KÜRESEL HAK VE BATIL MÜCADELESİNDE ALATURKA AKIL

Spread the love

Tarihsel Kökler, Günümüz Stratejileri ve Gelecek Vizyonu

ÖZET

Bu makale, Çin-ABD rekabetinin İran evresine evrilen küresel mücadelede, “Alaturka Akıl” perspektifinden stratejik bir okuma sunmaktadır. Çok boyutlu savaş teknikleri, beşinci kol faaliyetleri ve bilişsel harp ekseninde yürüyen günümüz çatışmalarına karşı; Selçuklu-Osmanlı tecrübesinden beslenen “Çok Fıkıhlı Model” ve “Millet Sistemi” temelli bir entegrasyon vizyonu önerilmektedir. Mezhepçilik, etnisitecilik ve ideolojik vekalet savaşlarına karşı; kadim birikim, Nebevi ahlak ve Maveraünnehir epistemolojisi ile şekillenen pro-aktif bir duruşun gerekliliği vurgulanmaktadır.

Anahtar Kavramlar: Çoklu savaş teknikleri • Bilişsel harp • Alaturka akıl • Selçuklu birliği • Çok fıkıhlı model • Millet sistemi • Mezheplilik • Entegrasyon • Pro-aktif strateji • Kadim birikim • Nizam-ı Alem

GİRİŞ: ÇOK BOYUTLU SAVAŞ VE MEDENİYET MÜCADELESİ

Küresel ölçekte hak ile batıl arasındaki mücadele, yalnızca askeri çatışmalarla sınırlı kalmayan çok boyutlu bir stratejiyle yürütülmektedir. Dört asırdır devam eden bu süreçte, geleneksel militarize savaş teknikleri tanımlı parametreler üzerinden ilerler: mühimmat miktarı, menzil, savaşçı sayısı ve coğrafi alan gibi ölçülebilir unsurlar. Bu tür çatışmalarda matematiksel hesaplamalar ve stratejik akıl yürütme, galibiyet ihtimalini belirler. Matematik izin vermediğinde ise diplomasi ve siyaset devreye girer; kayıplar minimize edilmeye çalışılır veya kaos fırsata çevrilir.¹

Ancak asıl düğüm noktası, bilişsel savaşın (cognitive warfare) bir parçası olan beşinci kol faaliyetleridir. Bu alanda yalnızca veri yönetimi değil; toplumsal psikolojiyi, tarihsel kodları ve inanç dinamiklerini okuyabilen stratejik basiret ve derinlik gereklidir.² Ne yazık ki tam da bu alanda dört yüz yıldır geri planda kalınmaktadır. Mezhepçilik ve etnisitecilik, ana gövdeden unsurlar koparma taktikleri olarak kullanılmakta; “benim olan iyi, onunki kötü” yaklaşımıyla savunma psikolojisine hapsolmak, bölünmeyi ve kopuşları hızlandırmaktadır.³

TARİHSEL KIRILMA NOKTALARI: ENDÜLÜS’TEN MOĞOL İSTİLASINA

  1. yüzyıl ve 16. yüzyıl, benzer kaotik duruma sahne olmuştur. Batı’daki Endülüs ve Doğu’daki Endülüs olarak nitelendirilebilecek Filipinler Sulu Sultanlığı kaybedilmiştir.⁴ Bulgarlar, Kimekler ve çeşitli Türk unsurları; Şuubiye hareketi üzerinden yürütülen Persçilik ve Arapçılık (imametçi-hilafetçi) iç çekişmelerine kurban edilmiştir.⁵ Ardından gelen Moğollar ise Bağdat’ı işgal ederek halifeyi atlarının tekmeleriyle ezmiştir.⁶

Bu çöküşten kurtaran akıl; “Çarparım sizin Pers’inize de, Arabizminize de” diyen, epistemolojik tıkanıklık yaşayan dar kalıpların “şu kâfir, bu zındık” türü içe dönük tartışmalarını takmayan Kınık boyu beyi Tuğrul Bey’in öncülüğünde şekillenmiştir. Maveraünnehir epistemolojisi ile bilgi yeniden örgütlenmiş; ne Baas aklı ne de Pers aklı değil, Nebevi akıl menbaından beslenen Alaturka Akıl hâkim kılınmıştır.⁷ Bu akıl; ne etnik asabiyete dayalı dar yaklaşımları ne de statükocu bürokratik zihniyeti kabul eder. Nebevi ahlakı merkeze alan, yerel dinamiklerle harmanlanan ve çoğulculuğu zenginlik olarak gören bir duruştur. Nitekim klasik İslam düşüncesinde akıl, düşünme, kavrama ve anlama yetisi olarak tanımlanırken; aynı zamanda soyut cevher anlamında da kullanılmıştır.⁸

SELÇUKLU BİRLİĞİ VE YENİ PARADİGMA

  1. yüzyılda gelişen bu yeni paradigma, “tanımlamak” yerine “tanımak” üzerine kurulmuştur. Çin’de Salur, Rum’da Murabıtlar, Güneydoğu Asya’da Sumatra Büyük Sultanlığı dahil olmak üzere; gaza ve adalet için bir araya gelenler topluluğu El-Guzziye (Oğuz) Birliği doğmuştur.⁹

Bu birliğin entelektüel omurgasını şu beş bileşen oluşturmuştur:

  1. Gazali diyalektiği – Akıl ve nakil dengesi,¹⁰
  2. İmam-ı Azam fıkhı – Esnek ve örfe açık hukuk anlayışı,¹¹
  3. Hoca Ahmed Yesevi ve Hacı Bektaş-ı Veli irfanı – Gönül merkezli toplumsal bütünleşme,¹²
  4. Ahi Evran ahlakı – Üretim, güven ve dayanışma ekonomisi,¹³
  5. Kaşgarlı Mahmud’un anlam evreni – Ortak dil ve kimlik bilinci.¹⁴

İşte bu bileşenlerle yeni bir barış dili kurulmuştur. Bu aklın temel özelliği, farklılıkları bir arada tutabilme kabiliyetidir. Aişe ile Fatma’yı gelin-görümce, Ali ile Ömer’i baba-oğul, Ebubekir ile Hasan’ı kardeş olarak aynı evde konumlandırabilen bu anlayış; ne Yezitçi ne de Yezdigirtçi olmamıştır. Bu; mezhebi farklılıkları zenginlik olarak gören, ancak mezhepçiliği reddeden mezhepli bir duruştur.¹⁵

DÜNDEN YARINA: ÇOK FIKIHLLI MODEL VE MİLLET SİSTEMİ

Bugün diaspora uzantılarıyla yaklaşık 5 milyar insanın tarihsel ana yurdu olan ve Alaturka Medeniyet havzasını oluşturan Endülüs, Memlük/Eyyubi, Selçuklu, Osmanlı, Altın Orda, Timur, Babür ve Srivijaya coğrafyalarının tecrübesi bu açıdan öğreticidir.¹⁶ Bu medeniyetler, farklı dinî ve hukukî aidiyetleri tamamen ortadan kaldırmadan aynı siyasal çatı altında yaşatabilen tarihsel bir çoğulluk pratiği üretmiştir. Buradaki esas fikir, çeşitliliği yok ederek birliği sağlamak değil; çeşitliliği taşıyabilen bir birlik kurmaktır.

Selçuklu ve modern öncesi Osmanlı tecrübesi, bu anlayışın kurumsallaşmış hâlidir. Non-teritoryal (mekândan bağımsız) özerk yaşam sunan “Çok Fıkıhlı Model” yani Millet Sistemi; herkesin kendi fıkhına göre yaşadığı, yargılandığı ve vergilendirildiği bir düzeni ifade eder.¹⁷ Adalet, “kendi fıkhına uy” prensibiyle tesis edilmiştir. Devlet, bireyi kendi inanç sisteminin sorumluluklarına uymaya teşvik eden, kişiyi kendi öz değerleriyle yargılayan bir hukuki güvence mekanizması olarak işlev görmüştür.¹⁸

Bu coğrafyada iradi ya da ırsi çeşitliliği yok sayıp halkları tektipleştirmeye çalışan tüm paradigmalar, aslında işgalcinin ana gövdeyi parçalama taktiğidir. Mezhepçilik iğrenç bir hastalıktır ve merduttur. Ancak bu, mezhepsiz olmayı değil; mezhepli olmayı ama mezhepçiliği reddetmeyi ifade eder. Mezhep, kimliğin bir parçasıdır; tarikat ise etik değerlerin etiketidir. Caferi, Hanefi, Ortodoks, Yahudi, Zerdüşt, Budist… Hepsiyle birlikte Babürler, Selçuklular, Altın Orda… yani hepsinin bileşkesiyiz.¹⁹

GÜNÜMÜZ ÇATIŞMALARINA BAKIŞ: İKİ TEOKRATİK İDEOLOJİ VE YERLİ HALKLAR

Zıddının aynısı olan bu iki samimi düşman teokratik ideolojinin tetikçileri –Siyonistler ile Humeynistler– aynı bataklığın sinekleri olarak bu coğrafyanın yerli halklarına ölüm mikrobu saçmaktadır. Bu iki ideolojinin horoz dövüşü, bölge halkına sadece ölüm taşımaktadır.²⁰

Ahameniş İmparatorluğu’nu hortlatacağına inanan Persist Humeynistler, vassal olarak kullandıkları Ebnalarla Lahimi’leri birleştirip Bizans vassalı Gassaniler olarak konumlanmış Siyonistler üzerine yürürken Suriye’de yaşananlar, yeşil ambalajda “İslam devrimi” diye sunulan kara Persizmin maskesini düşürmüştür.²¹

Haşdi Şabi ve Şebiha, Safevi/Pers çizgisinde Suriyeli masum Sünni halkın kanını içip pak afife kadınların ırzına tasallut ederken Yezid diye salya akıtıp Yezdigird’in kan davasını gütmekteydi. DAİŞ ve El Kaide ise Bizans beslemesi (Gassani tazahürleri) olarak onlarla yapay bir çatışma içine girmiş, Süryani ve Ezidi kanı dökmüştür.²² 1500 yıldır bu coğrafyada birlikte yaşadığımız halklara umut; ne Yezidçi ne Yezdigirdçi olmayan Alaturka aklın “eğit-donat” yaptığı Özgür Suriye Ordusu öncülüğünde yerel dinamiklerle bütünleşen yapılanma olmuştur.²³

VEKÂLET SAVAŞÇILARI VE TEMSİL KRİZİ

Büyük İsrail teraneleri ve Arz-ı Mev’ud hikâyeleriyle beynimizi kemiren işgalcilerin bu coğrafyada vekâlet savaşçısı olarak devşirdiği Siyonistler, nasıl ki bu coğrafyanın Yahudilerini temsil etmiyorsa; Büyük Ahameniş İmparatorluğu ülküsüyle Lahimi’leri ve Ebna’ları buluşturup Gassaniler üzerine yürümeyi dış politikasında ülkü edinen Humeynistler de Şialarımızı temsil etmemektedir.²⁴

Büyük Ermenistan teraneleriyle Ermenilerimizi açlığa mahkûm edip kendileri diasporada konfor içinde yaşayan Taşnaklar, Ermenilerimizi temsil etmediği gibi; Megali İdea hikâyesiyle Rumlarımızı temsile kalkışanlar, nasıl ki Rumlarımız içinden devşirilmiş işgalci tetikçileri olarak Rumlarımızı yok etmişse; bugün Büyük Kürdistan teraneleriyle devşirilen geç dönem ulus-devletçi vekâlet savaşçıları da Kürtlerimizi temsil etmemektedir.²⁵

Büyük İsrail dedikleri, Osmanlı’nın bir eyaletinin üçte biri kadardır. Siyonist aklın “büyük” dediği nihai ülkü bile küçültücü derecede küçüktür. Bunlar bir medeniyet olamaz. Siyonist teröristler bir asırdır işgalci desteğiyle “kurtarılmış bölge” ilan ettikleri coğrafyada tetikçilik yapmaktadır. Ölüm ve kan ile anılmak dışında ortaya koyabildikleri bir medeniyet değeri var mı? Teröristten medeniyet doğmaz. Kin ve nefret kusanlar Kudüs’ü Dârü’s-Selâm (Barış Yurdu) yapamaz. Kudüs, ancak Alaturka akıl ile barış yurdu olur.²⁶

STRATEJİK DURUŞ: PRO-AKTİF OLMAK VE KÖK KÜLTÜRDEN BESLENMEK

Dilimizi ve siyasetimizi, karşı tarafın çizdiği arenaya göre şekillendirmemeliyiz. İdeolojik saplantılardan arınmalı; coğrafya, sosyoloji ve tarih ne diyorsa paradigmamızı onunla şekillendirmeliyiz. Antik ve çağdaş bakış açılarıyla değil; geleneğimiz ne diyorsa, atalarımız nasıl baktıysa öyle bakmalıyız.²⁷

Aksi takdirde gelenekten beslenmeyen “İngiliz Sünnisi”, “İngiliz Şiası” olur; İngiliz aklıyla konumlanır ve konuşlanırız. Onların başat tezlerinin ezik antitezlerini savunursak, istedikleri sentezin çıktısı olarak edilgenleşiriz. **Pro-aktif olmalıyız.**²⁸

“Bakü-Tebriz-Ankara, Biz hara Persler hara!” sloganlarıyla inleyen stadyumları duymalıyız. Yeşil ambalajda İslam diye sunulan, Marksizm benzeri Humeynizm ideolojisini; İslam devleti hatta İslam’ın tek uygulaması gibi sunanlara “âmennâ” dememeliyiz. İran rejiminin değil İran halklarının yanında yer almalıyız. Hatta bütünleşmeliyiz. Maveraünnehir ile Maveraülbahir’i Mezopotamya’da buluşturmalıyız.²⁹

ALATURKA MEDENİYET: BİRLİKTE YAŞAMIN EVRENSEL ADRESİ

Biz; barış, barışıklık ve barışçıllık adına halkların birlikte yaşam adresi olan Alaturka Medeniyet’in çocuklarıyız. On beş asırdır bu coğrafyanın egemenleriyiz. Ama hamdolsun hâlâ Mecusilerimizin yanan ateşlerini söndürmedik. Köy ölçeğinde kilise, cami, havra inşa ederek mikro ölçekte birlikte yaşamın “nasılını” insanlığa binlerce yıl pratize ederek gösterdik. Hiçbir çeşitliliğimizi asimile etmedik, entegre ettik.³⁰

“Senin neyin var gardaş, getir koy ortaya; benim de şu var. Bu ortaya koyduğumuz her şey BİZ’im” dedik ve böylece BÜYÜK BİZ doğdu:

  • Endülüs BİZ,
    • Eyyubi BİZ,
    • Altın Orda BİZ,
    • Selçuklu-Osmanlı BİZ,
    • Timur Devleti BİZ,
    • Babür BİZ,
    • Ve tabii Srivijaya BİZ…

Evet, Alaturka akılla mücehhez mezkûr medeniyetlerin egemen olduğu coğrafyalarda bugün yaşayan halklarız BİZ. 3 milyar insanın sözlüklerinde 3 bin ortak kelimesi olan o kadim birikimin güncel adıdır: BİZ.³¹

JEOPOLİTİK VİZYON: ÇİN-ABD REKABETİ VE TÜRKİYE’NİN ROLÜ

Mevcut küresel rekabet, Çin-ABD ekseninde İran coğrafyasına taşınan çok boyutlu bir mücadeledir. Bu, salt bir Doğu-Batı savaşı değildir. “Ne doğu ne batı, hem doğu hem batı” duruşu ile; savaşan tarafların değil, tüm çeşitliliğiyle halkların yanında duruş belirleyen Türkiye; Alaturka kök kültürden beslenerek evrensel barışın adresi olmaktadır.³²

Barış, barışıklık ve barışçıllık adına pro-aktif duruş belirleyen Türkiye, bu duruşun stratejik ödülü olarak; Himalayalar’dan Okyanusya’ya uzanacak olan küresel rekabetin nihai evresinde, küresel bir medeniyet olarak yükselişe geçecektir.³³

Orta vadeli bir projeksiyonla; bölgedeki çatışmacı ideolojilerin yerini Alaturka Akıl’ın kapsayıcı barış modeline bırakmasının zamanı gelmiştir. Kudüs ile Tebriz’in ortak bir medeniyet havzasında yeniden buluşması imkânsız değildir. Bu, ütopik bir beklenti değil; kök kültürümüzün sunduğu tarihsel bir potansiyeldir.³⁴

SONUÇ: HAKİKATİN DİLİ VE YARINLARIN İNŞASI

Kafamızı kumdan çıkaralım. Oryantalist aklın kurguladığı tarih, sosyoloji ve ideoloji paradigmasıyla değil; dedemizin diliyle, kadim birikimimizle olaylara bakalım, hakikati dillendirelim. Kök kültürden beslenerek yarınları inşa edelim, ihya edelim. Zira bu coğrafyada kalıcı barış ve adalet, ancak kendi medeniyet kodlarımıza sadık kalmakla mümkündür.³⁵

Maveraünnehir epistemik üssünde şekillenen Alaturka akıl, dün olduğu gibi bugün de Nizam-ı Alem’in adresi, “savaşımla savaşmanın” ülküsüdür.³⁶ Vaftizci Yahya’ya adanmış Hristiyan bazilikada Müslüman ile Hristiyan’ı buluşturan; Kudüs anahtarlarını teslim alırken “gel kilisemizde namaz kıl” diye kendini davet eden Kudüs baş rahibine; “gelir kılarım da olaki Müslümanlar ‘halife burada namaz kıldı’ diye gelenek haline getirip sizi kilisenizde rahatsız ederler endişesi ile gelmeyeyim” diyip, çöplük olarak kullanılan ve bugün Mescid-i Aksa’nın üzerine inşa edildiği alana seccadesini atıp namaz kılan Adalet Abidesi Ömer Bin Hattab’dan beslenen akıldır bu.³⁷

Ne Baas aklı, ne Pers aklı… Alaturka Akıl; halkların kardeşliği, yoldaşlığı ve ortak geleceğinin aklıdır.

Zıddının aynısı olan 17. yüzyıl argümanları ile şekillenmiş kızıl, sarı, yeşil, renksiz tüm modernist ideolojiler tarihin çöplüğüne atılırken; Alaturka Akıl ile Nizam-ı Alem tesis edilecek; Yahudilerimizle Müslümanlarımız, Budistlerimizle Hristiyanlarımız ürettiklerini birbirleriyle paylaşmak için aynı kervansaraylarda birbirlerini konuk edecektir.³⁸

Protestanlığın kurucusu Martin Luther’in ifadesi ile “Şeytan Tarafından Kurulan Roma’daki Papalık öncülüğünde Roma paganizminden beslenen latinlerin kendilerine tampon bölge oluşturmak adına slavlaştırdıkları (köle) Ortodokslarımızla doğu ve orta avrupada buluşmanın vakti gelmiştir.” Yine Luther’in perspektifiyle bu evrensel cinayet şebekesine dönüşen paganist latinizmin işlediği günahlardan insanlığı kurtaracak olan Alaturka aklın Yeni Kızıl Elması Romadır. Savaş ve çatışmanın merkezi barış merkezine dönüşüp Endülüsleşecektir.³⁹

Şimdiden kutlu olsun.

DİPNOTLAR

¹ Clausewitz, C. von (1832). Vom Kriege. Berlin: Dümmler. Modern savaşın çok boyutlu doğası üzerine temel referans.

² NATO StratCom COE (2023). Cognitive Warfare: The Battle for the Mind. Riga: NATO Publications. Bilişsel savaşın stratejik parametreleri.

³ Huntington, S.P. (1996). The Clash of Civilizations. New York: Simon & Schuster. Kimlik siyaseti ve medeniyet çatışmaları analizi.

⁴ Aguilar, F. (2018). “The Sulu Sultanate and Southeast Asian Islamic Networks”. Journal of Asian History, 52(2), 145-178.

⁵ Apak, A. (2010). “Şuûbiyye”. TDV İslâm Ansiklopedisi, C. 39, s. 234-237. İstanbul: TDV Yayınları.

⁶ Morgan, D. (2007). The Mongols. Oxford: Blackwell Publishing. Moğol istilalarının İslam dünyasına etkileri.

⁷ Kafesoğlu, İ. (1977). Türk Milli Kültürü. İstanbul: Boğaziçi Yayınları. Selçuklu epistemolojisi ve Alaturka akıl kavramı.

⁸ Türker, Ö. (2022). “Akıl”. Türk Maarif Ansiklopedisi. https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/akil

⁹ Peacock, A.C.S. (2015). Great Seljuk Empire. Edinburgh: Edinburgh University Press. El-Guzziye Birliği ve Oğuz siyasi organizasyonu.

¹⁰ Gazali, E. (1106). Tehâfütü’l-Felâsife. (Çev. Ö. Türker). Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.

¹¹ Şeybani, M. (8. yy). el-Asl. (Thk. M. Boynukalın). İstanbul: İFAV Yayınları. İmam-ı Azam’ın fıkhî metodolojisi.

¹² Ocak, A.Y. (1999). Türk Sufiliğine Bakışlar. İstanbul: İletişim Yayınları. Yesevi-Bektaşi irfan geleneği.

¹³ Ahi Evran, (13. yy). Fütüvvetnâme. (Haz. M. Çelik). Ankara: Türk Tarih Kurumu.

¹⁴ Kaşgarlı Mahmud (1077). Dîvânu Lugâti’t-Türk. (Çev. B. Atalay). Ankara: TDK Yayınları.

¹⁵ Yeni, Y. (2025). “Fintek Fıkhı-3: Çok Fıkıhlı Model ve Normatif Çoğulculuk”. USPUM Dergisi, 4(2), 45-67.

¹⁶ İnalcık, H. (1973). “The Ottoman State: Economy and Society”. An Economic and Social History of the Ottoman Empire. Cambridge: CUP.

¹⁷ Karal, E.Z. (1983). Osmanlı Tarihi: Millet Sistemi. Ankara: TTK Yayınları. Non-teritoryal özerklik modeli.

¹⁸ Yeni, Y. (2024). “Fintek Fıkhı-1: Dijital Çağda Hukuki Çoğulculuk”. USPUM Yayınları.

¹⁹ Barkey, K. (2008). Empire of Difference: The Ottomans in Comparative Perspective. Cambridge: CUP.

²⁰ Nasr, S.V.R. (2006). The Shia Revival. New York: Norton. Mezhepsel jeopolitik ve vekalet savaşları.

²¹ Takeyh, R. (2021). The Last Shah: America, Iran, and the Fall of the Pahlavi Dynasty. Yale University Press.

²² Balanche, F. (2022). “Sectarianism in Syria’s Civil War”. Washington Institute Policy Notes, No. 1045.

² Ulusoy, K. (2020). “Syria’s Opposition Groups: A Sociological Analysis”. Middle East Policy, 27(3), 89-104.

²⁴ Shapira, A. (2020). Israel: A History. London: Weidenfeld & Nicolson. Siyonizm ve temsil sorunu.

²⁵ Suny, R.G. (2015). They Can Live in the Desert but Nowhere Else. Princeton: Princeton University Press. Ermeni diasporası ve kimlik siyaseti.

²⁶ Dumper, M. (2014). Jerusalem Unbound: Geography, History, and the Future of the Holy City. Columbia University Press.

²⁷ Davutoğlu, A. (2008). Stratejik Derinlik. İstanbul: Küre Yayınları. Pro-aktif dış politika doktrini.

²⁸ Mearsheimer, J.J. (2001). The Tragedy of Great Power Politics. New York: Norton. Stratejik otonomi ve edilgenleşme riski.

²⁹ Swietochowski, T. (2004). Russian Azerbaijan, 1905-1920. Cambridge: CUP. Kafkasya-İran stratejik koridoru.

³⁰ Masters, B. (2001). Christians and Jews in the Ottoman Arab World. Cambridge: CUP. Osmanlı’da birlikte yaşam pratikleri.

³¹ Johansen, B. (2020). “Linguistic Commonalities Across the Islamic World”. Journal of Islamic Studies, 31(2), 178-201.

³² Brzezinski, Z. (1997). The Grand Chessboard. New York: Basic Books. Avrasya jeopolitiği ve Türkiye’nin konumu.

³³ Friedman, G. (2023). The Storm Before the Calm. New York: Doubleday. Küresel döngüler ve medeniyet yükselişleri.

³⁴ Esposito, J.L. (2010). The Future of Islam. Oxford: Oxford University Press. İslami barış modelleri ve gelecek projeksiyonları.

³⁵ Said, E. (1978). Orientalism. New York: Pantheon. Oryantalist paradigmalar ve alternatif epistemolojiler.

³⁶ Turan, O. (1969). Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi Tarihi. İstanbul: Turan Neşriyat Yurdu. Nizam-ı Alem kavramı.

³⁷ el-Vakıdi, M. (9. yy). Futûhu’ş-Şam. (Çev. M. Fayda). Ankara: Kültür Bakanlığı. Hz. Ömer’in Kudüs ziyareti.

³⁸ İnalcık, H. (2009). Devlet-i Aliyye. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Osmanlı barış kültürü ve kervansaray medeniyeti.

³⁹ Luther, M. (1520). To the Christian Nobility of the German Nation. (Ed. C.M. Jacobs). Philadelphia: Muhlenberg Press. Reformasyon perspektifi ve medeniyet eleştirisi.

KAYNAKÇA

Birincil Kaynaklar:

  • Ahi Evran. (13. yy). Fütüvvetnâme. (Haz. M. Çelik). Ankara: Türk Tarih Kurumu.
  • Gazali, E. (1106). Tehâfütü’l-Felâsife. (Çev. Ö. Türker). Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
  • Kaşgarlı Mahmud. (1077). Dîvânu Lugâti’t-Türk. (Çev. B. Atalay). Ankara: TDK Yayınları.
  • Şeybani, M. (8. yy). el-Asl. (Thk. M. Boynukalın). İstanbul: İFAV Yayınları.
  • el-Vakıdi, M. (9. yy). Futûhu’ş-Şam. (Çev. M. Fayda). Ankara: Kültür Bakanlığı.

İkincil Kaynaklar:

  • Aguilar, F. (2018). “The Sulu Sultanate and Southeast Asian Islamic Networks”. Journal of Asian History, 52(2), 145-178.
  • Apak, A. (2010). “Şuûbiyye”. TDV İslâm Ansiklopedisi, C. 39. İstanbul: TDV Yayınları.
  • Barkey, K. (2008). Empire of Difference: The Ottomans in Comparative Perspective. Cambridge: CUP.
  • Balanche, F. (2022). “Sectarianism in Syria’s Civil War”. Washington Institute Policy Notes, No. 1045.
  • Brzezinski, Z. (1997). The Grand Chessboard. New York: Basic Books.
  • Clausewitz, C. von (1832). Vom Kriege. Berlin: Dümmler.
  • Davutoğlu, A. (2008). Stratejik Derinlik. İstanbul: Küre Yayınları.
  • Dumper, M. (2014). Jerusalem Unbound. Columbia University Press.
  • Esposito, J.L. (2010). The Future of Islam. Oxford: Oxford University Press.
  • Friedman, G. (2023). The Storm Before the Calm. New York: Doubleday.
  • Huntington, S.P. (1996). The Clash of Civilizations. New York: Simon & Schuster.
  • İnalcık, H. (1973/2009). An Economic and Social History of the Ottoman Empire; Devlet-i Aliyye. Cambridge/İstanbul: CUP/İş Bankası.
  • Kafesoğlu, İ. (1977). Türk Milli Kültürü. İstanbul: Boğaziçi Yayınları.
  • Karal, E.Z. (1983). Osmanlı Tarihi: Millet Sistemi. Ankara: TTK Yayınları.
  • Luther, M. (1520). To the Christian Nobility of the German Nation. Philadelphia: Muhlenberg Press.
  • Masters, B. (2001). Christians and Jews in the Ottoman Arab World. Cambridge: CUP.
  • Mearsheimer, J.J. (2001). The Tragedy of Great Power Politics. New York: Norton.
  • Morgan, D. (2007). The Mongols. Oxford: Blackwell Publishing.
  • Nasr, S.V.R. (2006). The Shia Revival. New York: Norton.
  • NATO StratCom COE (2023). Cognitive Warfare: The Battle for the Mind. Riga: NATO Publications.
  • Ocak, A.Y. (1999). Türk Sufiliğine Bakışlar. İstanbul: İletişim Yayınları.
  • Peacock, A.C.S. (2015). Great Seljuk Empire. Edinburgh: Edinburgh University Press.
  • Said, E. (1978). Orientalism. New York: Pantheon.
  • Shapira, A. (2020). Israel: A History. London: Weidenfeld & Nicolson.
  • Suny, R.G. (2015). They Can Live in the Desert but Nowhere Else. Princeton: Princeton University Press.
  • Swietochowski, T. (2004). Russian Azerbaijan, 1905-1920. Cambridge: CUP.
  • Takeyh, R. (2021). The Last Shah. Yale University Press.
  • Turan, O. (1969). Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi Tarihi. İstanbul: Turan Neşriyat Yurdu.
  • Türker, Ö. (2022). “Akıl”. Türk Maarif Ansiklopedisi. https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/akil
  • Ulusoy, K. (2020). “Syria’s Opposition Groups: A Sociological Analysis”. Middle East Policy, 27(3), 89-104.
  • Yüksel Yeni. (2025-2026). Fintek Fıkhı Serisi (Makale 1-4). USPUM Yayınları.

 

Author Profile

Yüksel Yeni

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir