beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Nursi ÜNALAN

facebook-paylas
Resetlenme Zamanı: Ramazan
Tarih: 01-02-2026 21:04:00 Güncelleme: 01-02-2026 21:04:00


Bismillâhirrahmanirrahim.

Resetlenme Zamanı: Ramazan

Zaman… Sessiz ama kararlı adımlarla ilerleyen, kimseyi beklemeyen bir yolcu. İnsan çoğu zaman onun akışını fark edemez; ta ki aynaya baktığında geçen yılları, kalbine baktığında biriken ihmalleri görene kadar. Oysa her geçen saniye, bizi bu fani âlemden ebedî âleme biraz daha yaklaştırmaktadır.
Yüce Allah bu hakikati şöyle bildirir:
“Yeryüzünde bulunan her canlı fanidir.” (Rahmân, 55/26)

Bu dünya, kalıcı bir yurt değil; kısa bir konaklama yeridir. Her şey gibi insanın da bir eceli vardır. Ne bir an ileri alınabilir ne de geri bırakılabilir:
“Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebût, 29/57)

İnsan, ölümün ne zaman geleceğini bilmez; fakat geleceğinden asla şüphe etmez. Bu bilgi, mümin için bir korku değil; bir uyanış sebebidir. Çünkü Rabbimiz, hayatı ve ölümü başıboş yaratmamıştır:
“Hanginizin daha güzel amel yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk, 67/2)

Rahmân olan Allah, kulunu en iyi bilendir. Zaaflarımızı, hataya meyilli oluşumuzu, bazen bilerek bazen gafletle günaha düşeceğimizi bilir. İşte bu yüzden rahmeti, gazabını kuşatmıştır. Tevbe kapısını da ölüm anına kadar açık tutmuştur:
“De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar.” (Zümer, 39/53)

Peygamber Efendimiz (sav) bu ilahî merhameti bize şöyle haber verir:
“Allah, kulunun tevbesini, sizden birinizin ıssız bir çölde devesini kaybedip sonra onu bulmasından daha çok sever.” (Müslim, Tevbe, 7)

Ne var ki insan, bu büyük lütfu çoğu zaman erteler. Dünya meşgaleleri, geçim kaygısı, alışkanlıklar ve bitmeyen “sonralar” arasında ömür sermayesini tüketir. Kur’an bu gafleti sert bir dille uyarır:
“Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır.” (Münâfikûn, 63/9)

İşte tam da böyle bir hâl üzereyken, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı mübarek Ramazan ayının gölgesi üzerimize düşüyor. İçinde “bin aydan daha hayırlı” olan Kadir Gecesi’ni barındıran bu ay, sadece aç kalmak değil; kalbi arındırmak, ruhu diriltmek ve hayatı yeniden anlamlandırmak için ilahî bir davettir:
“Ramazan ayı; insanlara doğru yolu gösteren, hidayetin ve hak ile batılı ayırmanın apaçık delilleri olan Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara, 2/185)

Nice insanlar vardı ki bu aya ulaşmayı çok istediler; fakat ecelleri buna izin vermedi. Nice “yarın tevbe ederim” diyenler, yarına ulaşamadı. Ve artık hiçbir “keşke”, zamanı geri getirmeye yetmez:
“Onlardan birine ölüm geldiğinde der ki: Rabbim! Beni geri gönder; belki terk ettiğim şeylerde salih amel işlerim.” Hayır! Bu, onun söylediği boş bir sözdür. (Mü’minûn, 23/99–100)

Ramazan, mümin için ilahî bir muhasebe mevsimidir. Nerede eksildik? Hangi ibadeti ihmal ettik? Hangi kalbi kırdık, hangi hakkı göz ardı ettik? Rabbimiz bu sorgulamaya bizi şöyle çağırır:
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın.” (Haşr, 59/18)

Bu ay, kendimizi “resetlemek” için eşsiz bir fırsattır. Günah yükleriyle ağırlaşan kalbi hafifletmek, unuttuğumuz değerleri yeniden hatırlamak, Kur’an’la bağımızı tazelemek için rahmet dolu bir moladır. Peygamberimiz (sav) Ramazan’ın bu yönünü şöyle müjdeler:
“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Savm, 6)

Dünya hayatı tamamen terk edilecek bir yer olmadığı gibi, uğruna ahiretin feda edileceği bir yurt da değildir. Asıl yurt, asıl hayat ahirettir:
“Bu dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Ahiret yurdu ise takvâ sahipleri için daha hayırlıdır.” (En‘âm, 6/32)

Ramazan; durup düşünme, yönümüzü yeniden tayin etme, Rabbimize bir adım daha yaklaşma zamanıdır. Bu ayı sadece takvimden geçen bir zaman dilimi olarak değil, ebedî hayatımızın dönüm noktası olarak görebilirsek, belki de bütün bir ömrümüz değişecektir.

Şimdi kendimize sormamız gereken soru şudur:
Bu Ramazan, bizi Allah’a biraz daha yaklaştıracak mı; yoksa gelip geçen aylardan biri olarak mı kalacak? Bu Ramazan, bizim için sadece takvimde işaretli bir ay mı olacak, yoksa ebedî hayatımızın dönüm noktası mı?

Ramazan; kalbi arındırmak, iradeyi terbiye etmek, Kur’an’la yeniden bağ kurmak ve Rabbimize bir adım daha yaklaşmak için ilahî bir mola, kutsal bir duraktır. Bu durakta biraz durup yönümüzü kontrol edebilirsek, belki de bütün bir ömrün rotası değişecektir.

Allah’ım… Bizi Ramazan’a ulaştıran Sana hamdolsun.
Kalplerimizi imanla sabit kıl; zira Sen buyurdun ki: “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra‘d, 13/28)

Bizi gafletten uyandır, nefsimizin esiri olmaktan muhafaza eyle. Günahlarımız çok olsa da rahmetinin daha geniş olduğunu biliyoruz: “Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır.” (A‘râf, 7/156)

Bu Ramazan’ı bizim için bir arınma mevsimi kıl Allah’ım.
Peygamberinin müjdesine nail olanlardan eyle bizleri: “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî)

Kur’an’ı kalplerimizin nuru, namazı gözümüzün aydınlığı, tevbeyi hayatımızın dönüm noktası eyle.

Ömrümüzü Sana yaklaştıran amellerle bereketlendir. Son nefesimizi imanla, hesabımızı kolay, akıbetimizi hayır eyle. Bizi dünyada Sana hakkıyla kul, ahirette Resûlün’e komşu olanlardan eyle Allah’ım.

 “Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı en çok olan Sensin.” (Âl-i İmrân, 3/8)

Rabbimiz! Bizi bağışla, bize acı. Şüphesiz Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.” (A‘râf, 7/151)

“Rabbimiz! Nefislerimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz.” (A‘râf, 7/23)

Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle birlikte al.”
(Âl-i İmrân, 3/193)

“Rabbimiz! Biz iman ettik. Öyleyse günahlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru.”
(Âl-i İmrân, 3/16)

Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.” (Bakara, 2/201)

“Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün bizi utandırma. Şüphesiz Sen vaadinden dönmezsin.”
(Âl-i İmrân, 3/194)

“Rabbimiz! Bizi Sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da Sana teslim olan bir ümmet çıkar.” (Bakara, 2/128)

Hicri 1447. Yılın Şâban ayına girdik. “Allahım! Bize Receb ve Şâban aylarını mübarek kıl ve bizi hayırla Ramazan’a ulaştır” diyor, duâ bekliyoruz.
 

 

Nursi ÜNALAN

                                                                                                nursiunalan@hotmail.com

 



Bu yazı 2789 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI