KRONOLOJİK OLARAK ANAYASACILIK (1)
Anayasacılıkta Kuluçka Dönemi
Anayasacılık tarihi kronolojik olarak incelendiğinde görülecektir ki modernizmin kurucu aklı olan spekülatif masonik örgütler “Yeni Bir Dünya” tezi ile gizli ve gizemli bir örgütlenme içerisine girerek bu gün birçok meşhur üniversitenin çekirdeğini oluşturan kolejler kurup bu kolejlerde tüm kavram ve kurumları sil baştan şekillendirecek bir stratejik planlama yaptılar. Mason teorisyenlerden John Locke, Rousseau, Voltaire, Diderot ve Montesquieu’nun tezleri ile şekillenen Anayasacılık üç evre olarak dünyaya yayılmış, anayasal düzene geçen yerlerde ise bu güne gelesiye anayasacılık değişikliklere uğrayarak üç farklı evrim geçirmiştir.
Adına binlerce güzellemeler yapılan her biri için kitaplar dolusu düzmece tarih uydurulan AB üyesi devletler nüfuslarına göre bakılırsa sadece beşinin bizim İstanbul Şehrimizden büyük olduğunu görürüz.
Almanya (82.314.906), Fransa (63.392.140), İtalya (59.131.287), İspanya (45.116.894), Polonya (38.635.144), Romanya (21.565.119), Hollanda (16.372.715), Yunanistan (11.125.179), Portekiz (10.599.095), Belçika (10.584.534), Çekya (10.306.709), Macaristan (10.066.158), İsveç (9.142.817), Avusturya (8.316.487), Bulgaristan (7.679.290), Danimarka (5.457.415), Slovakya (5.396.168), Finlandiya (5.289.128), Hırvatistan (4.398.150), İrlanda (4.239.848), Litvanya (3.373.991), Letonya (2.281.305), Slovenya (2.013.597), Estonya (1.342.409), Kıbrıs Cumhuriyeti (766.400), Lüksemburg (476.200), Malta (404.962)
İngiltere dahil Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Polonya aslında Stuart, Hannover, Habsburg, Bourbon, Romanov beylikleri mülkiyetindeki topraklarken diğer Avrupa devletleri diye kafalarda devasa bir güç gibi sunulan devletimsicik topraklar ise bu beyliklere bağımlı birkaç Dük’ünün aşiret arazisi, hatta kanton dedikleri (bizde nahiye olarak bilinen) bir kaç köyden müteşekkil alt yönetimler ise bildiğimiz oymak beylerinin obalarıdır.
Ballandıra ballandıra övülen, “monarkları kovup cumhuriyet kurmak” ve o tu-kaka ilan ettiğimiz “monarşik düzen” yani kral, padişah hatta teokratik monarşi hikâyelerimizin, öykündüğümüz şu cici Avrupa var ya; orada bir karşılığı yok. Bugün Avrupa da tam 12 ülkede düpedüz monarşi mevcut. Hem de İtalya’nın göbeğinde ki Vatikan teokratik monarşi ile idare ediliyor. İngiltere, İspanya, Hollanda, Norveç, İsveç, Danimarka, Belçika, Lüksemburg, Lihtenştayn, Andorra ve Mora ise hala kralı kovup demokrasi kurmuş o cici demokrasiye geçmiş dediğimiz ülkelerden değildir. Hepsinin monarkları, yani kral dedikleri kabile reisleri, dük dedikleri aşiret ağaları var.
1400’lü yılların sonlarına doğru Katolik Hıristiyanlığın örgütlediği birkaç kabile şefi, bir deniz kâhyası öncülüğünde 300-500 gangster (conquistador) marabanın eline ateşli silah verip, top atma mekanizması yerleştirdiği beş-on gemiye doldurarak denizlere saldılar. Elinde ok ve mızrak dışında silahı olmayan halkların mülküne çöküp, birikimleri ne varsa gemilere doldurup çalarak Avrupa’ya taşıdılar. Sömürgecilik dönemi olarak adlandırılan bu dönemde Avrupa da artan mal fazlası piyasayı çökertti bir avuç burjuvazi zenginleşirken üretici köylüleri perişan etti. 1500’lü yılların ortalarında ise sömürgecilik evrim geçirip kolonzasyon şekline büründü. Artık malları çalıp Avrupa’ya getirmek yerine Avrupa’nın bitik ve bitirimlerini gemilere doldurup Afrika, Amerika, Avusturya hatta güney doğu Asya topraklarına taşıyıp diledikleri topraklara çöktüler. İşgal ettikleri bu topraklarda yerli halkı köleleştirdiler. Ama bu yetmedi yeni köleler taşımak için kıtalar aşırı insan avına çıkıp insan hırsızlığı yaparak gemilere doldurup Avrupa da ki birkaç hanedana bağımlı kahyalar kontrolündeki bu kolonilere köle olarak yerleştirdiler. 200 yıllık bu kolonizasyon süreci sonunda bir avuç beyazın zulmü altında tüm insani değerlerin ayaklar altına alındığı uygulamalara karşı oluşan öfke patlaması 1700’lü yılların ortalarında tüm sömürgelerde, bütün kolonilerde olağan güncel hareketlilik oldu. Katoliklerin sömürgeciliğini sürdürebilirliği bitmiş, tüm sömürgelerde sürekli isyan hali egemen olmuştu. Sömürgeci Katolik beyliklerin birbirleri ile giriştiği veraset savaşları sonucu mal bölüşme adına birbirinden koloni kapma davaları da buna eklenince her yerde bir kaos ve çatışma dünyanın rutiniydi.
NEO SÖMÜRGECİLİK YANİ ANAYASAL DÜZEN
Mason sanatçı ve düşünürlere övgülerin dizildiği Rönesans ve Reform dönemi; aslında sömürgeciliği sürdürebilir kılma, kaos ve çatışmaya son verme adına arayışların yürütüldüğü 1500’lü yılların ortalarında başlayıp 1700’lü yılların ortalarına kadar süren iki asırlık dönem Anayasacılık hareketlerinde de kuluçka dönemidir. Neo sömürgecililiğe öncülük eden Masonik oluşumlar Avrupa’da gücün zirvesindeyken çöküş yaşayan sosyopolitik kaos ve kargaşanın bağrında doğmuştur.
Bugün dahi Avrupa Ülkeleri esasen birkaç hanedanın mülküdür. Sömürgecilik yapan bu hanedanlıkların birbirinden düşes (duchesse) alıp prenses verip prens yada kraliçe edinen, kız alış verişleri ile birbirlerinin topraklarında varis olup idareyi ele geçirme mücadeleleri ile ortaya çıkan ekonomik sorunlar yani miras kavgaları Hıristiyanlığın mezhepleri şeklinde örgütlendiler. Ne teolojik ne ideolojik temeli olmayan, kilisenin karar verdiği bu veraset davaları bir din olarak örgütlendi. Her hanedan kendi dinini ilan edip kendi kilisesinin başı oldu. Bir din olarak klişeleşen her hanedanlık töresi, farklı olan tüm görüş ve tezleri illegal ilan ediyor, örgütlenmelerini engelliyordu. Merkezden uzaktaki koloniler ise sömürgecilerin anayurtlarında ki baskılardan kaçan, merkezde tutunamayan akımların gelişme imkânı bulduğu yerler şekline dönüşmüştü. Sömürgeci hanedanlıkların anayurdu olan Avrupa’da ise tüm örgütlenmeler yasak olduğundan mesleki bir örgütlenme olan inşaatçıların meslek örgütü statüsündeki Yahudi mimar ve ustaların öncülüğünde faaliyet sürdüren operatif mason locaları tek örgütlü yapıydı. Masonluk bu sosyopolitikal konjonktürde ortaya çıkıp gelişti. Bu mesleki örgütlerin içine sızan modern ideolojinin kurucu aklını oluşturacak stratejistler inşaatçı olmadığından tamamen ideolojik bir üs olarak bu locaları kullanmak için operatif masonluk yerine spükülatif masonluk şeklinde bir oluşuma gittiler.
Axilik müessesesi ekseninde usta-kalfa-çırak-yamak şeklinde örgütlenip tüm dünyada yayılan ve gittiği yerlerde mazlum halklara mesleki eğitimler verip iş imkânı sunan şeyh-mürit ilişkisi şeklinde örgütlenen Müslüman tarikatları İslami fetihlerde ordulardan daha etkin muharrik gücümüzdü. Endülüs İslam Medeniyeti’nin çöküşüyle İslam Tarikatlarını örnek alan Katolik kilise 1534’te Cizvitliği geliştirdi. Cizvit papazlar öncülüğünde keşişhaneler kurup hile, desise, siyasi cinayet ve paralel örgütlenmeye giderek tüm dünyada Katolik sömürgecik hareketlerinin muharrik gücü oldu. Cizvit tarikatını örnek edinen Yahudiler de dünyayı ele geçirme sırası bize geldi düşüncesi ile Katolik karşıtı Protestan Anglikan Hıristiyanları da kapsayacak şekilde yeni bir örgütlenme yoluna gittiler. invisible College çatısı altında bilgiyi örgütleme girişimi başlatan Masonlar yeni sömürgecilik düzenini küresel ölçekte ele geçirmek için spekülatif masonlar öncülüğünde Mektup Cumhuriyeti (Republic of Letters) diye adlandırdıkları bir yazışma düzeni kurarak tüm dünyada mektuplaşma yolu ile fikirlerini yayıp o fikirleri paylaşanları genişleterek kendilerine özgü bir müktesebat bu müktesebata inanan bir örgüt oluşturdular. Paralel örgütlenme yöntemi ile Avrupa başta olmak üzere tüm örgütlü yapılara sızarak kamufle olup karar organlarında localarında aldığı kararları uygulatacak güçte etkinleştiler. 1717’de Londra Büyük Locasını kurarak Yeni Bir Dünya tezlerinin startını verdiler. Anayasacılık sürecinin kuluçka dönemi işte bu ahval ve şerait içerisinde döllendi.
24 Haziran 1717 de Londra da mason localarının birleştirilmesi ile kurulan Büyük Mason locası, Mason Localarının üst kurucu metni olacak ilk Anayasa çalışması için üyelerinden Protestan bir rahip olan James Anderson'u görevlendirdi. 1723'te Anderson Anayasası olarak bilinen ilk anayasa masonlar tarafından gizli ve gizemli mason örgütleri için hazırlandı. Anderson Anayasası ile dünyanın her yerinde örgütlenen, tüm müesses yapıları ele geçirerek paralel örgütlenmeler kuran masonların üst akıl olarak aldığı kararlar doğrultusunda, bağımsızlık hareketleri başlatıldı.
Anayasacılık sürecinin kuluçka dönemi diyebileceğimiz dönemde bilginin yeniden tasnifi yapılmış. Evren tasavvurundan insan tasavvuruna, insan Allah ilişkisinden insan eşya ilişkisine değin hayatın tüm ayrıntısına yön veren ne varsa tamamı reddedilerek tüm kavramlar yeniden anlamlandırılmış tüm müesses düzen kurum şeklinde yeniden kurgulanmıştır. Masonların gizemli koleji invisible College’in Kraliyet Cemiyeti'ne (Royal Society) dönüştürülmesiyle 1662'de ilk tüzüğünde kabul edilen "Nullius in verba" (Hiçkimsenin hiçbir dediğini kabullenme) mottosu ile Fellows'un belirttiği gibi egemen olan tüm doğruları tüm otoriteleri reddedip karşı çıkarak deneylerle belirlenen yeni doğrular ile her şeyi yeniden tanımlamışlardır.
Bir tez kapsamında görevlendirilen kişi yada kişilerce hazırlanan bu teoremler "Invisible College" olan bu günkü "Royal Society" üyelerinin onayını aldıktan sonra doğru ilan edilip tüm dünyaya yayılmıştır. Son müneccim, keşiş yada rahipler ilk bilim adamı olarak cici bir imaja büründürülüp Masonik örgütlenmenin PR desteği ile meşhurlaştırıldı. Modernizmin ruhanileri artık bilim adamları oldu. Modern Ruhban sınıfının kutsal incili anayasa, Modernizm dinine göre kurulacak Yeni Dünya Düzeninin yol haritası da Anayasal Düzene geçiş olarak belirlendi.
Kendisi de Masonik üst akıl içerisinde yer alan Francis Bacon’ın New Atlantis romanımsı senaryosunda modellenen küçük devletlerden müteşekkil bir dünya ve Süleyman Mabedinde üst akıl mensubu masonların toplandığı Grand Orient (Büyük Loca) tarafından idare edilen birleşik devletler kurma girişimi; Amerika kıtasında devreye sokuldu.
Yeni bir dünya tezi ile ortaya çıkan çekirdek kadrosunu Yahudilerin oluşturduğu masonik yapılanma klasik din anlayışı yerine yeni bir din konseptinde modern paradigmayı kurgulayıp Katoliklerden sömürgeciliği devralacak bir örgütlenmeye gittiler. Anayasacılık hareketleri bu akılla kurgulanan neo sömürgeciliktir. Katolik sömürgeciliğinden masonik sömürgeciliğe geçiştir. Bu geçişte ilk evre, Katolik sömürgeci Ağalara karşı baş kaldıran kahyalar isyanı ile başlamıştır. Beleşçiliğe alışık bu Ağalarına bağımlılıktan kurtulmak isteyen kahyalar bağımsızlık mücadelesinde beleşe getirmiştir. Yerli halkların işgalcilerine başlattığı isyanlarını çalmış bunu kendi ambalajlarına koyup bağımsızlık mücadelesi diye piyasaya sürmüşlerdir. Sömürgeci aşiret ağalarının kolonileştirdiği topraklara orayı düzene sokmak için efendisine bağımlı kahya olarak atadığı Caudillo olarak bilinen tetikçilerin, ağalık düzeni ile bağları koparıp bağımsız kahyalar düzeni kurma şeklinde girişimlerine bağımsızlık mücadelesi adı verilmiştir. Ağalık düzeninden kahyalık düzenine geçişe ise cumhuriyet rejimi denilmiştir.
Amerika da ki işgalcilerin kahyası şeklinde örgütlendikleri yüzlerce koloniden 13 mason kahyanın kontrolündeki topraklarda bir devlet kuracaksın ve adını da tüm Amerika kıtasını kuşatacak şekilde Amerika Birleşik Devletleri koyacaksın. ABD’yi oluşturan bu mason kahyaların idare ettiği çiftliklerinin toplam yüzölçümü 877.958 km² bir alan kapsar. 42.549.000 km² yüz ölçüme sahip toplam Amerika kıtasını % 2 oranındaki bir alan. 9.834.000 km² yüz ölçüme sahip bu günkü ABD’nin ise sadece % 8,9’luk kısmını oluşturan bu 13 çiftlik kahyasının kurtarılmış bölgesine Amerika Birleşik Devletleri adının verilmesi aslında Masonik aklın küresel stratejisinin ürünüdür. Bu bildiğin Bacon’un New Atlantis’idir. Avrupa’nın bitik ve bitirimlerinden oluşan beyaz derililerinin, Kızılderililerin yurdunda el koydukları kolonilerden 13 tane koloniyi masonlar kapmışlar. Mason kahyaların ağalarına bağımlılıktan çıkıp kurtarılmış bölge şekline dönüştürdükleri bu çiftlikleri idare etmek için mason teorisyenlerin tezleri doğrultusunda koloni anayasalarını hazırlayıp örnek modellerini oluşturmaya başlamışlardır. Koloni (colonia) dedikleri bizim bildiğimiz tarım işletmesi yani çiftlik. Amerika kıtası dedikleri ise Maya, Aztek ve İnka’ların yurdudur. Amerika’nın Keşfi dedikleri genel adıyla Kızılderililerin yurdunu işgaldir. Bu işgalci aşiret ağalarının yerli halkın topraklarına çöküp, mülkün asıl sahiplerini marabalaştırarak ele geçirdikleri topraklarda ulus devletlerden müteşekkil bir New Atlantis kurmak hiç şüphesiz en kolay yoldu.
Katolikliğin merkezi Paris’i üs edinen masonlar Papayı değiştirecek çoğunluğa ulaşacak çapta Katolik kilise içerisine sızıp paralel örgütlenme ile XIV. Clemens’i papa seçtirip Katolik sömürgecilerin global gizli örgütlenmesi olan Cizvitleri illegal ilan ettirerek onların küresel ölçekte örgütlü olan oluşumlarını daha önce ele geçirmişlerdi. Kralı devirecek kralcıları Paris sokaklarından kanlar akacak şekilde giyotinlerle kesecek şekilde Fransız ordusu ve bürokrasisini de ele geçirdiler. Fransız burjuvasını da tamamen domine ettikten sonra Fransa’nın desteği ile İngilizlerin Amerika’daki kolonilerini hedef coğrafya olarak belirlediler. Bu yüzden ilk Anayasal düzen İngilizlerin kontrolünde ki bu 13 mason kahyaya Fransa’nın desteği ile kurulmuş, ilk Anayasa ise ağasız kalmış kahyaların 13 çiftliği nasıl idare edeceğini düzenlemek için 1787 ABD anayasası olarak hazırlanmıştır. Eş zamanlı olarak 1789 Fransız devrimi de aynı masonik üst organizasyon tarafından yürütülmüştür. İkinci Anayasal düzene de Fransa’da geçilmiştir. Ancak ABD’nin hemen burnunun dibindeki Karayipler’de yer alan Fransız sömürgesi olan Haiti adasında Afrika’dan getirilen kölelerin çocukları ve beyazların kirlettiği yerli kadınların babasız çocuklarından oluşan melezlerin başlattığı Haiti isyan bu anayasal sömürgecilik düzeninin kolay olmayacağını ortaya çıkardı. Haiti 1804’te üçüncü anayasal düzene geçen ülke olmasına rağmen ABD’ye katılmak yerine Anayasal İmparatorluk kurdu ve Beyazlara mülk edinme yasağı getirdi.
Fransız Devriminin öncülerinden ve Fransız ordu komutanı olan Napolyon’un masonlar ile arasının açılmasıyla da Bacon’un Yeni Atlantis kurgusu yada Şanslı Adalar ve Birlikleri (The Fortunate Isles and Their Union) tiyatrosunu dünyaya uyarlamanın zor olduğunu gören Modernist teorisyenler Masonik düzeni tesis için yeni teoriler geliştirme yoluna gittiler.
İdeoloji denen bir tılsım ile devşirilen birkaç azgın mankurtlaştırılacak. Kapı komşusuna düşman edilecek. Çeşitliliğin barış içerisinde birlikte yaşadığı halkları bir birine kırdıracak üfürükler ile etnik ve dini çeşitliliği ile birlikte yaşayan halklar uluslara ayrıştırılacak. Etnik ayrıştırıcı tezlerle bütünden koparılarak tektiplileştirilip, eşitlik özgürlük kardeşlik şarkıları eşliğinde yeni dünya düzeni kurucularına koloni yapılacak. İşte bu ruhu anayasalara üflediler. Global ölçekte sömürgeleştirilemeyen ve kimsenin kimseyi tanımlamadığı tanıdığı, herkesin kendisini nasıl tanıtıyorsa öyle kabullendiği, çeşitliliğin birlikte yaşadığı tüm imparatorlukların toprakları artık bu ideolojiler ile kolonileştirilebilirdi.
Süleyman Mabedindeki seçkinlerin direktiflerine göre kurtarılmış bölgeler ilan edilip ulus devletlere dönüşecek ve bu ulus devletlerde de evrenin ulu mimarının takdis ettiği doğruların “değiştirilemez hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez” anayasa olarak modern İncil dogmatizmiyle hayatın tüm ayrıntısına yön vermesinin adıdır; Anayasal Düzene geçiş. Süleyman Mabedinde hazırlanan anayasa metinlerine üflenen ruh yani Anayasaların ruhu da ideolojilerdir. Tüm ulus devletler; azgın azınlığın mütedeyyin çoğunluğu tahakküm altına aldığı ırkçı ve sosyalist karakteristiğe sahip terör çetelerinin kurtarılmış bölgeleridir. Ulus devlet anayasaları da işgal komiserleri tarafından hazırlanan ve işgalcilerin değerlerini, doğrularını, doğrulama normlarını yerli halka dayatmak üzere yürürlüğe konan işgal genelgeleridir. Tüm ulus devlet anayasaları birbirinin aynısı yada benzeridir. Tek farkları anayasanın hazırlandığı dildir.
İngiliz Hannover Hanedanlığı Ağası III. George’un Virginia'ya Kolonisi kahyası Robert Dinwiddi’nin Logstown Plantasyon’na kahya değenekçisi olarak atadığı Kızılderili yerlilerin köyleri yutan (Conotocaurius) adı verdiği George Washington adlı mason kahya öncülüğünde Kurucu Babalar olarak bilinen ve hepsi mason locası üyesi olan John Adams, Benjamin Franklin, Alexander Hamilton, John Jay, Thomas Jefferson, James Madison adlı bitirimler Philadelphia çiftliğinde toplanarak bir deli gömleği hazırlamışlar. Washington ile aynı mason locası üyesi olan Jefferson’ın kaleme aldığı hem 4 Temmuz 1776’da yayınlanan Amerikan Bağımsızlık Bildirisi ve hem de 26 Ağustos 1789’da yayınlanan Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi Anayasaların esin kaynağı olan metinlerdir.
Hâsılı kelam; Anayasal düzen adlı deli gömleği insanlığa giydirilmezden evvel tüm dünyada herkes kendi doğrularına göre yaşardı. Aynı doğrulara inanalar kendi örfleri, ananeleri, fıkıhlarına göre hayatlarını tanzim ederlerdi. Kimse kimseye sen şu kurallara uyacaksın diye bir dayatma yapmazdı. Çeşitliliğin birlikteliği ekseninde herkesin kendisi olarak yer aldığı, mahalle ölçeğine kadar uygulama alanı bulan yerleşimlerinde özgür ve kendisi olarak yaşadıkları bir dünya vardı.
Demokrasi dedikleri ise en idealize edilmiş şekliyle % 50+1’lik çoğunluğun pratikte ise % 20-30 arası bir ekseriyetin reyini alan bir avuç seçilmişin bir ulus devlet içerisinde yer alan herkese, kendilerine rey verenlerin bile kanaatlerinin aksine olan doğrularını dayatılmasıdır. Çoğunluk almayan olamayanların ise hiçbir dediğinin kabul görmemesidir.
İslam medeniyeti çoğunlukçu değil çoğulcu bir toplumsal model kapsamında ırs-i ve iradi çeşitliliğin birlikteliğini tesis etmiş bir medeniyettir. Köy ölçeğinde bile duvar duvara kilise cami havra inşa etmiş etnik ve dini çeşitliliği 1400 yılı aşkın bir zaman şahittir ki barış içerisinde birlikte yaşatmıştır. Hıristiyan, Müslüman Yahudi hatta Mecusileri ile hiçbir dini çeşitlilik Müslümanlarca idare edilen coğrafyalarda asimile edilmemiştir. Hiçbir etnik kimlik soykırıma uğrayarak kaybolmamıştır. Ancak bir insan ömrü kadar bir süredir dünyaya egemen olan Masonik aklın kurduğu modernizmde ise tüm çeşitlilikler asimile edilerek herkes tüm yaşam ayrıntısı ile alafranga bir yaratığa evirilmiş, tek tiplileştirilmiştir.
İnsani çeşitliliği tektipleştiren hepsi tek tip olan anayasalardır. İnsanlığı kurumlara köleleştirip gerçek şahısları tüzel kişiliklere adayan düzenin adı da anayasal düzendir.
İnsan doğası insanlığa giydirilen bu deli gömleğini sırtından atmak için evrensel bir hareketlilik içerisindedir. Çoğunlukçuluk yerine çoğulculuğun, tektipleştiricilik yerine çeşitliliğin yükselen değer olduğu bir dünyaya doğru, insanlık insan doğasına uygun bir düzen arayışındadır.
1700’lü yıllardaki tılsımdan uyanmayanlar olağan sürekli talep olan anayasa değişikliğini değiştirilmez dogmatik anayasacılık ile çözeceklerini sananlar Anayasayı değiştirse de bu değişiklik işe yaramayacaktır. Bu gün mikro ölçekte ulus devletten aşiret devlete geçiş yaşanırken makro ölçekte onlarca farklı ulus devlet AB Anayasası gibi anayasal birliktelikler oluşturma arayışındadır.
Anayasa değişikliği değil değişik Anayasa anlayışı ile bizde medeniyetler rekabetinde medeniyet havzamızdaki halklara öncülük edebiliriz. Ulus Devlet hapishanesinden çıkıp Medeniyet havzamızdaki farklı ulus devlet halklarını da kapsayarak büyüyebiliriz.
Kurucu Meclis’in ALATURKA aklına dönüp ademi merkeziyetçi bir devlet anlayışı ile başkanlık sistemini Büyük Millet Meclisinin şahsında mündemiç olan Anayasalı Başkanlık Sistemi’ne dönüştürmeliyiz. Reis-i Cumhur’un neyi nerde ne zaman kimle yaparak nasıl bir devlet örgütleyeceğini belirten Teşkilat-ı Esasi benzeri örgütlenme esaslarını, Seçmenden rey alırken teşri meclisi azalarının farklı kesimlerle birlikteliklerini nasıl düzenleyeceğini içeren taahhütlerin yer aldığı seçim beyannamesini ve başkanın görev süresince yapacaklarını kapsayan ve icra heyetinin halka onaylatılacağı halkçılık programı benzeri faaliyet programını içeren üçlü metinden müteşekkil yeni nesil anayasacılık anlayışı geliştirmeliyiz. Her başkanın kendi Anayasası ile seçildiği bir sisteme geçmeliyiz.
Anayasa dogması ile halkın önünü tıkamak yerine her başkanın kendi anayasası ile seçileceği değişken anayasacılık mantığı ile değişik bir anayasalı düzen kurmalıyız. Anayasacılık yerine Anayasallık öncüllenmelidir.
Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV | |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
1 | Galatasaray | 28 | 22 | 1 | 5 | 69 | 29 | 71 | +40 |
2 | Fenerbahçe | 27 | 20 | 2 | 5 | 67 | 25 | 65 | +42 |
3 | Samsunspor | 28 | 15 | 7 | 6 | 44 | 32 | 51 | +12 |
4 | Beşiktaş | 27 | 13 | 6 | 8 | 41 | 27 | 47 | +14 |
5 | Eyüpspor | 28 | 12 | 8 | 8 | 41 | 32 | 44 | +9 |
6 | Başakşehir FK | 27 | 11 | 10 | 6 | 44 | 38 | 39 | +6 |
7 | Göztepe | 27 | 10 | 9 | 8 | 45 | 35 | 38 | +10 |
8 | Gaziantep FK | 27 | 11 | 11 | 5 | 36 | 36 | 38 | 0 |
9 | Kasımpaşa | 28 | 9 | 8 | 11 | 49 | 52 | 38 | -3 |
10 | Trabzonspor | 27 | 9 | 9 | 9 | 44 | 32 | 36 | +12 |
11 | Antalyaspor | 28 | 10 | 12 | 6 | 32 | 52 | 36 | -20 |
12 | Konyaspor | 28 | 9 | 12 | 7 | 34 | 40 | 34 | -6 |
13 | Çaykur Rizespor | 27 | 10 | 14 | 3 | 34 | 46 | 33 | -12 |
14 | Alanyaspor | 28 | 8 | 13 | 7 | 32 | 42 | 31 | -10 |
15 | Sivasspor | 28 | 8 | 14 | 6 | 38 | 46 | 30 | -8 |
16 | Bodrum FK | 28 | 8 | 14 | 6 | 22 | 33 | 30 | -11 |
17 | Kayserispor | 27 | 7 | 11 | 9 | 32 | 46 | 30 | -14 |
18 | Hatayspor | 27 | 4 | 16 | 7 | 29 | 51 | 19 | -22 |
19 | Adana Demirspor | 27 | 2 | 21 | 4 | 26 | 65 | 2 | -39 |
Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV | |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
1 | Kocaelispor | 31 | 18 | 5 | 8 | 47 | 25 | 62 | +22 |
2 | Fatih Karagümrük | 31 | 16 | 7 | 8 | 50 | 30 | 56 | +20 |
3 | Erzurumspor FK | 31 | 16 | 9 | 6 | 45 | 26 | 54 | +19 |
4 | Gençlerbirliği | 31 | 14 | 8 | 9 | 40 | 32 | 51 | +8 |
5 | Bandırmaspor | 31 | 14 | 8 | 9 | 41 | 38 | 51 | +3 |
6 | İstanbulspor | 31 | 15 | 12 | 4 | 49 | 30 | 49 | +19 |
7 | Çorum FK | 31 | 12 | 9 | 10 | 40 | 33 | 46 | +7 |
8 | Amed SK | 31 | 11 | 7 | 13 | 35 | 28 | 46 | +7 |
9 | Boluspor | 31 | 12 | 10 | 9 | 37 | 30 | 45 | +7 |
10 | Ümraniyespor | 31 | 12 | 10 | 9 | 42 | 36 | 45 | +6 |
11 | Esenler Erokspor | 31 | 11 | 9 | 11 | 44 | 38 | 44 | +6 |
12 | Iğdır FK | 31 | 12 | 11 | 8 | 35 | 30 | 44 | +5 |
13 | Keçiörengücü | 31 | 11 | 11 | 9 | 49 | 42 | 42 | +7 |
14 | Pendikspor | 31 | 11 | 12 | 8 | 38 | 40 | 41 | -2 |
15 | Sakaryaspor | 31 | 9 | 10 | 12 | 41 | 45 | 39 | -4 |
16 | MKE Ankaragücü | 31 | 11 | 15 | 5 | 39 | 37 | 38 | +2 |
17 | Manisa FK | 31 | 11 | 16 | 4 | 38 | 42 | 37 | -4 |
18 | Şanlıurfaspor | 31 | 9 | 15 | 7 | 37 | 42 | 34 | -5 |
19 | Adanaspor | 31 | 6 | 16 | 9 | 26 | 50 | 27 | -24 |
20 | Yeni Malatyaspor | 31 | 0 | 31 | 0 | 11 | 110 | 21 | -99 |
Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV | |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
1 | Sarıyer | 28 | 20 | 2 | 6 | 69 | 18 | 66 | +51 |
2 | Batman Petrolspor | 28 | 21 | 5 | 2 | 51 | 20 | 65 | +31 |
3 | GMG Kastamonuspor | 28 | 16 | 2 | 10 | 48 | 21 | 58 | +27 |
4 | Altınordu | 28 | 15 | 3 | 10 | 52 | 25 | 55 | +27 |
5 | Adana 1954 Futbol Kulübü | 28 | 15 | 7 | 6 | 49 | 25 | 51 | +24 |
6 | İskenderunspor A.Ş. | 28 | 12 | 6 | 10 | 43 | 29 | 46 | +14 |
7 | Beykoz Anadolu | 28 | 13 | 9 | 6 | 38 | 37 | 45 | +1 |
8 | 1461 Trabzon FK | 28 | 10 | 11 | 7 | 35 | 32 | 37 | +3 |
9 | Fethiyespor | 28 | 9 | 9 | 10 | 30 | 28 | 37 | +2 |
10 | Kırklarelispor | 28 | 9 | 10 | 9 | 35 | 33 | 36 | +2 |
11 | 24Erzincanspor | 28 | 8 | 10 | 10 | 38 | 43 | 34 | -5 |
12 | Isparta 32 Spor | 28 | 6 | 10 | 12 | 25 | 31 | 30 | -6 |
13 | Sincan Belediye Ankaraspor | 28 | 7 | 13 | 8 | 31 | 35 | 29 | -4 |
14 | İnegölspor | 28 | 7 | 10 | 11 | 31 | 41 | 29 | -10 |
15 | Kepezspor FAŞ | 28 | 6 | 15 | 7 | 28 | 41 | 25 | -13 |
16 | Karaköprü Belediyespor | 28 | 4 | 16 | 8 | 27 | 45 | 20 | -18 |
17 | Altay | 28 | 6 | 19 | 3 | 23 | 61 | 18 | -38 |
18 | Hes İlaç Afyonspor | 28 | 0 | 27 | 1 | 6 | 94 | 5 | -88 |
Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV | |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
1 | Bursaspor | 25 | 17 | 1 | 7 | 54 | 12 | 58 | +42 |
2 | Karşıyaka | 26 | 16 | 4 | 6 | 50 | 23 | 54 | +27 |
3 | Belediye Kütahyaspor | 25 | 14 | 5 | 6 | 45 | 26 | 48 | +19 |
4 | Düzcespor | 25 | 13 | 5 | 7 | 33 | 22 | 46 | +11 |
5 | Muş Spor Kulübü | 25 | 11 | 4 | 10 | 33 | 20 | 43 | +13 |
6 | Silifke Belediye Spor | 25 | 11 | 7 | 7 | 42 | 28 | 40 | +14 |
7 | Anadolu Üniversitesi | 25 | 10 | 8 | 7 | 33 | 28 | 37 | +5 |
8 | Artvin Hopaspor | 25 | 8 | 8 | 9 | 17 | 24 | 33 | -7 |
9 | Kahramanmaraşspor | 25 | 8 | 12 | 5 | 27 | 34 | 29 | -7 |
10 | Bulvarspor | 25 | 7 | 11 | 7 | 29 | 44 | 28 | -15 |
11 | Tokat Bld Plevnespor | 25 | 6 | 11 | 8 | 21 | 25 | 26 | -4 |
12 | Bornova 1877 | 25 | 5 | 10 | 10 | 31 | 42 | 25 | -11 |
13 | Kırşehir Futbol SK | 25 | 6 | 13 | 6 | 23 | 44 | 24 | -21 |
14 | 23 Elazığ Futbol Kulübü | 25 | 5 | 12 | 8 | 15 | 25 | 23 | -10 |
15 | Kuşadasıspor | 26 | 6 | 18 | 2 | 22 | 47 | 20 | -25 |
16 | Ergene Velimeşe | 25 | 3 | 17 | 5 | 11 | 42 | 14 | -31 |
Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
---|---|---|---|
04/04/2025 | Adana Demirspor | vs | Kayserispor |
05/04/2025 | Çaykur Rizespor | vs | Sivasspor |
05/04/2025 | Başakşehir FK | vs | Konyaspor |
05/04/2025 | Antalyaspor | vs | Samsunspor |
06/04/2025 | Alanyaspor | vs | Bodrum FK |
06/04/2025 | Hatayspor | vs | Eyüpspor |
06/04/2025 | Fenerbahçe | vs | Trabzonspor |
07/04/2025 | Göztepe | vs | Gaziantep FK |
07/04/2025 | Kasımpaşa | vs | Beşiktaş |
Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
---|---|---|---|
04/04/2025 | İstanbulspor | vs | Yeni Malatyaspor |
04/04/2025 | Amed SK | vs | Iğdır FK |
04/04/2025 | Şanlıurfaspor | vs | Boluspor |
05/04/2025 | Manisa FK | vs | Keçiörengücü |
05/04/2025 | Sakaryaspor | vs | Adanaspor |
05/04/2025 | Çorum FK | vs | Esenler Erokspor |
05/04/2025 | Fatih Karagümrük | vs | Erzurumspor FK |
06/04/2025 | Ümraniyespor | vs | Pendikspor |
06/04/2025 | Bandırmaspor | vs | Kocaelispor |
06/04/2025 | MKE Ankaragücü | vs | Gençlerbirliği |
Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
---|---|---|---|
02/04/2025 | Fethiyespor | vs | 1461 Trabzon FK |
02/04/2025 | Batman Petrolspor | vs | Karaköprü Belediyespor |
02/04/2025 | Beykoz Anadolu | vs | Adana 01 Futbol Kulübü |
02/04/2025 | GMG Kastamonuspor | vs | Altınordu |
02/04/2025 | Isparta 32 Spor | vs | Kepezspor FAŞ |
02/04/2025 | Kırklarelispor | vs | İnegölspor |
02/04/2025 | Sincan Belediye Ankaraspor | vs | Sarıyer |
06/04/2025 | Adana 01 Futbol Kulübü | vs | İskenderunspor A.Ş. |
06/04/2025 | Batman Petrolspor | vs | İnegölspor |
06/04/2025 | Sincan Belediye Ankaraspor - 24Erzincanspor | Sincan Belediye Ankaraspor ligdeki son 5 maçında hiç kaybetmedi | Sincan Belediye Ankaraspor yenilmez |
06/04/2025 | Sincan Belediye Ankaraspor - 24Erzincanspor | 24Erzincanspor ligdeki son 10 maçında hiç kazanamadı | Sincan Belediye Ankaraspor yenilmez |
06/04/2025 | Batman Petrolspor - İnegölspor | Batman Petrolspor ligde evindeki son 13 maçında hiç kaybetmedi | Batman Petrolspor yenilmez |
06/04/2025 | GMG Kastamonuspor - Kırklarelispor | GMG Kastamonuspor ligdeki son 15 maçında hiç kaybetmedi | GMG Kastamonuspor yenilmez |
06/04/2025 | Fethiyespor - Kepezspor FAŞ | Fethiyespor ligde evindeki son 8 maçında hiç kaybetmedi | Fethiyespor yenilmez |
Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
---|---|---|---|
02/04/2025 | Anadolu Üniversitesi | vs | Kırşehir Futbol SK |
02/04/2025 | Düzcespor | vs | Bornova 1877 |
02/04/2025 | Ergene Velimeşe | vs | 23 Elazığ Futbol Kulübü |
02/04/2025 | Kahramanmaraşspor | vs | Bursaspor |
02/04/2025 | Muş Spor Kulübü | vs | Bulvarspor |
02/04/2025 | Silifke Belediye Spor | vs | Belediye Kütahyaspor |
02/04/2025 | Tokat Bld Plevnespor | vs | Artvin Hopaspor |
06/04/2025 | Anadolu Üniversitesi | vs | Düzcespor |
06/04/2025 | Muş Spor Kulübü - Tokat Bld Plevnespor | Tokat Bld Plevnespor ligde deplasmandaki son 7 maçında hiç kazanamadı | Muş Spor Kulübü yenilmez |
06/04/2025 | Bursaspor - 23 Elazığ Futbol Kulübü | 23 Elazığ Futbol Kulübü ligdeki son 5 maçında hiç kazanamadı | Bursaspor yenilmez |
06/04/2025 | Silifke Belediye Spor - Bornova 1877 | Bornova 1877 ligdeki son 10 maçında hiç kazanamadı | Silifke Belediye Spor yenilmez |
06/04/2025 | Muş Spor Kulübü - Tokat Bld Plevnespor | Muş Spor Kulübü ligde evindeki son 12 maçında hiç kaybetmedi | Muş Spor Kulübü yenilmez |
06/04/2025 | Bursaspor - 23 Elazığ Futbol Kulübü | Bursaspor ligde evindeki son 13 maçında hiç kaybetmedi | Bursaspor yenilmez |
06/04/2025 | Anadolu Üniversitesi - Düzcespor | Anadolu Üniversitesi ligde evindeki son 9 maçında hiç kaybetmedi | Anadolu Üniversitesi yenilmez |