beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Nursi ÜNALAN

facebook-paylas
Beş Ganimet
Tarih: 12-01-2026 22:58:00 Güncelleme: 12-01-2026 22:58:00


Beş Ganimet

İnsanoğlu, elindekinin kıymetini çoğu kez kaybedince anlar. Zaman akar, ömür tükenir, fırsatlar bir bir geride kalır. Oysa Allah Teâlâ, insana her gün yeniden doğma imkânı verir. Her sabah, yeni bir başlangıç; her nefes, yeni bir fırsattır. Fakat bu fırsatlar çoğu zaman fark edilmeden geçip gider.

Art arda yılları sayar olduk. “Su gibi geçer” dedikleri bu olsa gerek. Daha dün 2025 yılını yaşıyorduk. Bir bakmışsın 2026 da bitmiş, gitmiş. Giden hayatımızdır halbuki.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), insanın bu gafletini sarsacak bir ikazda bulunur ve şöyle buyurur:

“Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil:
Gençliğini ihtiyarlığından önce, Sağlığını hastalıktan önce, Zenginliğini fakirlikten önce,
Boş vaktini meşguliyet gelmeden önce,Hayatını ölüm gelmeden önce.”
(Tirmizî, Zühd, 25)

Bu hadis, yalnızca bir nasihat değil; aynı zamanda bir hayat pusulasıdır.
Rasulullah Efendimiz, insanı dünyanın geçici aldanışlarından kurtarıp kalıcı olana yönlendirir. Çünkü farkına varmak, insanın kurtuluş kapısıdır.

1. Gençlik: Kudretin ve Kulluğun Kesiştiği Yer

Gençlik, ömrün baharıdır. Gözlerde ışıltı, kalpte heyecan, bedende güç vardır. Fakat bu enerji, çoğu kez heveslerin ardına sürüklenir.
Oysa gençlik, Allah yolunda kullanıldığında ömrün en bereketli zamanıdır.

Kur’ân-ı Kerim, Ashâb-ı Kehf’ten bahsederken, onların “Rablerine iman eden gençler” olduğunu söyler (Kehf, 13). Onlar, genç yaşta imanı tercih etmiş, dünya nimetlerinin cazibesine aldanmamışlardı. Bu örnek, çağları aşan bir mesajdır: İmanla yanan bir gençlik, karanlığı aydınlatır.

Rasulullah (s.a.s.), kıyamet gününde Allah’ın arşının gölgesinde barınacak yedi sınıftan birinin “Rabbine ibadetle yetişen genç” olduğunu bildirmiştir. (Buhârî, Ezan, 36)
Gençlik, ömrün en kıymetli sermayesidir. Çünkü o yaşta yapılan ibadet, sadece bedenin değil, ruhun da taze nefesidir.

Ne mutlu o gence ki, gençliğini eğlencenin değil, anlamın peşinde geçirir; hevesin değil, hizmetin yolunda harcar. Çünkü bir gün saç ağaracak, dizler titriyecek; ama Allah için geçen bir gençlik asla solmayacaktır. Günümüzün kahraman gençleri herhalde Gazze’de Siyonistlere karşı cihad eden, hyatlarını ebedî cennete çeviren Gazzeli kahramanlardır. Gıpta edilecek günümüzün örnek gençleri onlar olsa gerek.

2. Sağlık: Emânet Edilmiş Bir Güç

İnsan, nefes alır ama çoğu zaman o nefesin kıymetini bilmez. Ta ki nefes almak zorlaşıncaya kadar… 2020’deki pandemi dönemini hatırlıyor musunuz… Koronaya yakalananların rahat bir nefes almak için hangi pozisyonlara girdiklerini gözünüzün önüne getirin. Dünyadaki tüm saltanatlar bir nefes sağlık için fedâ edilir. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”
Sağlık, sessiz bir nimettir; fark edilmez ama kaybedildiğinde her şey durur.

Rasulullah (s) şöyle buyurmuştur:
“İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetinde aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikâk, 1)

Her sağlam adım, her derin nefes, Allah’ın “Hayy” isminin bir tecellisidir.
Kur’ân bize, “Sonra o gün, her nimetten mutlaka hesaba çekileceksiniz” (Tekâsür, 8) diye hatırlatır. Bu hesaba sağlık da dahildir.

O hâlde insan, bedenini Rabbine hizmet aracı kılmalıdır. Sağlığını Allah yolunda kullanmak, onun şükrünü eda etmektir.
Namaza kalkabilmek, oruç tutabilmek, yardıma koşabilmek… Bunların hepsi, sağlıkla mümkündür.
Bu yüzden, “Elimden ne gelir ki?” demek yerine, o elin tutabildiği kadar iyilik yapmayı denemeliyiz. Çünkü bir gün o eller, güçsüz düşecektir. “Eyvah, keşke”lerin hayatımızda çok az yeri olsun istiyorsak bu altın kuralları kulağımıza küpe yapmalıyız.

3. Zenginlik: Verenin Asıl Zengin Olduğu Hâl

Zenginlik, yalnızca parayla ölçülmez. Bazısı malıyla zengindir, bazısı bilgisiyle, bazısı kalbindeki merhametle.
Rabbimiz, “Allah kime rızık verirse, onu imtihan eder” (Furkan, 20) buyurur. Zenginlik, imtihanın bir başka yüzüdür. Sonuçta herkes bir açıdan zengindir ve sahip olduklarının kıymetini bilmelidir. Hem her şey gibi zenginlik de aynı zamanda bir imtihan vesilesidir.

Kur’ân, infakı -yani paylaşmayı - öyle bir anlatır ki, cömertlik adeta bir iman göstergesi hâline gelir:
“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren bir tohum gibidir; her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine kat kat verir.” (Bakara, 261)

Zenginliğini paylaşabilen, malın kölesi değil, sahibidir. Çünkü mal, kalpte değil, elde olmalıdır.
Rasulullah (s), “Gerçek zenginlik mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir.” (Buhârî, Rikâk, 15) buyurarak bu gerçeği özetler.

Zenginliğini Allah yoluna harcayan kimse, infak ettikçe artar, cimrileştikçe azalır. Çünkü Allah yolunda verilen hiçbir şey kaybolmaz; bilakis ebedî hazinenin bir tuğlası olur.

4. Boş Vakit: Sessizce Kaybolan Servet

Zaman, insana verilen en adil nimettir. Herkesin bir günü 24 saattir; fakat kimileri o 24 saate bir ömür sığdırır, kimileri bir ömrü harcar.

İmam Şâfiî der ki: “Zaman, kılıç gibidir; sen onu kesmezsen o seni keser.”
Gerçekten de vakit, ya insanı yükseltir ya da tüketir.

Kur’ân, “Boş kaldın mı hemen (başka) bir işe koyul ve yalnız Rabbine yönel” (İnşirâh, 7–8) buyurur. Çünkü boşluk, gafletin kapısıdır.
Bugün, “Biraz dinleneyim” diye ertelediğimiz bir iyilik, yarın yapılmadan kalabilir. Şeytan binbir vesvese ile kişiyi iyilik yapmaktan alıkoyabilir. Ya da umulmadık bir engel çıkar.
Bir kitap açmak, bir yetimi sevindirmek, bir duâ etmek, bir hatayı düzeltmek... Bazen bir dakika bile, bir ömrü değiştirmeye yeter.

Rasulullah (s), her anını anlamla doldurmuştu. Gecesini ibadetle, gündüzünü tebliğle geçirir, ashabına “Bugün, hangi kardeşine faydan dokundu?” diye sorardı.
Boş vakit, Rabbine yaklaşma fırsatıdır; değerlendirilmeyen vakit, ömrün sessiz kaybıdır.

En önemli kayıp ise kişinin ne dünyasına, ne ahretine fayda sağlamayan gereksiz, boş işlerle zamanını heder etmesidir. Kur’ân ifadesiyle Firdevs cennetlerinin vârislerinin özelliklerinden biri de o müminlerin lüzumsuz, faydasız işlerden yüz çevirenlerdir.

5. Hayat: Son Nefese Kadar Süren Fırsat

Hayat… İnsan için hem en büyük nimet hem en ağır sorumluluktur. Her doğan, ölüme doğru yürür; ama bu yürüyüş, anlamsız değildir.
Kur’ân’da Rabbimiz buyurur:
“O, hanginizin daha güzel amel edeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk, 2)

Hayat bir sınavdır. Kimisi sabırla, kimisi şükürle kazanır. Kimisi de gafletle kaybeder.
Rasulullah (s) şöyle buyurur: “Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kimsedir.” (Tirmizî, Kıyamet, 25)

Hayatı ganimet bilmek, tövbeyi ertelememek, affetmeyi geciktirmemek, iyiliği yarına bırakmamaktır.
Çünkü ölüm, “henüz sırası gelmemiş” değildir; her an gelebilir.
Ne mutlu o insana ki, ölüm geldiğinde arkasında duâ bırakır; ömrüyle bir iz, gönüllerde, “bâki kalan bu kubbede hoş bir sadâ” bırakır.

Sonuç: Farkında Yaşamak

Bu beş ganimet — gençlik, sağlık, zenginlik, vakit ve hayat — insanın elindeki en kıymetli sermayedir.
Her biri, bir gün elimizden alınacaktır. Ama her biri, doğru kullanıldığında ebedî kazanca dönüşür.

İmam Gazâlî der ki:
“Ey insan! Sermayen ömründür. Her geçen an, bir parçası senden kopup gider. Öyleyse kalanını iyi değerlendir.”

Rasulullah’ın sözü, çağların ötesinden bugüne sesleniyor:
“Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil.”

Bu, sadece bir öğüt değil, bir farkındalık çağrısıdır.
Çünkü hayat, farkına varanlar için bir ganimettir.
Ve kim bu farkındalıkla yaşarsa, yalnızca ömrünü değil, ebediyetini de kazanır.

Bu dileklerle hayırlı bir yıl diliyorum.

 

Nursi ÜNALAN

nursiunalan@hotmail.com

 



Bu yazı 3627 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI