ABD ve İsrail’in, İran’a Saldırısı ve Yeni Bereketli Hilal

Spread the love

Bu satırları yazdığım sırada canlı yayında, Akdeniz’in kenarına, bir zamanların Doğu’nun Batı’ya açılan kapısı, Osmanlı’nın hırçın şehri ve şimdi Hizbullah’ın kalesi olan Dahiye’si karanlıkta bırakılmış bir mezarlık gibi uzanan, şimdilik bir milyon kişinin son bir haftada yerinden olduğu Beyrut’tan, İsrail bombaları sonucu dumanlar yükselirken; aynı anda Zeytin Dağı’nda hüzünle biten dört asırlık bir Osmanlı Barışı’ndan sonra (Pax-Ottoman) Kudüs üzerinden İran füzeleri şeytanın merkezi, Tel Aviv-Hayfa’ya uzanmakta, Doğu Akdeniz’de Haçlı donanması toplanmakta ve Hürmüz-Kızıldeniz hattında da İran’a havadan ve denizden saldırılar yapılmaktadır. 110 yıl önceki Çanakkale veya Irak, Libya ve Afganistan’dan sonra bu kaçıncı Haçlı kuşatması? Osmanlı’yı denizde boğan Navarin’den de mi ders almadık? Niçin birlik olamıyoruz? Gibi kafamda çılgın sorular vızıldamaktadır.

TCG Anadolu İngiltere’de bulunuyorsa da Kuzey Kıbrıs’a 6 adet F-16 konuşlandırıldı.

Bugün Rusya, Çin ve Batı arasından küresel merkez kavşak noktası parçalanmış Bereketli Hilal, İngiltere’ye göre yapılan kaba bir tanımla, Orta Doğu’da güç boşluğu olmaz. Tarih bize göstermektedir ki; ya buradan çıkan güçler Dünya’ya hâkim olmuştur ya da Dünya hâkimiyeti hedefinde olan bir güç öncelikle burayı hâkimiyeti altına almalıdır.

1917 yılında, Osmanlı’nın dört asırdan sonra Filistin-Suriye hattından sonra tarihten çekilmesi gibi, Osmanlı’dan sonra yarım asırdan sonra, İngiltere ve Fransa da Bereketli Hilal (Mısır, Anadolu ve İran’dan Basra Körfezi) hâkimiyetini, Süveyş Kanal savaşından (1956) sonra ABD ve Rusya’ya terk etmesiyle küresel Başat Aktör konumunu kaybettikleri görülmektedir.

70 yıldan sonra ise bugün Bereketli Hilal merkez odaklı, küresel Başat Aktör olma savaşı, ABD ve Çin arasında yaşanmaktadır. Çünkü tarih bize göstermektedir ki; kim Bereketli Hilal’e hâkim olursa o, dünyaya da hâkim olmaktadır.

Son çeyrek asırda ABD, Çin’i kuşatmak ve Rusya’yı sıcak sulardan kutuplara yani merkez ana karaya hapsetmek için Afganistan ve Ukrayna’yı zehirli bir yem gibi Rusya’nın önüne atmışsa da, ABD 20 yıl sonra Afganistan’dan çekilmiş ve Rusya, Avrupa’ya rağmen Ukrayna’yı parçalamış durumdadır. Ancak esas Bilge Güç olan Çin, Japonya’dan da ders çıkartarak sessiz ve derinden, şimdilik sadece ekonomi (Kuşak Yol Projesi-BRI) ve Yumuşak Güç (Diplomasi), unsurları üzerinden Güney Amerika, Afrika ve özellikle İran üzerinden Bereketli Hilal’e uzanmış durumdadır.

       

Bugün İngiliz patika yolundaki ABD ve İsrail liderliğindeki Batı’nın, Bereketli Hilal’e yönelik vahşi saldırganlığın Grand Strateji hedefleri şunlardır:

  • Şii ve Sünni olarak İslam Dünyası’nı sahte bayrak kumpaslarıyla savaştırmak (Türkiye, Körfez ülkeleri ve Azerbaycan)
  • İran’ı parçalayarak Türkistan, Pakistan ve Arabistan bağlantısını koparmak,
  • Dürzi, Maruni ve Kürdleri İsrail’e mankurt yapmak,
  • Son güç olan Türkiye’yi İslam dünyasından koparmak ve Doğu Akdeniz’de boğmak,
  • Hindistan-İsrail merkezli ekonomi (IMEC) ve siyasi pakt (altıgen) kurmak,
  • Yeni Balfour olan Abraham anlaşmaları ve BOP’a göre İsrail’i merkeze alan ve vilayetlere kadar parçalanmış bir Orta Doğu,
  • ABD’nin ana rakibi olan Çin’in enerji kaynağı olan Basra Körfezi’ni kontrol etmek,
  • ABD’nin 35 yıl sonra yenilenen son NSC’ye göre (2025) Hürmüz, Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz’i (Altın Üçgen) kontrol etmek ve buna engel olan direniş eksenini kırmak,
  • İslam ülkelerini, medeniyetler çatışması bağlamında kontrol etmek ve Çin’le savaştırmak.

 Bugün Çin, enerjisinin yarısını buradan ama özellikle İran’dan (İran’ın %80 petrolünü hayalet gemilerle karaborsadan almaktadır) karşılamakta ve Kuşak Yol Projesi (BRI) ve Yumuşak Güç değerleriyle Afrika, Güney Amerika ve Batı’yı adeta istila etmektedir. Bu nedenle Batı’nın, Rusya, Çin ve Türkiye liderliğinde dirilen İslam Dünyası karşısında, İsrail merkezli Avrupa-Hindistan koridoru (IMEC), AUKUS, QUADR, ALTIGEN, ÜÇGEN (Rum-Yunan-İsrail) ve BOP stratejilerini geliştirdiği görülmektedir.

 Bugün başkenti Kudüs olarak planlanan Büyük İsrail için Batı’yı, Truva Atı olarak kullanan İsrail ve Tanrıyı kıyamete zorlamak için pervasızca mazlumlara saldıran bir siyasetle, Gücüm kadar haklıyım ve hukuk da yoktur, burayı bana Tanrı vaat etti diyen, Siyonist ve Evangelistlere karşı; görüldüğü kadarıyla son üç yılda 700 000 kişinin öldürüldüğü Gazze’deki yer altında savaşan Hamas ve Lübnan’da köylerde savaşan Hizbullah ile başa çıkamayan İsrail’in 2000 km ötedeki İran’la başa çıkma şansı hiç yoktur. Dev bir nükleer güç olsa da Çin’e karşı askeri olarak gerileyen, hantal, ekonomisi yılda 3 trilyon dolar açık veren, 40 trilyon dolar borcu olan, askeri ve ruh gücü çökmüş Batı’nın kazanma şansı imkânsız gibi görülüyor.

Bu savaşın şimdilik karlı çıkan ülkeleri Türkiye ve Çin oluyorsa da İran’ın kazanması durumunda İran, Körfez ve Şii dünyasında gücünü iyice pekiştirir ve Hürmüz boğazını tam kontrol eder. Çin ve Rusya’nın özellikle desteklediği İran’ın çökmesi Türkiye ve Pakistan başta olmak üzere hiçbir komşunun işine gelmez.

234000 mühendisle dünyada 5. Sırada olan ve ABD’yle bu konuda yarışan İran, 2500 yıllık yüksek bir devlet aklına sahiptir. Bu nedenle İran, 80 yaşındaki şehid olan ve kanser baba Ali Hamaney yerine yeni seçilen Mücteba Hamaney gibi gençleşirken, ABD de Epstein bataklığındaki Trump gibi İsrail’in çıkarları uğruna bataklığa saplanmaktadır. Kızıldeniz’i kontrole giden ABD’nin 2 F-18/A uçağı denize düşerken, Yemen’de de savaşa girmek üzeredir. Bu ABD’nin, İsrail ve ABD’nin Ulusal Güvenlik Konsepti’ne göre yapıldığı görülmektedir:

  • “ABD’yi önümüzdeki 100 yıl içinde de dünya gücü olarak tutmamızın tek yolu, Pearl Harbor şoku gibi yeni bir şok yaşamaktan geçer.” (Colin POWELL, ABD Savunma Bakanı-2003)
  • “Bu sabah gazetelerdeki muhteşem haberleri okuduğumdan beri içim içime sığmıyor… Tüm imparatorlar, krallar ve maiyetleri kaçışıyor, tahtlar devrildi. Bundan daha güzel ne olabilir? Filistin’in kaderinin kritik bir noktada olduğu bir zaman gelecek; o zaman geldiğinde dünyanın, Yahudileri dikkate alacaklarını ümit ediyorum… (Rothchild Hanedanı-1918 Ferguson)
  • “Yabancıları, öylesine yorgun ve bitkin hâle getireceğiz ki hiçbir karışıklığa meydan vermeden dünya hükûmetlerinin tamamını içinde eritecek, tek bir devlet kurabilmemizi mümkün kılacak uluslararası gücü bize vermek zorunda kalacaklardır.( Beşinci Siyon Protokolü Ford, 2024)

Ancak ABD ve İsrail’in ne kadar Grand Stratejileri olursa olsun, Gök kubbenin sahibi, demir kubbenin sahiplerini 1400 yıl önceden uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır:

Biz İsrailoğulları’na kitapta şunu bildirdik: Doğrusu siz yeryüzünde iki kez bozgunculuk çıkaracak ve gerçekten büyük bir taşkınlıkla büyüklenip azacaksınız. Nitekim ilk bozgunculuk ve büyüklenmenizin karşılığını görme vakti geldiğinde, çok güçlü, savaşçı, acımasız kullarımızı üzeri nize musallat ettik. Onlar da sizi yakalayıp öldürebilmek için evlerinizin içine varıncaya kadar her tarafı didik di dik aradılar. Bu, kesinlikle yerine getirilmesi gereken bir sözdü. Aradan zaman geçti, o istilâcılara karşı size tekrar galibiyet ve zafer verdik, servet ve oğullarla gücünüzü ar tırdık ve toplum olarak sayınızı daha da çoğalttık. Eğer iyilik yaparsanız kendinize iyilik yapmış olursunuz; eğer kötülük ederseniz yine kendinize kötülük etmiş olursunuz. Artık ikinci defaki bozgunculuk ve büyüklenmenizin cezalandırma vakti gelince, onurunuzu çiğnemeleri, önce kilerin girdikleri gibi Beyt-i Makdis’e girmeleri ve ellerine geçirdikleri her şeyi yakıp yıkmaları için yine birtakım düşmanları başınıza musallat ederiz. (İsra Suresi, 4-8)

Özellikle son bir yılda iki kez saldırıya uğrayan İran ve BOP ve küresel enerjinin %20 si olan günlük 20 milyon varil petrol ve 300 milyon m3’ün aktığı Hürmüz’ü ele geçirmeye çalışan Batı Dünyası’na karşı Bereketli Hilal’in yeniden dirildiği görülmekte (Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve İran işbirliği) ve özellikle siber alanda Çin silahlarının bu Armageddon’a karşı kazanacağı görülmektedir.

Bu süreci iyi ifade eden, Kürdçe güzel bir ata söz bulunmaktadır: “Babanın düşmanı oğulun dostu olamaz.” (Neyyare bava, na be yâre lava). Osmanlının düşmanı olan Bat ülkeleri Türkiye’nin dostu olmayacağı gibi, Tarih, bize küresel hâkimiyet yolunun Küresel Merkez Kavşak Bölgesi olan Orta Doğu’ya hâkim olmaktan geçtiğini tekraren göstermektedir.

Günümüzde, 21. yüzyılın küresel güç mücadelesi, ABD liderliğindeki Batı dünyası ile Çin ve Rusya arasında Merkez Kavşak Bölgesi’nde yaşanan Üçüncü Büyük Oyun üzerinden şekillenmektedir. Bu mücadelenin sonucunda Merkez Kavşak üzerinde etkinlik kuran bir aktörün, küresel sistemin belirleyici gücü olması beklenmektedir. Şimdilik dağınık görülen İslam dünyasının kalbgâhını oluşturan bu bölgenin birleşmesi durumunda, İslam dünyasının yeniden başat bir küresel güç hâline gel me ihtimali oldukça yüksektir. Ayrıca böyle bir yapı; Avrupa ve Çin arasında sıkışan Rusya’nın, Güney Amerika ve Afrika’nın da dâhil olabileceği, Batı’nın tarih sahnesindeki ağırlığının ciddi biçimde azalacağı ve küresel ölçekte yeni bir güç blokunun -âdeta bir Voltran’ın ortaya çıkma ihtimalini güçlendirmektedir. Bu da Bereketli Hilal Birliği anlamına gelmektedir ki; bu Birliğin, Çin ve Rusya ile Anadolu üzerinde kuracağı ittifak ise, Batı’yı tarihten silme ve İsrail’i yıkma gücünü bünyesinde bulundurmaktadır.

Prof. Dr. Hüseyin ŞEYHANLIOĞLU

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

hseyhanlioglu@gmail.com

 

Author Profile

Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir