlıca’da “kemal” var) | متڠ / ديواس (matang / dewasa) | farklı | متو مزيمه (mtu mzima) | farklı |
| 835 | ارگج | Ergeç | Er geç, nihayetinde | देर-सवेर (der-saver) | benzer (Osmanlıca’da “der-saver” değil, ama “er geç” anlamı) | ھامان (haman) | benzer (Osmanlıca’da “hemen” değil, ama “er geç” anlamında) | لمبت-لاون (lambat-laun) | farklı | هاتيمایي (hatimaye) | farklı |
| 836 | ارگچ | Ergeç | Er geç (ikinci kayıt) | देर-सवेर (der-saver) | benzer | ھامان (haman) | benzer | لمبت-لاون (lambat-laun) | farklı | هاتيمایي (hatimaye) | farklı |
| 837 | ارم | İrem | Cennet bahçesi, güzel yer | इरम (iram) | aynı | ئىرەم (irem) | aynı | ارم (Iram) | aynı | ايرام (Iram) | aynı |
| 838 | آرمادور | Armatör | Gemi donatan, sahibi | जहाज़-मालिक (jahāz-mālik) | benzer (Osmanlıca’da “cahaz” ve “malik” var) | كېمە ئىگىسى (keme igisi) | farklı | ڤميليك كاڤل (pemilik kapal) | farklı | مميليكي وا ملي (mmiliki wa meli) | farklı |
| 839 | آرماغان | Armağan | Hediye, bağış | तोहफ़ा (tohfa) | benzer (Osmanlıca’da “tuhfe” var) | سوۋغات (sowghat) | benzer (Osmanlıca’da “soghat” var) | هديه (hadiah) | benzer (Osmanlıca’da “hediye” var) | زاوادي (zawadi) | farklı |
| 840 | ارمغان | Armağân | Hediye (ikinci kayıt) | अर्मुग़ान (armughān) | aynı | ئارماغان (armaghan) | aynı | چندرامات (cenderamata) | farklı | زاوادي (zawadi) | farklı |
| 841 | ارمك | Ermek | Ulaşmak, erişmek | पहुँचना (pahunchna) | farklı | يېتىش (yetish) | benzer (Osmanlıca’da “ermek” var) | سمڤاي (sampai) | farklı | كوفكا (kufika) | farklı |
| 842 | آرمود | Armut | Armut | नाशपाती (nāshpātī) | farklı | نەشپۈت (neshput) | farklı | ڤير (pir) | farklı | ڤيا (pea) | farklı |
| 843 | آرمودی | Armudi | Armut biçiminde | नाशपाती-नुमा (nāshpātī-numā) | farklı | نەشپۈتسىمان (neshputsman) | farklı | بربنتوق ڤير (berbentuk pir) | farklı | مفانو وا ڤيا (mfano wa pea) | farklı |
| 844 | آرموز | Armuz | Gemi kaplama aralığı | जोड़ / दरार (joṛ / darār) | farklı | بىرىكىش ئورنى (birikish orni) | farklı | الور سمبوڠن (alur sambungan) | farklı | اوفا وا مباو (ufa wa mbao) | farklı |
| 845 | آرمە | Arma | Nişan, arma | निशान (nishān) | benzer (Osmanlıca’da “nişan” var) | بەلگە (belge) | benzer (Osmanlıca’da “belge” var) | لمبڠ (lambang) | farklı | نمبو (nembo) | farklı |
| 846 | ارن | Eren | Ermiş, veli | वली (walī) | benzer (Osmanlıca’da “veli” var) | ئەۋلىيا (ewliya) | benzer (Osmanlıca’da “evliya” var) | والي (wali) | benzer (Osmanlıca’da “veli” var) | والي / متاكاتيفو (wali / mtakatifu) | benzer (Osmanlıca’da “veli” var) |
| 847 | آرناؤد | Arnavut | Arnavut | अल्बानवी (albānawī) | farklı | ئالبان (alban) | farklı | اورڠ البانيا (orang Albania) | farklı | موالْبانيا (Mualbania) | farklı |
| 848 | آرناؤدجه | Arnavutça | Arnavut dili | अल्बानवी ज़बान (albānawī zabān) | farklı | ئالبان تىلى (alban tili) | farklı | بهاس البانيا (bahasa Albania) | farklı | كيالبانيا (Kialbania) | farklı |
| 849 | ارنب | Erneb | Tavşan | ख़रगोश (khargosh) | farklı | توشقان (toshqan) | farklı | كلينچي (kelinci) | farklı | سونڬورا (sungura) | farklı |
| 850 | آرنیکا | Arnika | Arnika bitkisi | अर्निका (arnikā) | aynı | ئارنىكا (arnika) | aynı | ارنيكا (arnika) | aynı | ارنيكا (arnika) | aynı |
| 851 | اره | Erre | Testere | आरा (ārā) | benzer (Osmanlıca’da “ara” değil, ama “testere” anlamında) | ھەسە (hese) | farklı | ڬرڬاجي (gergaji) | farklı | مسومينو (msumeno) | farklı |
| 852 | ارهخانه | Erre-hane | Bıçkıhane | आरा मिल (ārā mil) | benzer (Osmanlıca’da “ara” değil, “testere” anlamında) | ھەسە زاۋۇتى (hese zawuti) | farklı | كيلڠ ڬرڬاجي (kilang gergaji) | farklı | كيواندا چا مباو (kiwanda cha mbao) | farklı |
| 853 | ارواء | İrva | Suya kandırma, doyurma | सैराब करना (sairāb karnā) | benzer (Osmanlıca’da “sîrâb” var) | قاندۇرۇش (qandurush) | farklı | ممواسك دهاڬ (memuaskan dahaga) | farklı | كونيوېشا (kunywesha) | farklı |
| 854 | ارواح | Ervâh | Ruhlar | अरवाह (arwāh) | aynı | روھلار (rohlar) | benzer (Osmanlıca’da “ruh” var) | ارواح (arwah) | aynı | روهو (roho) | benzer (Osmanlıca’da “ruh” var) |
| 855 | آروانه | Arvane | Dişi deve; bitki adı | ऊँटनी (ūṇṭnī) | farklı | چىشى تۆگە (chishi töge) | farklı | اونتا بتينا (unta betina) | farklı | نڬاميا جيكه (ngamia jike) | farklı |
| 856 | اروهلهمك | Ervelemek | Oyalanmak, ağırdan almak | टालना (ṭālnā) | farklı | كېچىكتۈرۈش (kechiktürüsh) | farklı | ملڠهكن (melengahkan) | farklı | كوتشلېوېشا (kuchelewesha) | farklı |
| 857 | اریال | Riyal (para birimi) | Riyal | रियाल (riyāl) | aynı | رىيال (riyal) | aynı | ريال (riyal) | aynı | ريالي (riyali) | benzer (aynı kök, ses farkı) |
| 858 | اریب | Erîb | Zeki, anlayışlı | अरीब (arīb) | aynı | ئەقىللىق (eqilliq) | farklı | چرديق (cerdik) | farklı | موېرېوو (mwerevu) | farklı |
| 859 | اريتمك | Eritmek | Katıyı sıvı hâle getirmek | गलाना (galānā) | farklı | ئېرىتىش (eritish) | benzer (Osmanlıca’da “eritmek” var) | منچايركن (mencairkan) | farklı | كويېيوشا (kuyeyusha) | farklı |
| 860 | اريتلمك | Eritilmek | Eritilmek | गलाया जाना (galāyā jānā) | farklı | ئېرىتىلمەك (eritilmek) | aynı | دچايركن (dicairkan) | farklı | كويېيوشوا (kuyeyushwa) | farklı |
| 861 | اريك | Erik | Erik | आलूबुख़ारा (ālūbukhārā) | farklı | ئېرىك (erik) | benzer (Osmanlıca’da “erik” var) | بواه ڤلوم (buah plum) | farklı | ڤلامو (plamu) | farklı |
| 862 | اريكه | Erîke | Sedir, taht, kanepe | अरीका (arīka) | benzer (Osmanlıca’da “erike” var) | سافا / تەخت (safa / texit) | farklı | سوفا (sofa) | farklı | سوفا (sofa) | farklı |
| 863 | اريگن | Eriyen | Eriyen, çözülen | गलने वाला (galne vālā) | farklı | ئېرىگەن (erigen) | benzer (Osmanlıca’da “erimek” var) | ينچايير (yang mencair) | farklı | ينايويېيوكا (inayoyeyuka) | farklı |
| 864 | اريمك | Erimek | Erimek, çözülmek | गलना (galnā) | farklı | ئېرىمەك (erimek) | aynı | منچاير (mencair) | farklı | كويېيوكا (kuyeyuka) | farklı |
| 865 | اريمه | Erime | Erime işi | गलन (galan) | farklı | ئېرىش (erish) | benzer (Osmanlıca’da “erime” var) | ڤنچايران (pencairan) | farklı | ويېيوكاجي (uyeyukaji) | farklı |
| 866 | ارينجك | Erincik | Üşengeç, tembel | आलसी (ālsī) | farklı | ئېرىنچەك (erinchek) | benzer (Osmanlıca’da “erincek” var) | مالس (malas) | farklı | مويفو (mvivu) | farklı |
| 867 | ارينمك | Erinmek | Üşenmek, tembellik etmek | आलस करना (ālas karnā) | farklı | ئېرىنمەک (erinmek) | aynı | مالس بركجا (malas bekerja) | farklı | كوچېزا / كوا مويفو (kucheza / kuwa mvivu) | farklı |
| 868 | آری | Arı | Temiz, saf; arı böceği | शुद्ध / मधुमक्खी (śuddh / madhumakkhī) | farklı | ساپ / ھەسەل ھەرىسى (sap / hesel herisi) | benzer (Osmanlıca’da “saf” ve “arı” var) | مورني / لبه (murni / lebah) | farklı | سافي / نيوكي (safi / nyuki) | benzer (Osmanlıca’da “saf” var) |
| 869 | آریا | Arya | Opera aryası | आरिया (āriyā) | aynı | ئارىيا (ariya) | aynı | اريا (aria) | aynı | اريا (aria) | aynı |
| 870 | آریتمق | Arıtmak | Temizlemek, arıtmak | शुद्ध करना (śuddh karnā) | farklı | تازىلىماق (tazilimaq) | farklı | ممورنيكن (memurnikan) | farklı | كوسافيشا (kusafisha) | farklı |
| 871 | آریغ | Arık | Zayıf, cılız | दुबला (dublā) | farklı | ئورۇق (oruq) | benzer (Osmanlıca’da “arık” var) | كوروس (kurus) | farklı | كوندا (konda) | farklı |
| 872 | آریق | Arık | Su kanalı, ark | नहर (nahar) | benzer (Osmanlıca’da “nehr” var) | ئېرىق (eriq) | benzer (Osmanlıca’da “arık” var) | ڤاريت (parit) | farklı | مفېرېجي (mfereji) | farklı |
| 873 | آریقلاتمق | Arıklatmak | Zayıflatmak | दुबला करना (dublā karnā) | farklı | ئورۇقلىتىش (oruqlitish) | benzer (Osmanlıca’da “arık” var) | مڠوروسكن (menguruskan) | farklı | كوكوندېشا (kukondesha) | farklı |
| 874 | آریقلامق | Arıklamak | Zayıflamak | दुबला होना (dublā honā) | farklı | ئورۇقلاش (oruqlash) | benzer (Osmanlıca’da “arık” var) | منجادي كوروس (menjadi kurus) | farklı | كوكوندا (kukonda) | farklı |
| 875 | آریقلانمق | Arıklanmak | Zayıflamak | दुबला पड़ना (dublā paṛnā) | farklı | ئورۇقلىنىش (oruqlinish) | benzer | بركوروسن (berkurusan) | farklı | كوكوندا (kukonda) | farklı |
| 876 | آریقلق | Arıklık | Zayıflık | दुबलापन (dublāpan) | farklı | ئورۇقلۇق (oruqluq) | benzer | ككوروسن (kekurusan) | farklı | وكوندافو (ukondavu) | farklı |
| 877 | آریقمق | Arıkmak | Zayıflamak, güçten düşmek | दुबला होना (dublā honā) | farklı | ئورۇقلاش (oruqlash) | benzer | كوروس (kurus) | farklı | كوكوندا (kukonda) | farklı |
| 878 | آریلمق | Arılmak | Temizlenmek, arınmak | शुद्ध होना (śuddh honā) | farklı | تازىلىنىش (tazilinish) | farklı | برسيه (bersih) | farklı | كوسافيشوا (kusafishwa) | farklı |
| 879 | آریمق | Arımak | Temizlenmek, saf hâle gelmek | पाक होना (pāk honā) | farklı | پاكىزلىنىش (pakizlinish) | farklı | برسيه (bersih) | farklı | كوا سافي (kuwa safi) | benzer (Osmanlıca’da “saf” var) |
| 880 | آرینمق | Arınmak | Arınmak, temizlenmek | पवित्र होना (pavitra honā) | farklı | تازىلىنىش (tazilinish) | farklı | منجادي برسيه (menjadi bersih) | farklı | كوتاكاسا (kutakasa) | farklı |
| 881 | آرە | Ara | Ara, aralık, mesafe | बीच / दरमियान (bīch / darmiyān) | farklı | ئارىلىق (ariliq) | benzer (Osmanlıca’da “aralık” var) | انتارا (antara) | farklı | كاتي / بينا (kati / baina) | farklı |
| 882 | از | Ez (Farsça edat) | -den, -dan (edat) | अज़ (az) | aynı | دىن (din) | farklı | داري (dari) | farklı | كوتوكا (kutoka) | farklı |
| 883 | آز | Az (Farsça) | Hırs, tamah, açgözlülük | लालच (lālach) | farklı | ئاچكۆزلۈك (achközlük) | farklı | تماع (tamak) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) | تمام (tamaa) | benzer (Osmanlıca’da “tamah” var) |
| 884 | آز | Az (Türkçe) | Az, az miktar | कम (kam) | farklı | ئاز (az) | aynı | سديكيت (sedikit) | farklı | چاچې (chache) | farklı |
| 885 | آزاجق | Azacık | Pek az, azıcık | थोड़ा सा (thoṛā sā) | farklı | ئازراق (azraq) | benzer (Osmanlıca’da “az” var) | سديكيت ساهاج (sedikit sahaja) | farklı | كيدوڬو (kidogo) | farklı |
| 886 | آزاد | Âzâd | Hür, serbest | आज़ाद (āzād) | aynı | ئازاد (azad) | aynı | بيباس (bebas) | farklı | هورو (huru) | benzer (Osmanlıca’da “hür” var) |
| 887 | آزادگی | Azadegi | Hürriyet, serbestlik | आज़ादगी (āzādagī) | aynı | ئازادلىق (azadliq) | benzer | كبيباسن (kebebasan) | farklı | اوهورو (uhuru) | benzer (Osmanlıca’da “hür” var) |
| 888 | آزادلامق | Azadlamak | Azat etmek, hürriyete kavuşturmak | आज़ाद करना (āzād karnā) | benzer (Osmanlıca’da “azad” var) | ئازاد قىلماق (azad qilmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azad” var) | ممبيباسكن (membebaskan) | farklı | كوآچيا هورو (kuachia huru) | benzer (Osmanlıca’da “azad” var) |
| 889 | آزادلق | Azadlık | Azatlık, hürlük | आज़ादी (āzādī) | benzer | ئازادلىق (azadliq) | benzer | كبيباسن (kebebasan) | farklı | اوهورو (uhuru) | benzer |
| 890 | آزادلی | Azatlı | Azat edilmiş, hür | आज़ाद किया हुआ (āzād kiyā huā) | benzer | ئازاد قىلىنغان (azad qilingan) | benzer | اورڠ يڠ دبيباسكن (orang yang dibebaskan) | farklı | اليېاچىلىوا هورو (aliyeachiliwa huru) | benzer |
| 891 | آزادی | Âzâdî | Özgürlük, hürriyet | आज़ादी (āzādī) | aynı | ئازادلىق (azadliq) | benzer | كبيباسن (kebebasan) | farklı | اوهورو (uhuru) | benzer |
| 892 | آزاده | Azade | Bağımsız, serbest | आज़ादा / बेपरवाह (āzāda / beparvāh) | benzer (Osmanlıca’da “azade” var) | ئازادە (azade) | aynı | بيباس (bebas) | farklı | هورو (huru) | benzer |
| 893 | ازار | İzâr | Belden aşağı sarılan örtü | इज़ार (izār) | aynı | ئىزار (izar) | aynı | ايزار (izar) | benzer (aynı kök) | شوكا (shuka) | farklı |
| 894 | آزار | Âzâr | Eziyet, incitme | आज़ार (āzār) | aynı | ئازار (azar) | aynı | ڬڠڬوان (gangguan) | farklı | ماتاتيزو (matatizo) | farklı |
| 895 | آزار | Âzâr (azarlama) | Azarlama, paylama | डाँट (ḍāṇṭ) | farklı | تىللاش (tillash) | farklı | تڬورن (teguran) | farklı | كاريڤيو (karipio) | farklı |
| 896 | آزر | Azar (ateş) | Ateş | आग (āg) | farklı | ئوت (ot) | benzer (Osmanlıca’da “od” var) | اڤي (api) | farklı | موتو (moto) | farklı |
| 897 | آزارلاتمق | Azarlatmak | Azarlatmak, paylatmak | डाँट दिलवाना (ḍāṇṭ dilvānā) | farklı | تىللاتقۇزۇش (tillatquzush) | farklı | ممرهيكن (memarahikan) | farklı | كوساببيشا كوكېميوا (kusababisha kukemewa) | farklı |
| 898 | آزارلامق | Azarlamak | Azarlamak, paylamak | डाँटना (ḍāṇṭnā) | farklı | تىللىماق (tillimaq) | farklı | ممارهي (memarahi) | farklı | كوكېمېا (kukemea) | farklı |
| 899 | آزارلانمق | Azarlanmak | Azarlanmak, paylanmak | डाँट खाना (ḍāṇṭ khānā) | farklı | تىللانماق (tillanmaq) | farklı | دمرهي (dimarahi) | farklı | كوكېميوا (kukemewa) | farklı |
| 900 | آزارلاييش | Azarlayış | Azarlama tarzı | डाँटने का ढंग (ḍāṇṭne kā ḍhaṅg) | farklı | تىللاش ئۇسۇلى (tillash usuli) | farklı | چارا ممارهي (cara memarahi) | farklı | نامنا يا كوكېمېا (namna ya kukemea) | farklı |
| 901 | آزالتمق | azaltmak | Azaltmak, eksiltmek | कम करना (kam karnā) | farklı | ئازايتماق (azaytmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azaltmak” var) | مڠورڠكن (mengurangkan) | farklı | كوپونڬوزا (kupunguza) | farklı |
| 902 | آزالمق | azalmak | Azalmak, eksilmek | कम होना (kam honā) | farklı | ئازايماق (azaymaq) | benzer (Osmanlıca’da “azalmak” var) | بركورڠ (berkurang) | farklı | كوپونڬوا (kupungua) | farklı |
| 903 | ازاله | izale | Yok etme, giderme | इज़ाला (izāla) | aynı | يوقىتىش (yoqitish) | farklı | مڠهاڤوسكن (menghapuskan) | farklı | كووندوآ (kuondoa) | farklı |
| 904 | ازبار | izbar | Yazma, yazı ile bildirme | लिखना (likhnā) | farklı | يېزىش (yezish) | farklı | منوليس (menulis) | farklı | كوانديكا (kuandika) | farklı |
| 905 | ازبانديت | izbandut | İri yarı, korkutucu kimse | गुंडा (guṇḍā) | farklı | زورۋان (zorwan) | farklı | سامسيڠ (samseng) | farklı | جامبازي (jambazi) | farklı |
| 906 | ازبر | ezber | Bellekte tutma, ezber | हिफ़्ज़ / ज़बानी याद (ḥifẓ / zabānī yād) | benzer (Osmanlıca’da “hıfz” var) | ياد (yad) | benzer (Osmanlıca’da “yad” var) | حفظ / هافل (hafal) | benzer (Osmanlıca’da “hıfz” var) | كوكاريري (kukariri) | farklı |
| 907 | ازبرجی | ezberci | Ezber yapan kimse | रटने वाला (raṭne vālā) | farklı | يادچى (yadchi) | benzer (Osmanlıca’da “yad” var) | اورڠ هافل (orang hafal) | benzer (Osmanlıca’da “hıfz” var) | مكاريiri (mkariri) | farklı |
| 908 | ازبرلتمك | ezberletmek | Ezber ettirmek | रटवाना (raṭvānā) | farklı | يادلاتماق (yadlatmaq) | benzer | ممبوات مڠهافل (membuat menghafal) | benzer | كوكاريشا (kukaririsha) | farklı |
| 909 | ازبرلنمك | ezberlenmek | Ezber edilmek | याद किया जाना (yād kiyā jānā) | benzer | يادلىنىش (yadlinish) | benzer | دهافل (dihafal) | benzer | كوكارييريوا (kukaririwa) | farklı |
| 910 | ازبرلهمك | ezberlemek | Ezberlemek | याद करना (yād karnā) | benzer | يادلىماق (yadlimaq) | benzer | مڠهافل (menghafal) | benzer | كوكاريري (kukariri) | farklı |
| 911 | ازدحام | izdiham | Kalabalık, sıkışıklık | इज़्दिहाम (izdihām) | aynı | قىستاڭچىلىق (qistangchiliq) | farklı | كسساكن (kesesakan) | farklı | مسونڬامانو (msongamano) | farklı |
| 912 | ازدواج | izdivaç | Evlenme, nikâh | इज़्दिवाज (izdivāj) | aynı | توي قىلىش (toy qilish) | farklı | ڤركهوينن (perkahwinan) | farklı | ندوا (ndoa) | farklı |
| 913 | ازدياد | izdiyad | Artma, çoğalma | इज़्दियाद (izdiyād) | aynı | كۆپىيىش (köpiyish) | farklı | ڤرتامبهن (pertambahan) | farklı | اونڬزېكو (ongezeko) | farklı |
| 914 | آزديرلمق | azdırılmak | Azdırılmak, yoldan çıkarılmak | भड़काया जाना (bhaṛkāyā jānā) | farklı | ئازدۇرۇلماق (azdurulmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azdır-” var) | دهاسوت (dihasut) | farklı | كوچوچوليوا (kuchochewa) | farklı |
| 915 | آزديرمق | azdırmak | Azdırmak, kışkırtmak | भड़काना (bhaṛkānā) | farklı | ئازدۇرماق (azdurmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azdırmak” var) | مڠهاسوت (menghasut) | farklı | كوچوچيا (kuchochea) | farklı |
| 916 | ازديرمك | ezdirmek | Ezdirmek, ezme işini yaptırmak | कुचलवाना (kuchalvānā) | farklı | ئېزدۈرۈش (ezdürüsh) | benzer (Osmanlıca’da “ezmek” var) | مڠهنتوركن (menghancurkan) | farklı | كوپوندشا (kupondisha) | farklı |
| 917 | آزرده | âzürde | İncinmiş, gücenmiş | आज़ुर्दा (āzurdah) | aynı | ئازارلانغان (azar lanğan) | benzer (Osmanlıca’da “azar” var) | ترسڠڬوڠ (tersinggung) | farklı | اليېوميزوا (aliyeumizwa) | farklı |
| 918 | ازيرغنمق | azırganmak | Esirgemek, kıskanmak | कंजूसी करना (kanjūsī karnā) | farklı | قىزغانماق (qizghanmaq) | farklı | كيديكوت (kedekut) | farklı | كوبانا (kubana) | farklı |
| 919 | ازرق | ezrak | Mavi, gök renkli | अज़रक़ (azraq) | aynı | كۆك (kök) | benzer (Osmanlıca’da “gök” var) | بيرو (biru) | farklı | بولوى (buluu) | farklı |
| 920 | ازعاج | iz’ac | Rahatsız etme, bunaltma | इज़’आज (iz’āj) | aynı | بىئارام قىلىش (bi’aram qilish) | benzer (Osmanlıca’da “biaram” değil, ama “rahatsız etmek” var) | مڠڬڠڬو (mengganggu) | farklı | كوسومبوا (kusumbua) | farklı |
| 921 | آزغاشمق | azgaşmak | Azıp bozulmak, yoldan çıkmak | आवारा होना (āvārā honā) | farklı | ئازغۇنلاشماق (azghunlashmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azgın” var) | منجادي ليار (menjadi liar) | farklı | كوپوتوكا (kupotoka) | farklı |
| 922 | آزغين | azgın | Azmış, taşkın | सरकश (sarkash) | farklı | ئازغۇن (azghun) | benzer (Osmanlıca’da “azgın” var) | ليار (liar) | farklı | مواسي / مپوتووو (mwasi / mpotovu) | farklı |
| 923 | آزغينلق | azgınlık | Azgınlık, taşkınlık | सरकशी (sarkashī) | farklı | ئازغۇنلۇق (azghunluq) | benzer (Osmanlıca’da “azgın” var) | كليارن (keliaran) | farklı | واسي (uasi) | farklı |
| 924 | ازقه | ezikka | Yollar, sokaklar | ज़ुक़ाक़ (zuqāq) | aynı | كوچا-كويلار (kocha-koylar) | farklı | لورڠ-لورڠ (lorong-lorong) | farklı | ويچوچورو (vichochoro) | farklı |
| 925 | ازگيل | ezgil | Muşmula (meyve) | लोकाट / मुसमुला (lokāṭ / musmulā) | farklı | مۇشۇملە (mushumle) | farklı | بواه مدلر (buah medlar) | farklı | مدلا (medla) | farklı |
| 926 | ازگی | ezgi | Nağme, melodi | धुन (dhun) | farklı | كۈي (küy) | benzer (Osmanlıca’da “köy” değil, “ezgi” var) | ميلودي (melodi) | farklı | ميلودي (melodi) | farklı |
| 927 | ازل | ezel | Öncesizlik, başlangıçsızlık | अज़ल (azal) | aynı | ئەزەل (ezel) | aynı | ازل (azal) | aynı | ازالي (azali) | benzer (Osmanlıca’da “ezel” var) |
| 928 | ازلمك | ezilmek | Ezilmek, horlanmak | कुचलना / पिसना (kuchalnā / pisnā) | farklı | ئېزىلماق (ezilmaq) | benzer (Osmanlıca’da “ezilmek” var) | هنتچور (hancur) | farklı | كوپوندوا (kupondwa) | farklı |
| 929 | ازليت | ezeliyyet | Ezelîlik, başlangıçsızlık | अज़लियत (azaliyat) | aynı | ئەزەلىيەت (ezeliyet) | aynı | كازاليان (keazalian) | benzer (Osmanlıca’da “ezel” var) | وازالي (uazali) | benzer (Osmanlıca’da “ezel” var) |
| 930 | ازلی | ezeli | Başlangıçsız, kadîm | अज़ली (azalī) | aynı | ئەزەلىي (ezeliy) | aynı | ازلي (azali) | aynı | ازالي (azali) | aynı |
| 931 | آزما | azma | Azmak işi, taşkınlık | भटकाव (bhaṭkāv) | farklı | ئازما (azma) | benzer (Osmanlıca’da “azma” var) | كليارن (keliaran) | farklı | اوپوتووو (upotovu) | farklı |
| 932 | ازماريد | izmarid | İzmarit balığı | छोटी समुद्री मछली (choṭī samudrī machhlī) | farklı | دېڭىز بېلىقى (dengiz beliqi) | farklı | ايكن لاوت (ikan laut) | farklı | ساماكي يا بحري (samaki ya bahari) | farklı |
| 933 | آزماق | azmak | Azmak, yoldan çıkmak | बेक़ाबू होना (beqābū honā) | farklı | ئازماق (azmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azmak” var) | منجادي ليار (menjadi liar) | farklı | كوپوتوكا (kupotoka) | farklı |
| 934 | آزمان | azman | Çok iri, cinsine göre büyük | बहुत बड़ा (bahut baṛā) | farklı | زور چوڭ (zor chong) | farklı | رڠڬاس / بسر سكالي (raksasa / besar sekali) | farklı | كوبوا منو (kubwa mno) | farklı |
| 935 | ازماوله | izmavle | (belirsiz – sözlük görselinde) | – | belirsiz | – | belirsiz | – | belirsiz | – | belirsiz |
| 936 | آزمايٖش | azmayış | Azmama, yoldan çıkmama | न भटकना (na bhaṭaknā) | farklı | ئازماسلىق (azmasliq) | benzer (Osmanlıca’da “az-” var) | تيدق منجادي ليار (tidak menjadi liar) | farklı | كوتوپوتوكا (kutopotoka) | farklı |
| 937 | آزمسامق | azımsamak | Az görmek, yeterli bulmamak | कम समझना (kam samajhnā) | farklı | ئاز كۆرۈش (az körüsh) | benzer (Osmanlıca’da “az” var) | مڠڠڬڤ سديكيت (menganggap sedikit) | farklı | كوداراو (kudharau) | farklı |
| 938 | آزمق | azmak | (azmak ile aynı) | भटकना (bhaṭaknā) | farklı | ئازماق (azmaq) | benzer | مڠڬناس (mengganas) | farklı | كوپوتوكا (kupotoka) | farklı |
| 939 | ازمك | ezmek | Ezmek, parçalamak | कुचलना (kuchalnā) | farklı | ئېزمەك (ezmek) | benzer (Osmanlıca’da “ezmek” var) | مڠهنتوركن (menghancurkan) | farklı | كوپوندا (kuponda) | farklı |
| 940 | ازمنه | ezmine | Zamanlar, çağlar | अज़्मिना (azmina) | aynı | زامانلار (zamanlar) | benzer (Osmanlıca’da “zaman” var) | زمان-زمان (zaman-zaman) | benzer | نياكاتي / زماني (nyakati / zamani) | benzer (Osmanlıca’da “zaman” var) |
| 941 | ازمه | ezme | Ezilmiş şey, püre | चटनी / पिसा हुआ (chaṭnī / pisā huā) | farklı | ئېزىلگەن نەرسە (ezilgen nerse) | benzer (Osmanlıca’da “ezme” var) | پوري / سامبل (puri / sambal) | farklı | كيتوپو / مشو (kitoweo / mchuzi) | farklı |
| 942 | ازمه | ezimme | Dizginler, yularlar | लगामें (lagāmeṅ) | farklı | تىزگىنلەر (tizginler) | farklı | تالي ككڠ (tali kekang) | farklı | هاتامو (hatamu) | farklı |
| 943 | آزمه | azma | Azma, melez; azmak işi | भटकाव / संकर (bhaṭkāv / sankar) | farklı | ئازما / ئارلاش (azma / arlash) | benzer (Osmanlıca’da “azma” var) | ليار / چمپور (liar / campur) | farklı | مچانڬانيكو (mchanganyiko) | farklı |
| 944 | ازندی | ezinti | Ezilmişlik, iç sıkıntısı | कुचलन / दिलगीरी (kuchalan / dilgīrī) | farklı | ئېزىلىش (ezilish) | benzer (Osmanlıca’da “ezinti” var) | كهنتورن / كدوقاءن (kehancuran / kedukaan) | farklı | مسونڬو وا مويو (msongo wa moyo) | farklı |
| 945 | ازنمك | ezinmek | Ezilmek, sıkıntı çekmek | कुचलना / दुखी होना (kuchalnā / dukhī honā) | farklı | ئېزىلماق (ezilmaq) | benzer | مرانا / منڠڬوڠ (merana / menanggung) | farklı | كوتېسېكا (kuteseka) | farklı |
| 946 | ازهار | ezhar | Çiçekler | अज़हार (azhār) | aynı | گۈللەر (güller) | benzer (Osmanlıca’da “gül” var) | بوڠا-بوڠا (bunga-bunga) | farklı | ماوا (maua) | farklı |
| 947 | ازهر | ezher | Çok parlak, nurlu | अज़हर (azhar) | aynı | ئەزھەر (ezher) | aynı | ازهر (azhar) | aynı | ازهر (Azhar) | aynı |
| 948 | ازواج | ezvaç | Zevceler, eşler, çiftler | अज़वाज (azwāj) | aynı | جۈپلەر (jüpler) | farklı | زوج-زوج (zauj-zauj) | benzer (Osmanlıca’da “zevç” var) | واناندوا / زوجي (wanandoa / zauji) | benzer (Osmanlıca’da “zevç” var) |
| 949 | آزواى | azvay | Sarısabır (aloe) | एलो / सब्र (elo / sabr) | benzer (Osmanlıca’da “sabır” bitki) | ئالوئې / سەبىر (aloe / sebir) | benzer (Osmanlıca’da “sabır” var) | سبدريلايا / ليداه بوايا (sebadri laya / lidah buaya) | farklı | مشبارا / الو (mshubiri / aloe) | farklı |
| 950 | آزوت | azot | Azot, nitrojen | नाइट्रोजन (nāiṭrojan) | farklı | نىتروگېن (nitrogen) | farklı | نيتروجن (nitrogen) | farklı | نيتروژېني (nitrojeni) | farklı |
| 951 | آزوق | azık | Azık, yol yiyeceği | ख़ुराक / राशन (khurāk / rāshan) | benzer (Osmanlıca’da “hurak” var) | ئازۇق (azuq) | aynı | بكال / ماكنن (bekal / makanan) | farklı | چاكولا / پوشو (chakula / posho) | farklı |
| 952 | آزيتمق | azıtmak | Azgınlaştırmak, ölçüsüzleştirmek | उकसाना / बिगाड़ना (uksānā / bigāṛnā) | farklı | ئازدۇرماق (azdurmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azdırmak” var) | مڠهاسوت / منجاديكن ليار (menghasut / menjadikan liar) | farklı | كوچوچيا / كوپوتوشا (kuchochea / kupotosha) | farklı |
| 953 | آزيشديرمق | azıştırmak | Azıştırmak, azdırmak | भड़काना / उकसाना (bhaṛkānā / uksānā) | farklı | ئازدۇرۇش / ئازغۇنلاشتۇرماق (azdurush / azghunlashturmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azgın” var) | ممبڠكيتكن / مڠهاسوت (membangkitkan / menghasut) | farklı | كوچوچيا / كوزوشا (kuchochea / kuzusha) | farklı |
| 954 | آزيشمق | azışmak | Azışmak, azgınlaşmak | बेकाबू होना / बिगड़ना (bekābū honā / bigaṛnā) | farklı | ئازغۇنلاشماق (azghunlashmaq) | benzer (Osmanlıca’da “azgın” var) | منجادي ليار / روسق (menjadi liar / rosak) | farklı | كوپوتوكا / كووا موڠو (kupotoka / kuwa mwongo) | farklı |
| 955 | آزيق | azık | (azık ile aynı) | ख़ुराक / राशन (khurāk / rāshan) | benzer | ئازۇق (azuq) | aynı | بكال / ماكنن (bekal / makanan) | farklı | چاكولا / پوشو (chakula / posho) | farklı |
| 956 | آزيقلانمق | azıklanmak | Azıklanmak, erzak hazırlamak | राशन लेना / तैयारी करना (rāshan lenā / taiyārī karnā) | farklı | ئازۇقلىنىش (azuqlinish) | benzer (Osmanlıca’da “azık” var) | بربكال / منيدياكن ماكنن (berbekal / menyediakan makanan) | farklı | كوجيتاياريسها چاكولا (kujitayarisha chakula) | farklı |
| 957 | آزيقلی | azıklı | Azıklı, erzaklı | राशनदार / ख़ुराकदार (rāshandār / khurākdār) | benzer | ئازۇقلۇق (azuqluq) | benzer | بربكال / اد بكال (berbekal / ada bekal) | farklı | مۋېنيې چاكولا (mwenye chakula) | farklı |
| 958 | ازيك | ezik | Ezilmiş, berelenmiş | कुचला हुआ / दबा हुआ (kuchlā huā / dabā huā) | farklı | ئېزىلگەن (ezilgen) | benzer (Osmanlıca’da “ezik” var) | ريموق / ترتكان (remuk / tertekan) | farklı | ليوپوندوا / كوتېسېكا (liyepondwa / kuteseka) | farklı |
| 959 | آزی | azı | Azı dişi | दाढ़ (dāṛh) | farklı | ئازۇ چىش (azu chish) | benzer (Osmanlıca’da “azı” var) | ڬراهام (geraham) | farklı | ګېڬو (gego) | farklı |
| 960 | اژدر | ejder | Ejder, ejderha | अज़दहा (azdahā) | benzer (Osmanlıca’da “ejder” var) | ئەجدەر (ejder) | aynı | ناڬا (naga) | farklı | جوكا كوبوا (joka kubwa) | farklı |
| 961 | اژدرها | ejderha | Ejderha | अज़दहा (azdahā) | benzer | ئەجدەرھا (ejderha) | aynı | ناڬا (naga) | farklı | جوكا كوبوا (joka kubwa) | farklı |
| 962 | اس | us | Akıl, zihin | अक़्ल / बुद्धि (aql / buddhi) | benzer (Osmanlıca’da “akıl” var) | ئەقىل / ئىدراك (eqil / idrak) | benzer (Osmanlıca’da “akıl” ve “idrak” var) | عقل / فيكيرن (akal / fikiran) | benzer (Osmanlıca’da “akıl” ve “fikir” var) | اكيلي (akili) | benzer (Osmanlıca’da “akıl” var) |
| 963 | اس | üss | Temel, esas | असास / बुनियाद (asās / buniyād) | benzer (Osmanlıca’da “esas” var) | ئاساس (asas) | benzer (Osmanlıca’da “esas” var) | اساس (asas) | aynı | اساسي / مسينڬي (asasi / msingi) | benzer (Osmanlıca’da “esas” var) |
| 964 | آس | âs (mersin ağacı) | Mersin ağacı | मेंहदी / मुरद (mehendī / murd) | farklı | مەرسىن دەرىخى (mersin derixi) | farklı | مورتل / ميمار (mirtel / memar) | farklı | مرېحاني (mrehani) | farklı |
| 965 | آس | âs (değirmen) | Değirmen; kakım hayvanı | चक्की / सफ़ेद नेवला (chakkī / safed nevla) | farklı | تۈگمەن / ئاق كۈزەن (tügmen / aq küzen) | farklı | كيليه / موسانڠ پوتيه (kilang / musang putih) | farklı | كيْنۇ / نياڭو مېوپې (kinu / nyangumi weupe) | farklı |
| 966 | آسا | asa | Asa, değnek, baston | असा / लाठी (asā / lāṭhī) | aynı | ھاسا / تاياق (hasa / tayaq) | benzer (Osmanlıca’da “asa” var) | توڠكت (tongkat) | farklı | فيمبو (fimbo) | farklı |
| 967 | اسائت | isaet | Kötülük etme, fena muamele | इसाअत / बुरा बर्ताव (isā’at / burā bartāv) | aynı | يامان مۇئامىلە (yaman mu’amile) | benzer (Osmanlıca’da “yaman” var) | كيلكوان بوروق (kelakuan buruk) | farklı | اوبايا / كوكوسيا (ubaya / kukosea) | farklı |
| 968 | اساتذه | esatize | Üstatlar, hocalar | असातिज़ा (asātiza) | aynı | ئۇستازلار (ustazlar) | benzer (Osmanlıca’da “üstad” var) | استاذ-استاذ / ڤارا استاذ (ustaz-ustaz / para ustaz) | benzer (Osmanlıca’da “üstad” var) | واليمو / واستاذي (walimu / wa-ustadhi) | benzer (Osmanlıca’da “üstad” var) |
| 969 | آسادون | asadun | (belirsiz – özel ad?) | – | belirsiz | – | belirsiz | – | belirsiz | – | belirsiz |
| 970 | اسارت | esaret | Esirlik, tutsaklık | असारत / क़ैद (asārat / qaid) | aynı | ئەسىرلىك (esirlik) | benzer (Osmanlıca’da “esir” var) | تواَنن / ڤرهمباءن (tawanan / perhambaan) | farklı | اوتوموا / اوتېكا (utumwa / uteka) | farklı |
| 971 | اسارير | esârir | Yüz çizgileri, yüz hatları | चेहरे की लकीरें (chehre kī lakīren) | farklı | يۈز سىزىقلىرى (yüz siziqliri) | farklı | ڬاريس موك (garis muka) | farklı | ميستاري يا اوسو (mistari ya uso) | farklı |
| 972 | اساریٰ | esârâ | Esirler, tutsaklar | असारा / क़ैदी (asārā / qaidī) | aynı | ئەسىرلەر (esirler) | benzer | تواَنن-تواَنن (tawanan-tawanan) | farklı | ماتېكا (mateka) | farklı |
| 973 | اساس | esâs | Temel, esas | असास / बुनियाद (asās / buniyād) | aynı | ئاساس (asas) | aynı | اساس (asas) | aynı | مسينڬي / اساسي (msingi / asasi) | benzer (Osmanlıca’da “esas” var) |
| 974 | اساساً | esasen | Aslında, temel olarak | असल में / असासन (asal meñ / asāsan) | benzer (Osmanlıca’da “aslen” var) | ئاساسەن (asasen) | aynı | ڤد اساسڽ / اساسنڽ (pada asasnya / asasnya) | benzer | كوا مسينڬي / كوا اساسي (kwa msingi / kwa asasi) | benzer |
| 975 | اساسسز | esassız | Temelsiz, dayanaksız | बे-बुनियाद / बे-असास (be-buniyād / be-asās) | benzer | ئاساسسىز (asassiz) | aynı | تيدق براساس (tidak berasas) | benzer | بلا مسينڬي (bila msingi) | farklı |
| 976 | اساسلانديرمق | esaslandırmak | Temellendirmek, gerekçelendirmek | बुनियाद देना / असास बनाना (buniyād denā / asās banānā) | benzer | ئاساسلاندۇرماق (asaslandurmaq) | aynı | ممبراساسكن (memberasaskan) | benzer | كويپا مسينڬي (kuipa msingi) | farklı |
| 977 | اساسلانمق | esaslanmak | Temellendirilmek, dayanmak | बुनियाद पर होना (buniyād par honā) | benzer | ئاساسلانماق (asaslanmaq) | aynı | براساسكن / براساس (berasaskan / berasas) | benzer | كوتېمېگەمسينڬي (kutegemea msingi) | farklı |
| 978 | اساسلی | esaslı | Esaslı, temelli, sağlam | बुनियादी / असासी (buniyādī / asāsī) | benzer | ئاساسلىق (asasliq) | benzer | براساس / كووه (berasaskan / kukuh) | farklı | يا مسينڬي / اساسي (ya msingi / asasi) | benzer |
| 979 | اساسی | esasi | Esasa ait, temel | असासी / बुनियादी (asāsī / buniyādī) | aynı | ئاساسىي (asasiy) | aynı | اساسي (asasi) | aynı | اساسي (asasi) | aynı |
| 980 | اساطیر | esatir | Efsaneler, mitler | असातीर / अफ़साने (asātīr / afsāne) | aynı | ئەپسَانىلەر / ئەساتىر (epsaniler / esatir) | benzer (Osmanlıca’da “efsane” ve “esatir” var) | دونڬيڠ / اساطير (dongeng / asatir) | benzer | حديثي زا كالي / اساطيري (hadithi za kale / asatiri) | benzer (Osmanlıca’da “esatir” var) |
| 981 | اساطین | esatin | Sütunlar, ileri gelenler | सुतून / असातीन (sutūn / asātīn) | benzer (Osmanlıca’da “sütun” var) | تۈۋرۈكلەر (tüvrükler) | farklı | تياڠ-تياڠ (tiang-tiang) | farklı | نڬوزو (nguzo) | farklı |
| 982 | اسافل | esafil | Aşağı tabakadakiler, sefiller | असाफ़िल / नीच लोग (asāfil / nīch log) | aynı | پەس ئادەملەر (pes ademler) | benzer (Osmanlıca’da “pes” ve “adem” var) | اورڠ هينا (orang hina) | benzer (Osmanlıca’da “hina” var) | واتو دوني (watu duni) | farklı |
| 983 | اساله | isale | Akıtma, ulaştırma | इसाला / बहाव देना (isāla / bahāv denā) | aynı | ئاققۇزۇش / يەتكۈزۈش (aqqüzush / yetküzüsh) | benzer (Osmanlıca’da “akmak” ve “ulaşmak” var) | مڠاليركن / مڽالوركن (mengalirkan / menyalurkan) | farklı | كوتيريريشا / كوسافيريشا (kutiririsha / kusafirisha) | farklı |
| 984 | اسالیب | esalib | Üsluplar, tarzlar | असालीब / उस्लूब (asālīb / uslūb) | aynı | ئۇسلۇبلار (uslublar) | benzer (Osmanlıca’da “üslup” var) | اوسلوب / ڬاي (uslub / gaya) | benzer (Osmanlıca’da “üslup” var) | ميتېندو / نجيه (mitindo / njia) | farklı |
| 985 | اسامه | esame | Adlar, isim listesi | असामी / नामावली (asāmī / nāmāvalī) | aynı | ئىسىملار / تىزىملىك (isimlar / tizimlik) | benzer (Osmanlıca’da “isim” var) | نام-نام / سناراي نام (nama-nama / senarai nama) | farklı | ماجينا / اورودها يا ماجينا (majina / orodha ya majina) | farklı |
| 986 | اسامهلی | esameli | Listede adı bulunan | असामीदार / नाम दर्ज (asāmīdār / nām darj) | benzer | تىزىملىككە كىرگەن (tizimlikke kirgen) | benzer | برنام دفتار (bernama daftar) | farklı | اليېاندېكېشو كوا جينا (aliyeandikishwa kwa jina) | farklı |
| 987 | اسامی | esami | İsimler, adlar | असामी / नाम (asāmī / nām) | aynı | ئىسىملار (isimlar) | benzer | نام-نام (nama-nama) | farklı | ماجينا (majina) | farklı |
| 988 | آسان | asan | Kolay | आसान (āsān) | aynı | ئاسان (asan) | aynı | موداه / سنڠ (mudah / senang) | farklı | راهيسي (rahisi) | benzer (Osmanlıca’da “râhîs” var) |
| 989 | آسانسور | asansör | Asansör | लिफ़्ट / एलिवेटर (lifṭ / elevetar) | farklı | لىفت / ئېلېۋاتور (lift / elevator) | farklı | ليف / اليواتور (lif / elevator) | farklı | ليفتي (lifti) | farklı |
| 990 | اسانید | esanid | Senetler, dayanak belgeler | असानिद / सनदें (asānīd / sanaden) | aynı | سەنەدلەر / ئىسنادلار (senedler / isnadlar) | benzer (Osmanlıca’da “sened” ve “isnad” var) | سناد-سناد (sanad-sanad) | benzer | اسنادي / سندي (isnadi / sanadi) | benzer (Osmanlıca’da “isnad” ve “sened” var) |
| 991 | آسایش | asayiş | Huzur, emniyet, düzen | आसाइश / अमन-ओ-अमान (āsā’ish / aman-o-amān) | benzer (Osmanlıca’da “asayiş” var) | خاتىرجەملىك / ئامانلىق (xatirjemlik / amanliq) | benzer (Osmanlıca’da “hatırcem” ve “eman” var) | کتنترامن / آمان (ketenteraman / aman) | benzer (Osmanlıca’da “aman” var) | اوسالاما / اماني (usalama / amani) | benzer (Osmanlıca’da “eman” var) |
| 992 | اسب | esb | At | असब / घोड़ा (asb / ghoṛā) | aynı | ئات (at) | benzer (Osmanlıca’da “at” var) | كودا (kuda) | farklı | فاراسي (farasi) | benzer (Osmanlıca’da “feres” var) |
| 993 | اسب سوار | esbsuvar | Atlı, süvari | असब-सवार (asb-sawār) | aynı | ئاتلىق (atliq) | benzer (Osmanlıca’da “atlı” var) | ڤنوڠڬڠ كودا (penunggang kuda) | farklı | مڤاندا فاراسي (mpanda farasi) | farklı |
| 994 | اسباب | esbab | Sebepler, araçlar, eşya | असबाब / सामान (asbāb / sāmān) | aynı | سەۋەبلەر / ئەسۋابلار (sewebler / eswablar) | benzer (Osmanlıca’da “sebep” ve “esvap” var) | سباب-سباب / برڠ (sebab-sebab / barang) | benzer (Osmanlıca’da “sebep” var) | Sebep / malzeme (sebep / malzeme) | benzer (Osmanlıca’da “sebep” var) |
| 995 | Kabileler | esbat | Torunlar, (Yakub) kabileleri | asbāt / nawāse | aynı | torunlar / kabileler (newriler / qebileler) | benzer (Osmanlıca’da “torun” ve “kabile” var) | Chuchu-chuchu / kabile (torunlar / kabile) | benzer (Osmanlıca’da “kabile” var) | Torunlar / Kabileler | benzer (Osmanlıca’da “kabile” var) |
| 996 | Atış | isbal | Salıverme, aşağı sarkıtma | isbāl / laṭkānā | aynı | Sangilitçe | farklı | ملابوهكن / مڠولوركن (bağlamak / uzatmak) | farklı | İndirmek / asmak (indirmek / asmak) | farklı |
| 997 | Asbarn | Sabah | Atlılar, süvariler | asb-rān / sawār | benzer (Osmanlıca’da “süvari” var) | Süvariler (atlılar) | benzer (Osmanlıca’da “atlı” var) | Atlılar (atlılar) | farklı | Farsi Wapenda (atlılar) | farklı |
| 998 | Önceki | elma | Daha önceki, evvelki | Asbaq / Sabaq (asbaq / sābiq) | aynı | Eski / Önceki (eski / önceki) | benzer (Osmanlıca’da “sabık” var) | önceki / önceki (önceki / önceki) | benzer (Osmanlıca’da “sabık” var) | Veya geçmişte (ya zamani / sabiq) | benzer (Osmanlıca’da “sabık” var) |
| 999 | hafta | uyumak | Hafta | hafta (haftā / saptāh) | benzer (Osmanlıca’da “hafta” var) | hafta (hafta) | benzer (Osmanlıca’da “hefte” var) | Hafta | farklı | Viki | farklı |
| 1000 | Haftalık | usbu’i | Haftalık, haftaya ait | haftalık (haftāvār / sāptāhik) | benzer (Osmanlıca’da “hafta” var) | Haftalık (haftalık) | benzer (Osmanlıca’da “hefte” var) | Mingguan (haftalık) | farklı | Haftalık | farklı |
Author Profile
Latest entries
YazarlarTemmuz 21, 2026YAPAY ZEKA İLE ELİF’İN İLİŞKİSİ
Fikir&DüşünceMayıs 10, 2026Yapay Zekâ Çağında Alaturka Maarif Modeli
Fikir&DüşünceMart 14, 2026KÜRESEL HAK VE BATIL MÜCADELESİNDE ALATURKA AKIL
YazarlarMart 14, 2026TASAVVUF FİZİĞİ -1- SOFİ BİNALAR

