Değişen Savaş Stratejileri

Spread the love
Bu savaş ile İran, savaş starejilerini yeniden yazdı. Artık bundan sonra savaşlar bu stratejiye göre cereyan edecektir. Stratejinin temel mantığı Füzeler ve DRON’lardır.
Bu savaş stratejileriyle birlikte güçlü gelişmiş ülkeler ile zayıf ülkeler arasındaki savaş uçurumu ve güç dengesi azalmış oldu. Bundan sonra füze ve iha’lara sahip olan devlet, güçlü bir devletle daha iyi bir şekilde savaşabilecektir. Teknolojik üstünlüğe sahip olan devletlerin üç beş uçak ve teknolojik askerle ülkeleri işgal etme dönemi sona eriyor…
Bu savaşa kadar ABD’nin (Irak savaşı bu strateji ile kazanıldı) ve İsrail’in hattı Rusya’nın da (Grozni saldırısı buna örnektir) savaş stratejileri şehirleri ve sivil alanlarını yoğun bir uçak bombarmanına tabi tutup halkın direncini kırmaya ve bıktırmaya yönelik bir strateji izliylemekti. Böylece cephe gerisinde ailesi olan askerlerin moralini bozmaya ve iktidara yönelik halk desteğini yok etmeye yönelik bir stratejiyi gütmektedir. Bu saldırıları durduracak askeri mühimmata ve teknolojiye sahip olmayan ülkeleri güçlü devletlerin tahakkümüne sokmaktaydı.
Bu savaş stratejisi ABD için hem maliyeti düşük bir savaş ve hem asker kaybını azaltan bir stratejiydi. Artık savaşlar ABD için bir bilgisayar oyunu seviyesine inmişti. Şehirlere bombalar düşerken Beyaz Saray, elinde patlamış mısırlarla kameralardan filim izler gibi savaşı izliyorlardı.
Amerika ve yandaşlarının elinde en güçlü uçaklar ve bu uçaklara karşı füzeler vardı. Bu teknolojik üstünlükle Rab’lık taslayabiliyor, beğenmedikleri yöneticilere git diyorlardı. Ama artık bu durum değişti. Şimdi savaşın soğuk yüzüyle onlar da karşılaşıyorlardı.
Ellerindeki son model teknoloji ve uçaklar çöp olmaya doğru yol amaktadır. Meşhur F35 uçaklarıyla radara görünmeyen araçlarıyla hava atarken, önlerinde kimsenin durmayacağına iman ederken o uçakların bir tanesinin fiyatına yüzlerce dron ve füzeler elde edenler onları ekarte edebilecekti.
Bundan sonra askeri tarih daha farklı yazılacaktı. Batı’nın teknolojinin bir kağıttan kaplan olduğu görülmeye başlandı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanının “Biz Amerika’nın bizi koruduğunu sanıyorduk ama meğer biz onu koruyormuşuz” ifadesinde gizlidir. Devasa teknolojilerin, üslerin ve radarların bir füze ile allakbullak olabileceği ve bu gücün sanal bir güç olduğu gösterilmiş olundu.
Bir savaş meydanında dronların önemini ilk kez fark eden ve “sürü dron” kavramını savaş literatürüne sokan Türkiye olmuştu. Suriye’de Rusya ile üç gün yaşanan bilek güreşinde bu sürü dronlarla üstünlük elde edilmişti. Şimdi iran “füze” ile benzerini yapmıştı. Bu arada Mollaların hakkını da yememek lazım; “onlar yememiş içmemiş dron biriktirmiş ve kendilerini bugüne hazırlamışlardı.” Türkiye’nin de değişen bu konsepte ayak uydurarak füze stoklaması gerektiği anlaşılmaktadır.
Eski savaşlar, daha medeniydi. Çünkü savaştaki kural iki ordu birbiriyle savaşır, kazanan ganimet olarak ülkeyi alırdı. Şimdi ordudan çok sivil yerleşim yerlerine kentlere yapılan vahşiyane bir saldırı bulunmaktadır. Bu nedenle eski savaşlar daha insancıldı. Yeni savaşlarla birlikte medeniyetler ve insanlığın kültürel mirasları da bir füze ile yok edilebilecekti.
Şimdi ABD ve müttefiklerinin önünde bir seçenek var… ya şerefleriyle yenilgiyi kabul edip kendi topraklarına dönerler ya da her zaman yaptıkları gibi “nükleer silah” kozunu gündeme getirirler. Fakat artık nükleer silaha sahip olmak bile tek başına korkutucu ve caydırıcı olmayacaktır. Çünkü nükleer silahı olmayan bir ülke bile bu silaha sahip bir ülkeden satın alarak füzelere karşı tarafa yollayabilme imkanına sahiptir. Kuzey Kore’nin nükleer silah verebileceğini ima etmesi de tam da Batı’nın vahşiyane planını sabote etmeye yönelik bir hamle olmuştur. İran’ın elindeki uzun menzilli füzelerle İsrail ve tüm Avrupa başkentlerini vurabilecek olması ciddi bir caydırıcılık özelliğini oluşturmaktadır.
Tabi ki nihai zafer her zaman olduğu gibi kara savaşı ile sağlanmak zorundadır ama batı bu şekilde mertçe yapılacak bir kara savaşını göze alamaz çünkü onların canları tatlıdır.
Yani artık batı savaşları sırf teknoloji ile kazanma dönemini kaçırdı. Hatta ellerindeki gelişmiş uçak ve onlara endeksli silahların satışından elde ettikleri tatlı karların dönemi bile sona erdi. Her ülke dron ve füze stoklayarak kendisini koruyabilecek ve nispeden daha adil bir dünyayı doğuracaktır. Batının diğer milletleri hegamonyası altına alma ve sömürme dönemi sona erecektir. Yeni yüzyılda milletlerin batı egemenliğinden gerçek anlamda kurtulma dönemi olacaktır. Türkiye’nin de bir an önce yeni konsepte uyum sağlaması gerekmektedir.
İbrahim Halil ER

Author Profile

İbrahim Halil ER

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir